Yargıtay Kararı 5. Hukuk Dairesi 2020/8386 E. 2021/6574 K. 28.04.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/8386
KARAR NO : 2021/6574
KARAR TARİHİ : 28.04.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki TMK’nun 1007. maddesi gereğince tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi, davacılar vekilince verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
– K A R A R –

Dava, TMK’nun 1007. maddesi gereğince tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince yapılan inceleme ve işlem sonucunda verilen kesin sürelere rağmen davacı vekilince tapu iptal ve tescil davası açılmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
Dosya içindeki bilgi ve belgelere göre; 20. Hukuk Dairesinin 15.12.2016 gün, 2015/15019 Esas, 2016/12269 Karar sayılı ilamı ile dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede 3402 sayılı Kadastro Kanununun 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosu sonucu dava konusu taşınmazın yüzölçümünde azalma meydana geldiği, mahkemece yapılan inceleme ve keşif sonrası düzenlenen raporlarda; yapılan uygulama kadastrosunun hatalı olduğu, kadastroca yapılacak çalışma ile bu hatanın düzeltilebileceğinin belirtildiği, davacı tarafından 3402 sayılı Kanunun 22/2-a maddesi gereğince yapılan bu çalışmadan dolayı dava konusu taşınmazın eksilen kısmı için komşu parsellere karşı tapu iptali ve tescil davası açabileceği, bu davanın sonucunda ortaya çıkan duruma göre davacının zararının nereden kaynaklandığının tesptinden sonra tazminat talebinde bulunabileceği belirtilerek bozma yapıldığı, mahkemece uyulan bozma kararı doğrultusunda tapu iptal ve tescil davası açması konusunda davacı vekiline 11.05.2017 ve 19.09.2017 tarihlerinde kesin süre verildiği, yerine getirilmemesi nedeniyle de davanın reddine karar verildiği, mahkemece 11.05.2017 tarihli duruşmada davacıya değil davalı vekiline süre verildiği gibi verilen sürelerin de davanın mahiyeti gereği uygun olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu nedenle öncelikle davacıya tapu iptal ve tescil davası açması konusunda davanın mahiyetine göre makul ve usule uygun şekilde süre verilmesi, tapu iptal ve tescil davası açılması durumunda anılan dava sonucunun bekletici mesele yapılarak oluşacak sonuca göe karar verilmesi gerekirken hatalı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 28/04/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.