YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/11830
KARAR NO : 2023/5558
KARAR TARİHİ : 30.05.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen kamulaştırmasız el atılan taşınmazın bedelinin tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı taraf vekillernce temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilmiştir.
Davalı idare vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 30.05.2023 günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.
Duruşma günü davacı vekili Avukat … gelmiş, davalı idare vekili duruşmaya katılmamıştır.
Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.
Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; … ili, … ilçesi, … Mahallesi 893 ada 3 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma yapılmaksızın yol ve kaldırım olarak kullanılmak suretiyle fiilen el atıldığını belirterek kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazda idarenin eylemli bir şekilde el atması veya başka bir surette kullanımının söz konusu olmadığını, davacının mülkiyet hakkının kısıtlanmadığını, taşınmazın kadastro parseli olduğunu, dava konusu parselin bulunduğu alanda imar uygulaması yapılacağını ve parselin imar parseli niteliği kazanacağını, taşınmazın hâlen davacının tasarrufunda olduğunu, davanın görev, husumet, zamanaşımı ve esastan reddini, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 13.02.2015 tarihli ve 2013/68 Esas, 2015/97 Karar sayılı kararı ile davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucu; kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davanın 6487 sayılı Kanun ile değiştirilen geçici 6 ncı maddesinin yürürlüğe girmesinden önce 21.03.2013 tarihinde açıldığı ve dava tarihi itibarıyla uzlaşmaya başvurulduktan sonra dava açılmasını dava şartı sayan ve yukarıda açıklanan Kanun maddesinin yürürlükte olmadığı ve Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihte derdest olan davalarla ilgili olarak uzlaşma yoluna başvurulması isteğe bağlı olduğundan ve kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 3 ay içinde kullanılacak bu hakka ilişkin sürenin geçtiği de dikkate alınarak Mahkemece taraflara ait tüm deliller toplanıp oluşacak sonuca göre uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçe ile davanın usulden reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden bahisle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar
Mahkemenin 25.05.2018 tarihli ve 2016/469 Esas, 2018/340 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın davacının payına düşen kısmın tapu kaydının iptali ile davalı idare adına tesciline karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucu; dosya içindeki bilgi ve belgelerden, dava konusu taşınmazın 1/1000 ölçekli uygulama imar planında kısmen yol, konut ve otopark alanı iken yapılan imar planı tadilatı ile taşınmazın bir kısmının ticaret alanına dönüştürüldüğü, 10.11.2017 tarihli fen bilirkişi raporunda, taşınmazın 435,26 m²lik bölümüne önceden parke taşı döşenmiş ise de sonradan söküldüğünün belirtildiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise keşif esnasındaki fiili duruma göre davalı idarenin taşınmaza bir müdahelesinin olmadığı, taşınmazın boş alanlarının park yeri olarak ve yolun devamının açık olması nedeniyle geçiş yolu olarak kullanılmaya devam ettiğinin bildirildiği anlaşıldığı, davalı idare tarafından her ne kadar yargılama sırasında fiili el atmaya son verilmiş ise de taşınmaz imar planında kısmen kamuya özgülenmiş durumda olup, kamuya özgülenme durumundan çıkarılmadıkça, yalnızca fiili olarak el atmaya son verilmesinin davanın konusuz kalmasına neden olamayacağı gözetilerek, Mahkemece işin esasına girilmesi doğru ise de, dava konusu taşınmazın ne kadarlık bölümünün imar planında kamuya özgülendiği (yol, otopark vs.) ilgili Belediye Başkanlığı İmar Müdürlüğünden sorulup; mahallinde yeni bir fen bilirkişisi vasıtası ile keşif yapılarak; imar planında kamuya özgülenen alanda kalan kısımların çelişkiye mahal vermeyecek şekilde tespit edilip, bu bölümlerin bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, eksik inceleme yazılı şekilde taşınmazın tamamındaki davacı payına hükmedilmesi doğru görülmediğinden bahisle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Üçüncü Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne, dava konusu taşınmazın davacının payına düşen kısmın tapu kaydının iptali ile davalı idare adına tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı idare sözde fiili el atmasını kaldırmış ise de vatandaşlar tarafından yol ve park alanı olarak kullanıldığını, kısaca davalı belediyenin hukukî el atmasının devam ettiğini, davalı tarafça bozma sonrasında imar planında/durumunda değişiklikler yapılarak eldeki durumun değiştirilmeye çalışıldığını, ne var ki Mahkemece imar plan değişikliği sonrasındaki durumu ve müvekkile kalacak kısmın kullanıma elverişli olup olmadığına dair detaylı bir bilirkişi raporu aldırılmadığını, ayrıca tazminat miktarının da düşük