YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/4104
KARAR NO : 2016/12500
KARAR TARİHİ : 22.06.2016
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılarak üzerine pilon dikilip enerji nakil hattı geçirilen taşınmazın, pilon yeri bedeli ile irtifak hakkı karşılığının tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın dava şartı yokluğundan reddine dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi, davacı vekilince verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, kamulaştırmasız el atılarak üzerine pilon dikilip enerji nakil hattı geçirilen taşınmazın, pilon yeri bedeli ile irtifak hakkı karşılığının tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, uzlaşma usulünün uygulanmadığından bahisle, dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun geçici 6.maddesinde değişiklik yapan ve 11.06.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6487 sayılı Yasanın 21.maddesi gereğince; “Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 09/10/1956 tarihi ile 04/11/1983 tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiili olarak el konulması sebebiyle, mülkiyet hakkından doğan talepler, bedel talep edilmesi hâlinde bedel tespiti ve diğer işlemler bu madde hükümlerine göre yapılır. Bu maddeye göre yapılacak işlemlerde öncelikle uzlaşma usulünün uygulanması dava şartıdır.”
5999 ve 6487 sayılı Yasalarda düzenlenen ve Kamulaştırma Kanununa eklenen geçici 6. madde bir tasfiye yasasıdır. 09/10/1956 – 04/11/1983 tarihleri arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazlarla ilgili olarak açılacak davalarda uygulanacak usul ve esaslara ilişkin hükümlere yönelik olup, daha sonraki uyuşmazlıklara uygulanmaması gerekir.
Davacı vekili dava dilekçesinde taşınmaza 2003 yılında el atıldığını ileri sürmüş olup, dosyada bulunan delil ve belgelere göre, dava konusu taşınmaza hangi tarihte el atıldığı kesin olarak anlaşılamamaktadır.
Bu durumda; dava konusu taşınmaza; hangi tarihte el atıldığı ve sorumlu idare; taraflardan delilleri sorulmak ve gerekli görüldüğü takdirde tanık da dinlenmek suretiyle tespit edilerek, el atma tarihinin 04.11.1983 tarihinden sonra olduğunun belirlenmesi halinde işin esasına girilerek hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve yazılı gerekçe ile davanın usulden reddine karar verilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 22/06/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.