YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/13041
KARAR NO : 2023/3156
KARAR TARİHİ : 29.03.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
KARAR : Kabul
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun’la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı idare vekili dava dilekçesinde; Antalya ili, … ilçesi, … Mahallesi, 35 ada 28 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazla ilgili olarak … Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/53 Esas, 2012/208 Karar sayılı ilamında Mahkemece müdahalenin mennine ve yine davacının tecavüzlü kısmının kal’ine karar verildiğini ve kararın 27.02.2014 tarihinde kesinleştiğini, ancak infaz edilemediğini, taşınmazın rayiç bedelinden çok düşük bir tutar teklif edilmesi nedeniyle anlaşmaya varılamadığını, davacı tarafça müvekkillerine ait taşınmazın yıllardır kullanıldığını ve hiç bir bedel ödemediğini, kamulaştırma talep edilen ve yıllardır kullanılan taşınmazın fiili olarak işgal edilmesi nedeniyle 5 yıllık geriye dönük ecrimisil talepleri saklı kalmak kaydı ile kamulaştırma bedelinin işgal tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 09.03.2016 tarihli ve 2015/385 Esas, 2016/97 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile davalılara ödenmesine, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin 09.03.2016 tarihli ve 2015/385 Esas, 2016/97 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucu; bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığı, dava konusu taşınmazın değeri tespit edilirken öncelikle arsa mı yoksa arazi mi olduğunun belirlenmesi gerektiği, taşınmazın değerlendirme tarihi olan 04.11.2015 gününde belediye 1/1000 ölçekli uygulama imar planı içinde olup olmadığı, değilse belediye veya mücavir alan sınırları dahilinde bulunup bulunmadığı, belediye hizmetlerinden yararlanıp yararlanmadığı ve etrafının meskun mahal olup olmadığı, en yakın yerleşim birimlerine, kamu kurum ve kuruluşlarına olan uzaklığının ne olduğu hususları Belediye Başkanlığından sorulup alınacak yazı cevabına göre taşınmazın vasfı belirlendikten sonra taşınmazın niteliğine göre oluşturulacak bilirkişi eşliğinde mahallinde yapılacak keşifte arsa olduğunun tespiti halinde; 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin 1 inci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsal karşılaştırması yapılarak, tarım arazisi olduğunun belirlenmesi halinde ise 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin 1 inci fıkrasının (f) bendi uyarınca uyarınca net gelirine göre bedel tespiti gerekirken, eksik inceleme ile açıklanan hususlarda değerlendirme yapılmadan soyut ifadelerle taşınmaza değer biçen rapor doğrultusunda yazılı şekilde hüküm kurulması ve davanın niteliği gereği maktu harca hükmedilmesi gerekirken, nispi harca hükmedilmesi nedenleriyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 27.04.2022 tarihli ve 2020/267 Esas, 2022/158 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne, tespit edilen bedele 26.02.2016 tarihinden karar tarihi olan 27.04.2022 tarihine kadar yasal faiz işletilmesine, davacı idarece davalılar adına fazla yatırılan 752.100,00 TL kamulaştırma bedelinin bankadan çekilmiş ise davalı tarafça bankadan çekilmesine kadar varsa işlemiş mevduat faiziyle birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine ve birleştirilen ecrimisil talebine ilişkin dosyanın tefriki ile ayrı bir esas sırasına kaydına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; sundukları emsallerin eski tarihli olması nedeniyle hesaplamaya dahil edilmemesinin hatalı olduğunu, belirlenen bedelin yüksek olduğunu, emlak vergi değeri ile tespit edilen bedel arasında fahiş fark bulunduğunu, tespit edilen bedele ilk karar tarihine kadar yasal faiz işletilmesi gerektiğini, iade edilecek bedele en yüksek mevduat faizinin işletilmesi ve her davalının iade edeceği bedelin ayrı ayrı gösterilmesi gerektiğini, dava açılırken Spor Genel Müdürlüğünün harçtan muaf olmadığını; ancak tüzel kişiliğinin sona ermesi ile davacı olan Gençlik ve Spor Bakanlığının harçtan muaf olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaza yakın mesafede bulunan 42 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 10.02.2020 tarihli Kıymet Takdir Komisyon Tutanağı ile 910,00 TL/m² üzerinden taraflarla anlaşma sağlandığı hususu dikkate alınmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, dava konusu taşınmaz ile emsalin alanları farklı olup emsal olarak incelenen taşınmazın uygun olmadığını, bozma öncesi tespit edilen m² birim bedeli ile bozma sonrası tespit edilen m² birim bedeli arasında fahiş fark bulunduğunu ve çelişkinin giderilmesi için yeniden keşif yapılması gerektiğini, davacı idareye iade edilecek bedele faiz işletilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesi gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 439 uncu maddeleri.
2. 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin sekizinci fıkrası ile 11 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesi gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Kanun’un 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3. Bozma öncesi hükme esas alınan bilirkişi raporunun kanunun aradığı şartları taşımadığı, emsal karşılaştırması yapılmadan soyut ifadelerle taşınmaza değer biçilmesi nedeniyle bozma sonrası hükme esas alınan rapor ile çelişki oluşturacak nitelikte bir rapor olmadığı dikkate alınarak, bozma sonrası arsa niteliğindeki dava konusu taşınmazın zeminine 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsal karşılaştırması yapılarak belirlenen m² birim bedelinin ve davacı idareye iadesine karar verilen bedelin davalı tarafça bankadan çekilmesine kadar varsa işlemiş mevduat faiziyle birlikte iadesinin yerinde olduğu kanaatine varılmıştır.
4. Buna karşın mahkemece verilen ilk kararla dava konusu taşınmazın üzerinde bulunan yapı bedeli 16.033,12 TL olarak belirlendiği ve bu husus bozmaya konu edilmediği halde, bozma kapsamı dışındaki hususların davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak oluşturacağı gözetilmeden bozma sonrası yapı bedeline hükmedilmemesi,
5.Tespit edilen kamulaştırma bedeline ilk karar tarihine kadar yasal faiz işletilmesi gerekirken, yazılı şekilde son karar tarihine kadar yasal faize hükmedilmesi,
6.Davacı idare harçtan muaf olduğu halde aleyhine harca hükmedilmesi, bozmayı gerektirmiştir.
Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 1086 sayılı Kanun’un 438 inci maddesinin 7 nci bendi gereğince kararın düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2.Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile; Mahkeme kararının hüküm fıkrasının;
a.(3) ve (4) numaralı bentlerindeki “933.490,00” sayısının hükümden çıkartılarak yerine ayrı ayrı “949.523,12” sayısının yazılması,
b.(4) numaralı bendindeki “karar tarihi olan 27.04.2022” ibaresi hükümden çıkartılarak yerine ”ilk karar tarihi olan 09.03.2016” ibaresinin yazılması,
c.İade edilecek bedele ilişkin (6) numaralı bendindeki “752.100,00” sayısının çıkartılarak yerine “736.066,88” sayısının yazılması,
d. Harca ilişkin 10 numaralı bendinin hükümden tümüyle çıkartılarak yerine “Davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harçların yatıran tarafa iadesine,” cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Davalıdan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine,
29.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.