YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/5684
KARAR NO : 2021/1489
KARAR TARİHİ : 16.02.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasının kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay’ca DÜZELTİLEREK ONANMASI hakkında Daireden çıkan kararı kapsayan 04/12/2019 gün ve 2019/7365 Esas – 2019/19628 Karar sayılı ilama karşı bir kısım davalılar vekilince verilen dilekçe ile karar düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili istemine ilişkin davanın kabulüne dair karar, davacı idare ve birkısım davalılar vekillerinin temyizi üzerine Dairemizce düzeltilerek onanmış; bu karara karşı, bir kısım davalılar vekilince karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.
Dosyada bulunan kanıt ve belgelere, Yargıtay ilamında yazılı gerekçelere göre, bir kısım davalılar vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair karar düzeltme istekleri HUMK’un 440.maddesinde yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından yerinde değildir. Şöyle ki;
… İnsan Hakları Mahkemesinin 12055/17 numaralı başvuru sonucu verilen 23.10.2018 tarihli kararı ve Anayasa Mahkemesinin 2016/9364 başvuru numaralı, 01.06.2019 gün 30791 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan kararı da göz önüne alındığında davacı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiği bu kez yapılan incelemede anlaşıldığından;
Bir kısım davalılar vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 04.1202019 gün ve 2019/7365 E.-2019/19628 K. sayılı düzeltilerek onama kararının kaldırılmasına karar verildikten sonra yapılan incelemede;
Dava, 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili istemine ilişkindir.
Mahkemece, uyulan bozma kararı gereğince inceleme ve işlem yapılarak hüküm kurulmuş; karar, davacı idare ile bir kısım davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre; bozma ilamına uyularak yapılan inceleme sonucunda davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Bu nedenle davacı idare vekilinin tüm, bir kısım davalılar vekilinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir. Şöyle ki;
1-Üçer aylık vadeli hesapta nemalandırılmasına karar verilen bedel, davalılara karar tarihi itibariyle ödenemeyeceğinden bu bedele kesinleşme tarihine kadar yasal faiz uygulanması gerektiğinin düşünülmemesi,
Doğru olmadığı gibi;
2-… İnsan Hakları Mahkemesinin 12055/17 numaralı başvuru sonucu verilen 23.10.2018 tarihli kararı ve Anayasa Mahkemesinin 2016/9364 başvuru numaralı, 01.06.2019 gün 30791 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan kararı da göz önüne alındığında davacı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğinden,
a)Gerekçeli kararın hüküm fıkrasının; 4 numaralı bendinde yer alan (karar tarihi olan 18/09/2018 tarihine) ibaresinin çıkartılmasına, yerine (karar kesinleşinceye) ibaresinin yazılmasına,
b)Gerekçeli kararın hüküm fıkrasının vekalet ücretine ilişkin (8) numaralı bendinin hükümden tamamen çıkartılmasına,
Hükmün böylece DÜZELTİLEREK ONANMASINA, bir kısım davalılardan peşin alınan karar düzeltme harcı ile temyiz harcının istenildiğinde iadesine, davacı idareden peşin alınan temyiz ve temyiz edenlerden peşin alınan temyize başvurma harçlarının Hazineye irad kaydedilmesine, 16/02/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.