YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/12979
KARAR NO : 2023/2887
KARAR TARİHİ : 22.03.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
KARAR : Kısmen Kabul
Taraflar arasındaki müdahalenin önlenmesi ve eski hale getirme, olmadığı takdirde kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Adana ili, … ilçesi, … köyü 103 ada 271 parsel sayılı taşınmazın bir bölümüne 2012 yılında köprü barajı bağlantı yolu kapsamında kalması nedeniyle davalı idarece kamulaştırmasız el atıldığını, tüm ihtarlarına rağmen el atmaya son verilmediğini taşınmazın kalan bölümünün ekonomik değer ifade etmediğini belirterek müvekkilinin taşınmazına el atmanın önlenmesine ve taşınmazın eski hale iadesine aksi takdirde bilirkişi tarafından belirlenecek bedelin şimdilik 10.000 TL’sinin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde; el atmanın önlenmesi talebinin husumet yokluğundan reddi gerektiğini, taşınmazdan geçirilen yolda idarenin kullanımı bulunmadığını yolun tamamen güzergahta yer alan köylere ulaşım için yöre halkı tarafından kullanıldığını, baraj yapımı sırasında açılacak yol için kamulaştırmadan kaynaklı haklar saklı tutularak arazi kullanım müsaadesinin davacı tarafından da 04.06.2012 tarihinde verildiğini, yolun halen baraj bağlantı yolu olmayıp, müvekkili şirketin işgal ya da tasarrufunda olmadığını, tamamen kamu tarafından ulaşım amaçlı kullanıldığını, davacının yol dışında kalan kısımların kullanılamadığından bahisle bu kısım yerler için de bedel talep ettiğini, kalan kısımların kullanılıp kullanılamayacağı yönünde bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, haksız talebin reddi gerektiğini, haksız davanın reddine, yargılama giderlerinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
… 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.04.2016 tarihli ve 2014/619 Esas, 2016/428 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. … 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonunda; 17.10.2018 tarihli ve 2017/18882 Esas, 2018/17892 Karar sayılı bozma ilâmı ile taşınmaza kamulaştırmasız el atılması halinde müdahalenin önlenmesi talebi yanında eski hale getirme talebi varsa öncelikle dava konusu taşınmazın el atılan bölümünün bedeli 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun (2942 sayılı Kanun) 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net geliri üzerinden bilimsel yolla tespiti ile dava konusu taşınmazın davalı idarece el atılan bölümünün bedeli ile eski hale getirme masraflarının karşılaştırmasının yapılarak, eski hale getirme masraflarının yer bedelinden fazla olması halinde, el konulan kısmın zemin bedelinin davalı idareden tahsili ve el konulan bölümün davacı üzerindeki tapusunun iptali ile yol olarak terkinine, yer bedelinin fazla olması halinde ise el atmanın önlenmesi talebinin kabulüne ve eski hale getirme bedeli ile el atıldığı zaman taşınmaz üzerinde ürün var ise bu ürünün bedeline hükmedilmesi gerekir. Buna göre; taşınmazın zemin değeri belirlenirken münavabeye alınan ürünlerin değerlendirme tarihi olan 2013 yılı dekar başına ortalama verim miktarları ile hasat dönemindeki ortalama kilogram satış fiyatları ve üretim masrafları İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünden getirtilip, 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) maddesi gereğince gelir metoduna göre değer biçilmesi gerekirken denetlemeye imkan vermeyen rapor esas alınarak zemin bedelinin tespiti, eski hale getirme bedelinin de, bu konuda gerekli bilgi ve belgeler toplanarak tespiti gerekirken soyut ifadelerle değer biçen rapora göre yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
… 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 13.04.2021 tarihli ve 2018/560 Esas, 2021/96 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. … 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 09.12.2021 tarihli ve 2021/11787 Esas, 2021/14945 Karar sayılı bozma ilâmı ile 17.10.2018 tarihli bozma ilamında 2.011,64 m²lik yol olarak kullanılan alanın öncelikle eski hale getirme bedelinin ve zemin bedelinin ayrı ayrı hesaplanması, eski hale getirme bedelinin zemin bedelinden az olması halinde eski hale getirme bedeline, zemin bedelinin az olması durumunda ise zemin bedeli hükmedilmesi ve bu bölümün davacı üzerindeki tapusunun iptali ile idare adına tesciline karar verilmesi gerektiği belirtilerek bozma yapılmış olup, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre, zemin bedelinin eski hale getirme bedelinden fazla olduğunun tespit edildiği anlaşıldığından dava konusu taşınmazın eski hale getirilmesine ve zarar gören ağaç bedeline hükmedilmesi gerekirken zemin bedeline hükmedilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
… 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının Adana İl Özel İdaresine karşı açtığı davadan feragati nedeniyle müvekkil idare aleyhine açılan davanın da reddi gerektiğini, el atmanın önlenmesi talebi yönünden husumetten ret kararı verilmesi gerektiğini, davalı idarenin taşınmazda bir kullanım faaliyeti bulunmadığı ve ileride de kullanılması planlanmadığını, davacının taşınmazın yol olarak açılması için gerekli muvafakati vermiş olduğundan talebinin iyiniyetli olmadığını, bilirkişi tarafından hazırlanan raporda taşınmazın değerinin yüksek hesaplandığını bu sebeplerle kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, müdahalenin meni ve eski hale getirme, olmadığı takdirde kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanunun) geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 439 uncu maddeleri.
2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: “… Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibarıyla, gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmağa hakkı olduğuna, ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmî şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna 16.05.1956 tarihinde ilk toplantıda ittifakla karar verildi.”
3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararı ile “… Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, gayrimenkulünün bedelinin tahsiline ilişkin olarak, gayrimenkulünü yola kalbeden hükmü şahsiyeti aleyhine açacağı bedel davasında müruruzamanın mevzuubahis olamayacağına ve bu itibarla da, hadisede Borçlar Kanunu’nun 66. maddesinin tatbik kabiliyeti bulunmadığına …” karar verilmiştir.
3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihaî kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Kanun’un 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı idare vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen diğer nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
3. Mahkemece yalnızca eski hale getirme kararı verilmekle yetinilmesi gerekirken kararın infazı aşamasında gözönünde bulundurulacak eski hale getirme masraflarına hükmedilmesi bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Kanun’un 438 inci maddesinin (7) nci bendi gereğince kararın düzeltilerek onanması gerekir.
VII. KARAR
1. Davalı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Temyiz olunan … 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/50 Esas, 2022/174 Karar sayılı kararının 1 inci bendinin 2 inci paragrafında yazılı ”Eski hale getirme bedeli ve zarar gören ağaç bedeli toplamından oluşan 21.450,00 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine” cümlesinin hükümden çıkarılmasına yerine ” Zarar gören ağaç bedeli olan 14.350,00 TL’nin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine” cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Davalı idareden peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine,
22.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.