YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/7273
KARAR NO : 2021/12398
KARAR TARİHİ : 02.11.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasının reddine dair verilen yukarıda tarih ve numaraları yazılı hükmün duruşmalı olarak Yargıtayca incelenmesi davacılar vekilince verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, duruşma için belirlenen 02/11/2021 günü usulüne göre çağrı kağıdı gönderilmesine rağmen gelmediklerinden taraf vekillerinin yokluklarında incelemenin evrak üzerinden yapılmasına karar verilerek, dosyadaki kağıtlar okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın idari yargı yerinde görülmesi gerektiğinden bahisle, dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
1)Dosyada bulunan kanıt ve belgelere, kararın dayandığı gerekçelere göre; dava konusu … ilçesi, … mahallesi, 35.860 m2 yüzölçümlü 674 parsel sayılı taşınmazın, 08.03.2007 tarihinde 3139 yevmiye numaralı işlem ile 8.574,30 m2’lik kısmı hükmen ifraz edilerek 999 parsel sayılı taşınmaz olarak tescil edildiği, dava konusu 674 parsel sayılı taşınmazın 20.12.2011 tarihinde onaylanan ve 12.04.2013 tarihinde tadil edilen 1/1000 ölçekli uygulama imar planında kısmen Havza içi Proje Alanında kısmen Günü Birlik Tesis alanında, 999 parsel sayılı taşınmazın ise tamamının Günü Birlik Tesis alanında kaldığı anlaşılmıştır.
Her ne kadar dava dilekçesi incelendiğinde; davacıların 674 parsel sayılı taşınmaz için dava açtıkları anlaşılmakta ise de; davacıların ifrazı yargılama sırasında fen bilirkişi tarafından hazırlanan kroki ile öğrendikleri, davacılar vekili tarafından sunulan 12.07.2012 ve 26.11.2012 tarihli beyan dilekçelerinde 674 parsel sayılı taşınmazın bir kısmının 999 parsel sınırları içerisinde kaldığı görüldüğünden, 674 parsel sayılı taşınmazdan ifraz edilen 999 parsel sayılı taşınmaz için de araştırma yapılmasını, bu kısım için de talepte bulunduklarını beyan ettiği anlaşıldığından, kök parselden ifraz edilen 999 parsel sayılı taşınmazın da dava konusu edildiğine şüphe bulunmamaktadır.
Davacı tapu maliki …’ın dava konusu 999 parsel sayılı taşınmazdaki hisselerinin devri için davalı idareye uzlaşma talebi ile başvurduğu, davalı idare ile anlaştıkları ve davacı …’ın taşınmazdaki hisselerini 22.06.2011 tarih ve 8818 yevmiye numarası ile 2942 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca idareye devrettiği tespit edilmiş olup, davalı idarenin dava konusu 999 parsel sayılı taşınmazda Kamulaştırma edinme sebebine dayalı olarak 37211/107520 hisse ile malik olduğu anlaşılmıştır.
Bu itibarla; dava konusu 999 parsel sayılı taşınmaz yönünden idarenin kamulaştırma nedeniyle dava konusu taşınmazda paydaş olduğu gözetildiğinde, davacıların kullanım haklarının kısıtlanacağı muhakkak olup, dava konusu taşınmaza el atıldığının kabulü ile işin esasına girilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi doğru olmadığı gibi;
2)Dava konusu … Mahallesi 674 parsel sayılı taşınmaz yönünden ise; 26.10.2010 tarihinde açılan davada gerek 20/8/2016 tarihli 6745/34 maddesi ile mülga olan Kamulaştırma Kanununun geçici 6. maddesinin 10.fıkrasının 3. cümlesi ile öngörülen; “Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle veya ilgili kanunların uygulamasıyla tasarrufu kısıtlanan taşınmazlar hakkında, 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununda öngörülen idari başvuru ve işlemler tamamlandıktan sonra idari yargıda dava açılabilir. Bu madde hükümleri karara bağlanmamış veya kararı kesinleşmemiş tüm davalara uygulanır.” hükmü, gerekse iptal olan geçici 6. maddenin 10. fıkrasının 3. cümlesi yerine 6745 sayılı yasanın 33. maddesi ile eklenen Kamulaştırma Kanununun EK 1. maddesinin birinci fıkrasının ”Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmi kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamaları yapılır ve bütçe imkanları dahilinde bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya her halde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılır/yaptırılır. Bu süre içerisinde belirtilen işlemlerin yapılmaması halinde taşınmazların malikleri tarafından, bu Kanunun geçici 6 ncı maddesindeki uzlaşma sürecini ve 3194 sayılı İmar Kanununda öngörülen idari başvuru ve işlemleri tamamlandıktan sonra taşınmazın kamulaştırmasından sorumlu idare aleyhine idari yargıda dava açılabilir.” hükmü uyarınca dava konusu taşınmazın fiilen el atılmayan ancak 1/1000 ölçekli uygulama imar planındaki kısıtlama nedeniyle davanın idari yargıda görülmesi gerektiğinden bahisle, usulden reddine karar verilmiş ise de;
Anayasa Mahkemesinin 05/04/2019 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan 20/12/2018 gün 2016/181 – 2018/111 E/K sayılı kararı ile ”Kamulaştırma Kanununun EK 1. maddesinin ” Bu süre içerisinde belirtilen işlemlerin yapılmaması halinde taşınmazların malikleri tarafından, bu Kanunun geçici 6 ncı maddesindeki uzlaşma sürecini ve 3194 sayılı İmar Kanununda öngörülen idari başvuru ve işlemleri tamamlandıktan sonra taşınmazın kamulaştırmasından sorumlu idare aleyhine idari yargıda dava açılabilir. ” kısmı iptal edilmiştir.
Bu durumda; Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 16.05.1956 gün ve 1/6 sayılı kararı ile HGK.nun 15.12.2010 gün ve 2010/5-662/651 sayılı kararı da gözetildiğinde, uzun yıllar programa alınmayan imar planının hayata geçirilmemesi nedeniyle kamulaştırma ya da takas cihetine gitmeyen davalı idarece, pasif ve suskun kalınmak ve işlem tesis edilmemek suretiyle taşınmaza müdahale edildiği; bu haliyle İdarenin, mülkiyet hakkının özüne dokunan ve onu ortadan kaldıran bu eylemi ile kamulaştırmasız el koyma olgusunun gerçekleştiğinin kabulü gerekir. Kamulaştırmasız el koyma olgusunun varlığının doğal sonucu, İdarenin hukuka aykırı eylemiyle mülkiyet hakkı engellenen taşınmaz mal sahibi davacının, dava yoluyla kamulaştırmasız el koyma hükümleri doğrultusunda mülkiyetin bedele çevrilmesini, eş söyleyişle idareden değer karşılığının verilmesini isteyebileceği açıktır.
Bu itibarla; dava konusu 674 parsel sayılı taşınmazın 1/1000 ölçekli uygulama imar planındaki durumu, plana hangi tarihte alındığı sorulduktan sonra, kamuya özgülenen bir alan bulunup bulunmadığı tespit edilerek, kamuya özgülü alan var ise; davaya bakmanın Adli Yargının görevi dahilinde olduğu kabul edilerek, işin esasına girilip, sorumlu idare tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden,
Hükmün yukarıda açıklanan gerekçelerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 02/11/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.