YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/13407
KARAR NO : 2023/1888
KARAR TARİHİ : 01.03.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
KARAR : Usulden ret
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen kesinleşen orman tahdit sınırları içerisinde bırakılan taşınmazlar nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesinin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesinin kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın bir kısım davacılar yönünden kesin olduğundan karar verilmesine yer olmadığına, davalı … yönünden ise pasif husumet yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; Ankara ili, … ilçesi, … Mahallesi eski 1528,1529 ve 1530 parsel sayılı taşınmazlarda hisse sahibi olduğunu, taşınmazların Payamlı Devlet Ormanı kapsamında kaldığını ve davalı idare tarafından ağaçlandırma da yapılmak suretiyle fiilen el atıldığından taşınmazların bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden tahsilini ve davacılar adına tapuya kayıtlı olan hisselerin iptali ile Hazine adına orman olarak tapuya kayıt ve tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı idare vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davanın esasına girilmeden husumet yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, mahkeme aksi kanaatte ise davanın Hazineye ihbar edilmesini, davanın hak düşürücü süre geçtiğinden reddini, dava konusu taşınmaza ait orman kadastrosuna ait tüm belgelerin dosya arasına alınması gerektiğini ileri sürmüştür.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 24.12.2019 tarihli ve 2019/73 Esas, 2019/693 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne ve bedeline hükmedilen taşınmazların tapusunun iptali ve orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 29.04.2021 tarihli ve 2020/821 Esas, 2021/1012 Karar sayılı kararı ile davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucu; davacı … haricindeki davacılar yönünden davalı idare vekilinin temyiz taleplerinin reddine karar verildikten sonra, davacı … yönünden davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Bölge Adliye Mahkemesinin esastan ret kararı kaldırılarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 33 üncü maddesi gereğince; maddi olayları ileri sürmenin taraflara, hukukî nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemenin hâkime ait olduğunu, dosyadaki bilgi ve belgelere göre dava, taşınmazların kesinleşen orman tahdit sınırı içinde kalması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin olup açılacak davalarda zarardan Hazinenin sorumlu olması gerektiğinden davanın davalı … yönünden pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyularak bir kısım davacılar yönünden verilen karar kesinleşmiş olduğundan yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davalı … yönünden ise pasif husumet yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; eldeki davanın ilk açıldığı tarihte yüksek Dairenin davanın mahiyeti itibarıyla farklı görüşte olduğunu, iş bu davanın … hasım gösterilerek açıldığını, yargılama sırasında meydana gelen görüş değişikliğinin bilinmesi mümkün olamayacağından, Maliye Hazinesinin dahili davalı olarak iş bu davaya katılımının sağlanması ve adı geçen idareye karşı davacı … yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken adı geçen idare davaya dahil edilmeden davalı … yönünden pasif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmiş olmasının hakkaniyete uygun olmadığı gibi hukuken aynı statüde olan diğer davacıların mülkiyet hakları mahkeme kararlarıyla etkin şekilde korunmuşken davacı … yönünden mülkiyet ve adil yargılanma hakkı ihlal edilecek şekilde karar verilmesine cevaz verilmemesi gerektiğini, ilk kararla haklarında verilen karar kesinleşen davacılar yönünden ise karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmesinin haklarını sürüncemede bıraktığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi.
3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4 – 383 Esas, 2009/517 Karar sayılı kararında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir.
4. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan güven duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir.
5. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihaî kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
01.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.