kaldığını, kamulaştırmasız el atılan kısımdan arta kalan kısmın kullanılma imkanı olmaması, bu durumun müvekkili açısından hak kaybına yol açmaması adına, dava konusu yerin tümden davalı idare adına tesciline karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; uygulama haritasından ve 10.02.2021 tarihli bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere, dava konusu 893 ada 3 parselin 814 m²lik alanın uygulamaya dahil edildiğini, raporda (A+B) harfleriyle gösterilen alanın 285 m²lik alanın uygulamaya dahil edilmediğini, uygulamaya giren alandan %3972305948 oranında düzenleme ortaklık payı kesilmek suretiyle 323,35 m²sinin kamu hizmetlerine ayrılmış olduğunu, geriye kalan alanların ise davacıya verilmek suretiyle 3 ada 8 parsele 249,86 m², 4 ada 2 parsele 84,75 m² ve 4 ada 4 parsele 156,04 m² olmak üzere toplamda 490,65 m²sinin imar alanlarına tahsisi yapıldığını, ancak Mahkemenin bu hususa ilişkin gerekçelendirmesinin hatalı olduğunu, uygulamaya sokulan alandan sonra davacının hisse oranına tekabül eden 779,22 m² (düzenleme ortaklık payı kesintisinden sonra 490,65 m²lik) alan için değişik ada ve parsellerden davacıya taşınmaz hissesi verildiğini, bilirkişi raporunda da bu durumun tespiti yapıldığını, Mahkeme tarafından yanılgıya düşülmesinin sebebinin ise bilirkişi raporunda “C” harfi ile gösterilen alanın kamuya özgülendiğinden bahsedildiği için herhangi bir değişiklik olmadığına kanaat getirildiğini, oysa, 779,22 m²lik alan için davacıya başka ada ve parsellerden hisse verilmek suretiyle davacının kamuya özgülenmiş bu alandaki mülkiyet hakkının korunduğunu, kararın bu şekilde kesinleşmesi durumunda davacının sebepsiz zenginleşmesine sebebiyet verileceğini, müvekkil İdarenin dava konusu taşınmaz üzerinde herhangi bir fiili olarak müdahalesi ve el atmasının bulunmadığını, idarenin hukukî el atma eyleminden dolayı açılacak davalarda idari yargının görevli olduğunu, taşınmazın tamamı yönünden değer tespiti yapılarak hüküm tesis edilmesinin hatalı olduğunu, ayrıca dava konusu taşınmazın değer tespiti yapılırken metrekare birim değerinin fahiş hesaplandığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, tapu maliki davacı ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili hususundadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 439 uncu maddeleri.
2. 6100 sayılı Kanun’un 331 inci maddesinin birinci fıkrası.
3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: “… Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibarıyla, gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmağa hakkı olduğuna, ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna 16.05.1956 tarihinde ilk toplantıda ittifakla karar verildi.”
4. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararı ile “… Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, gayrimenkulünün bedelinin tahsiline ilişkin olarak, gayrimenkulünü yola kalbeden hükmü şahsiyeti aleyhine açacağı bedel davasında müruruzamanın mevzuubahis olamayacağına ve bu itibarla da, hadisede Borçlar Kanunu’nun 66. maddesinin tatbik kabiliyeti bulunmadığına …” karar verilmiştir.
3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Kanun’un 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde değildir.
3. Dosya içindeki bilgi ve belgelerden, dava konusu taşınmazda … Belediyesinin 18.12.2019 tarihli ve 1069 sayılı Encümen Kararı ile 3194 sayılı Kanun’un 18 inci maddesi uyarınca imar uygulaması yapıldığı anlaşıldığından, en son imar uygulamasına ait şuyulandırma cetvelleri ilgili Belediyeden istendikten, dava konusu taşınmazın imar uygulaması sonucu hangi parsellere gittiğini gösterir tüm gitti kayıtlarıyla birlikte tapu kayıtları ilgili Tapu Müdürlüğünden getirtildikten, imar uygulaması sonucu yeni oluşan parsellerin imar planındaki özgülenme amacı ilgili Belediye Başkanlığından sorulduktan ve şuyulandırma öncesi ve sonrası çaplı krokiler ilgili Kadastro Müdürlüğünden getirtilip, mahallinde yeniden keşif yapılarak, imar uygulaması sonucu oluşan yeni parsellerin tapu kaydı zemine uygulanıp, yeni oluşan parsellere davalı idare tarafından fiilen el atılıp atılmadığı, fiilen el atılmasa bile, dava konusu taşınmazın imar planındaki konumu, kamuya tahsisli alan olarak ayrılıp ayrılmadığı araştırılıp, kamuya özgülenme durumunun devam ettiği anlaşıldığı takdirde, fiili el atmanın gerçekleştiği kabul edilerek esas hakkında, aksi hâlde konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi, bozmayı gerektirir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle
Taraf vekillerinin temyiz istemlerinin kabulü ile temyiz olunan Denizli 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin kararının BOZULMASINA,
03.09.2022 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince duruşmaya gelen temyiz eden davacı vekili için 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin karşı taraftan alınmasına,
Taraflardan peşin alınan temyiz harçlarının istek hâlinde iadesine,
30.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi