Yargıtay Kararı 5. Hukuk Dairesi 2022/10382 E. 2023/5227 K. 23.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/10382
KARAR NO : 2023/5227
KARAR TARİHİ : 23.05.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun’la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak terkini davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilmiştir.

Davalı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 23.05.2023 günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.

Duruşma günü davalı vekili Avukat … gelmiş, davacı idare vekili duruşmaya katılmamıştır.

Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.

Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; … ili, … ilçesi, … köyü 787 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak terkinini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkiline ait taşınmazın arsa vasfında olduğunu, değerlendirmenin buna göre yapılması gerektiğini beyan etmiştir.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 14.07.2020 tarihli ve 2018/362 Esas, 2020/158 Karar sayılı ilâmı ile davanın kabulüne, kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin bloke ettirilerek davalı tarafa derhâl ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile yol olarak terkinine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. … 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce yapılan inceleme sonucu; arsa niteliğindeki taşınmazın zeminine emsal karşılaştırması yapılarak üzerindeki yapılara ise resmî birim fiyatları esas alınıp yıpranma payı düşülerek değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmediği belirtilerek dava konusu taşınmazın daha önce kamulaştırmaya konu edilip kesinleşen … 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/129 Esas, 2013/554 Karar sayılı dosyasında, kamulaştırmadan arta kalan 993,61 m²lik bölümünün bedeline hükmedilmediği gibi bu bölüme ilişkin herhangi bir değer kaybı da verilmediği anlaşıldığından bu bölümün yüzölçümü ve geometrik durumu gözetildiğinde bu bölümde değer kaybı olacağı hususunun gözetilmemesi hatalı olduğu olup taşınmazın tapu kaydı üzerinde bulunan ipotek şerhinin hükmedilen bedele yansıtılması yönünde hüküm kurulması gerekirken, 45.000,00 TL ipotek bedelinin tespit edilen kamulaştırma bedeline eklenmesi suretiyle fazla bedel tespiti hatalı olduğundan ve Anayasa Mahkemesinin 27.11.2020 tarihli ve 31317 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 16.07.2020 tarihli ve 2018/104 Esas, 2020/39 Karar sayılı kararı ile 7139 sayılı Kanun’la Değişik 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin sekizinci fıkrasının dördüncü cümlesinin ilgili bölümü ile yedinci cümlesinde yer alan ibarenin Anayasa’ya aykırı olduğu ve iptal edildiği nazara alınarak hüküm kurulması gerektiğinden bahisle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
… 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 26.05.2022 tarihli ve 2021/732 Esas 2022/394 Karar sayılı ilamı ile davanın kabulü ile kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin bloke ettirilerek davalı tarafa derhâl ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile yol olarak terikinine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
… 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; fazla ödenen bedelin iadesine karar verilmediğini, kamulaştırılan kısmın yüzölçümü 29.97 m² olduğu hâlde 29.57 m² yazılmasının hatalı olduğunu, davacı idare lehine vekâlet ücreti hükmedilmesi gerektiğini, emsal karşılaştırmasının hatalı olduğunu, irtifak sebebiyle değer düşüklüğü oranının hatalı olduğunu ileri sürerek kararı temyiz etmiştir.

2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, belirlenen bedelin düşük olduğunu, komşu parsel sayılı taşınmazlarda daha yüksek bedel belirlendiğini, kamulaştırmadan arta kalan bölümün tamamının kamulaştırılması gerektiğini, yapı bedelinin düşük tespit edildiğini ileri sürerek kararı temyiz etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 439 uncu maddeleri.

2. 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin sekizinci fıkrası ile 11 inci maddesi.

3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Kanun’un 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakta olup taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

3. Dairemiz bozma ilâmı öncesi taşınmazda bulunan irtifak hakkı değer düşüklüğü oranı uygulandıktan sonra dava konusu taşınmazın m² birim fiyatının 363.41 TL olarak belirlendiği ve bu hususun bozmaya konu edilmediği anlaşıldığı halde, bozma ilamı sonrası 362.91 TL/m² birim fiyatı üzerinden hüküm kurulması hatalıdır.

4. Dava konusu taşınmazın kamulaştırmadan arta kalan 993.61 m²lik kısmının yüzölçümü ve geometrik durumu nazara alındığında bu bölümde %15 oranında değer kaybı hesaplanması yerinde olsa da, bu bölümde değer kaybı bedeli hesaplanırken m² birim fiyatının 374.14 TL olarak belirlenmesi suretiyle fazlaya karar verilmesi hatalıdır.

5. Bozma ilâmı öncesi verilen mahkeme kararında taşınmaz üzerinde bulunan yapıların bedelinin 174.214.00 TL olarak belirlendiği ve bu hususun bozmaya konu edilmediği anlaşıldığı hâlde, bozma ilâmı sonrası verilen kararda zemin bedeline yapı bedeli eklenmemesi sonucu eksik bedele karar verilmesi hatalıdır.

Ne var ki; bu yanılgıların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Mahkeme kararının hüküm fıkrasının;

a) (1) numaralı bendinden “1.997.637,35” sayısının çıkartılmasına yerine “2.172.899,53” sayısının yazılmasına,

b) (1) numaralı bendinin üçüncü paragrafından “6459 Sayılı Yasanın 6. Maddesi gereğince, dava dört ay içerisinde bitirilmediği için belirlenen 1.997.637,35 TL bedelden acele el koyma bedelinin mahsup edilmesinden kalan 455.137,82 TL’ye 12/03/2014 tarihinden ilk karar tarihi olan 12/12/2014 tarihine kadar, 380,078,17 TL’ye ise 12/03/2014 tarihinden ikinci karar tarihi olan 16/10/2017 tarihine kadar, yasal faiz işletilmesine, İşleyen faizin davacıdan alınarak tahsilde tekerrür olmamak üzere davalıya verilmesine, Bozma sonrası tespit edilen kamulaştırma bedeli, bozma öncesi tespit edilen kamulaştırma bedelinden düşük olduğundan bozmadan sonraki dönem için faiz işletilmesine yer olmadığına,” ibaresinin tümüyle çıkartılmasına, yerine “Mahkemece ilk kararla tespit edilen 1.617.559,18 TL kamulaştırma bedelinden acele el koyma kararı ile ödenen 1.162.421,36 TL’nin düşülmesi ile arta kalan 455.137,82 TL’ye 06.06.2014 tarihinden ilk karar tarihi olan 12.12.2014 tarihine kadar yasal faiz uygulanmasına, son karar tarihi ile tespit edilen 2.172.899,53 TL bedelden ilk kararla belirlenen bedelin mahsubu sonrası kalan 175.262.18 TL bedele ise 06.06.2014 tarihinden ikinci karar tarihi olan 16.10.2017 tarihine kadar faiz uygulanmasına” cümlesinin yazılmasına,

c) (1) numaralı bendinin dördüncü paragrafından “Daha önce verilen karar uyarınca fazla yatırıldığı tespit edilen 1.397.955,47 TL’nin davacı tarafa ödenmesine,” ibaresinin çıkartılmasına, yerine “Fazla bloke edildiği anlaşılan 1.222.693.29 TL bedel davalı tarafa ödenmemiş ise davacı kuruma iadesine, şayet ödeme yapılmış ise bankadan çekilmesine kadar işlemiş faizi ile davalı taraftan alınarak davacı kuruma verilmesine” cümlesinin yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

03.09.2022 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince duruşmaya gelen temyiz eden davalı vekili için 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin karşı taraftan alınmasına,

Davalıdan peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde iadesine,

23.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.