Yargıtay Kararı 5. Hukuk Dairesi 2020/9217 E. 2021/11342 K. 13.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/9217
KARAR NO : 2021/11342
KARAR TARİHİ : 13.10.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki 4721 sayılı TMK’nın 1007. maddesi uyarınca uğranılan zararın tazmini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi, davalı Hazine vekilince verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, 4721 sayılı TMK’nın 1007. maddesi uyarınca uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozma kararına uyularak yapılan inceleme sonucunda davanın kabulü ile 16.000,00 TL tazminat bedelinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı Hazine vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, … isimli şahsın dava konusu taşınmazın satışı hususunda Ankara’da ikamet eden malik … ile telefonla irtibat kurarak satış için kendisine vekaletname çıkartılması ve satış bedeli malike ödendiğinde kendisine teslim edilmesi koşulu ile anlaşma sağlandığı, kendisini … olarak tanıtan kişinin malik …’ın yanına gelerek birlikte notere gidildiği, Ankara 23. Noterliği’nin 04.07.2000 tarih 25413 numaralı vekaletnamesi ile … adına satış için vekaletname düzenlendiği ancak paranın ödenmemesi sebebi ile söz konusu vekaletnamenin kendisini … olarak tanıtan kişiye malik tarafından teslim edilmediği, hal böyle iken daha sonrasında malik tarafından taşınmazın bilgisi dışında satıldığının öğrenilmesi üzerine notere giderek vekaletnameden bir suretin … tarafından alındığı, bu kişinin de aslında kendisini … olarak tanıtan kişi olduğunun öğrenildiği, taşınmaz satışının vekaletname sureti ile 06.07.2000 tarihinde önce …’a satıldığı, sonrasında ise 10.07.2000 tarihinde …’a satıldığı, İzmir 5.Ağır Ceza Mahkemesinin 2001/210 E.- 2003/359 K. sayılı kararı ile … ve … isimli şahıslar hakkında dolandırıcılık suçundan mahkumiyet kararı verildiği, … yönünden ise suç eşyasını satın almak suçundan beraat kararı verildiği, kararın Yargıtay 11.Ceza Dairesinin 2005/7259 E.- 2006/5523 K. sayılı kararı uyarınca … hakkındaki davanın zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırıldığı, …’un temyizi yönünden yapılan inceleme sonucunda ise hükümden sonra yürürlüğe giren 5335 sayılı yasanın 22. maddesi ile 5083 sayılı yasanın 2.maddesine eklenen son fıkra ve 5237 sayılı TCK’nın 7. ve 5349 sayılı kanunla değişik 5252 sayılı TCK’nın Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki kanunun 9.maddesi uyarınca değerlendirme yapılmak üzere bozma kararı verildiği, bozma sonrasında yapılan yargılama sonucunda İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2006/218 E.- 2007/20 K. sayılı kararı ile … hakkında dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararının Yargıtay 11.Ceza Dairesinin 2007/6523 E.- 6370 K. sayılı kararı ile 08.10.2007 tarihinde onanarak kesinleştiği, malik … tarafından tapu kaydının iptali ve adına tescili istemli olarak açılan davada ise Seferihisar 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/227 E.- 2008/355 K. kararı ile tapu kaydının … üzerinden iptali ile … adına tesciline karar verildiği, kararın Yargıtay denetiminden geçerek 11.11.2009 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın 19.12.2017 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
4721 sayılı Türk Medenî Kanununun “Sorumluluk” kenar başlığını taşıyan 1007. maddesi; “Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur. Devlet, zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücû eder. Devletin sorumluluğuna ilişkin davalar, tapu sicilinin bulunduğu yer mahkemesinde görülür.” hükmünü içermektedir.
Burada Devlete yüklenen sorumluluk kusursuz sorumluluktur. Maddede yer alan kusursuz sorumluluk, tapu siciline bağlı çıkarların ve ayni hakların yanlış tescili sonucu değişmesi ya da yitirilmesi ile bu haklardan yoksun kalınması temeline dayanır, zira sicillerin doğru tutulmasını üstlenen ve taahhüt eden Devlet, gerçeğe aykırı ve dayanaksız kayıtlardan doğan zararları da ödemekle yükümlüdür.
Somut olayda; her ne kadar davacı taraf zarara uğramış ise de; zarara esas gösterilen satış işlemi malik tarafından usule uygun şekilde verilen Ankara 23.Noterliği’nin 04.07.2000 tarih 25413 numaralı vekaletname aslının, 05.07.2000 tarihli ve 25589 yevmiye numaralı sureti ile yapılmış olup, tapu sicilinde satışa dayanak bulunan vekaletname gerçeğe aykırı bulunmadığından uğranılan zararın tapu sicilinin tutulmasından kaynaklı olmadığı anlaşılmakla bu hali ile eldeki davada TMK’nın 1007. maddesinin yasal koşulları oluşmadığından bahisle davanın reddi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 13/10/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.