Yargıtay Kararı 5. Hukuk Dairesi 2022/13484 E. 2022/16021 K. 14.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/13484
KARAR NO : 2022/16021
KARAR TARİHİ : 14.11.2022

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki davada İzmir 8. Asliye Hukuk ile Bakırköy 14. Asliye Hukuk Mahkemelerince ayrı ayrı yetkisizlik kararı verilmesi nedeni ile dosyada son karar bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmesinden sonra verilmiş ise de iki farklı bölge adliye mahkemesinin yargı çevresinde kalan mahkemelerce karşılıklı olarak yetkisizlik kararı verilmiş olması ve 5235 sayılı Kanun’un 36/3. maddesi gereğince bölge adliye mahkemeleri hukuk dairelerinin görevinin yargı çevresi içerisinde bulunan adli yargı ilk derece hukuk mahkemeleri arasındaki yetki ve görev uyuşmazlıklarını çözmek olduğundan yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR

Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı vekili dava dilekçesi ile birlikte, müvekkili şirketin 25/04/2018 tarih, 8.300,00.-ABD Doları bedelli faturanın ödenmesi için davalıya İzmir 21. Noterliği kanalıyla 31/10/2018 tarihli ihtarnameyi gönderdiğini, ancak davalı tarafın ihtarnameye verdiği cevapta faturayı iade ederek borçları bulunmadığını bildirdiğini, borcun bu şekilde ödenmemesi üzerine davalı aleyhine İzmir 1. İcra Müdürlüğü’nün 2018/15478 sayılı dosyası üzerinden takibe geçtiklerini, takibe itiraz üzerine arabuluculuk yoluna gidildiğini, orada da anlaşmaya varılamaması üzerine iş bu davayı ikame etme zorunda kaldıklarını, müvekkili şirketin yurtiçi ve yurtdışına turlar düzenleyen, ulaşım ve konaklama hizmetleri sağlayan bir şirket olduğunu, davalı tarafa konaklama ve şoförlü araç kiralama hizmeti sunulduğunu, konaklama bedelinin davalı tarafça ödenmesine rağmen şoförlü araç kiralama ücretine karşılık 8.300,00.-ABD Doları’nın ödenmediğini, bu çerçevede icra takibine vaki itirazın iptaline, takibin devamına, alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İzmir 8. Asliye Hukuk Mahkemesince, davacı tarafın, taraflar arasında bir şoförlü araç kiralama hizmet sözleşmesi olduğu iddiasında olduğu, bu çerçevede davaya konu faturanın tanzim edildiğini ve ödenmemesi üzerine icra takibine geçildiğini bildirdiği, davalı tarafın ise, şoförlü araç kiralama hizmet sözleşmesi olduğu yönündeki davacı iddiasını inkar ettiği, davacı tarafın şoförlü araç kiralama sözleşmesi yönünden herhangi bir yazılı delil getiremediği, alacak miktarına göre davacı tarafın bu iddiasını tanıkla ispat etmesine imkan bulunmadığı, davalı tarafın tanık dinlenilmesine muvafakat etmediğini de açıkça bildirdiği, taraflar arasında bir sözleşme olması halinde davacı tarafın TBK’nın 89/1. maddesine göre davalıdan alacağını davacı şirketin merkezinin bulunduğu adrese göre İzmir Mahkemelerinde talep edebileceği düşünülebilirse de davacı tarafından, sözleşme ilişkisi yönünden herhangi bir yazılı delil getirilmediğinden ve tanıkla ispat da ancak davalı tarafın açık muvafakatına bağlı olup, davalı tarafça tanık dinlenilmesine muvafakat edilmediğinden, yetkili mahkemenin HMK’nın 6. maddesine göre genel yetkili mahkeme olduğunun kabulü gerektiği, davalı …’nin merkez adresinin de Bakırköy Mahkemelerinin yetki çevresinin içerisinde bulunduğu, davalı tarafça yetki itirazında bulunulduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiştir.
Bakırköy 14. Asliye Hukuk Mahkemesince ise, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, araç kiralama hizmetinin verilip verilmediği ve buna bağlı alacak bedeline ilişkin olduğu, buna göre kesin yetkinin söz konusu olmadığı, HMK’nın 6. maddesi gereği, davalının yerleşim yeri ve para alacağına ilişkin TBK’nın 89. maddesi gereğince davacının yerleşim yerinin yetkili olduğu, davacı şirketin adresi olan Konak/İzmir için yetkisizlik kararı veren İzmir 8. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin de dosyada yetkili olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiştir.
İtirazın iptali davası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre; ilamsız takip yapılmış olması, borçlunun bu takibe itiraz etmesi, itirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17/09/2019 tarihli ve 2017/19-824 E., 2019/885 K. sayılı kararında da değinilmiştir.
Yargıtay’ın istikrar kazanmış uygulamasına göre, itirazın iptali davasını gören mahkemenin, icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı öncelikle incelemesi gerekir. Mahkemenin yetkisine yönelik bir itirazın var olup olmaması, bu sonuca etkili değildir. Eş söyleyişle, itirazın iptali davasında, mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olsun veya olmasın mahkeme öncelikle icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı inceleyerek kesin olarak sonuçlandırmalıdır. Kaldı ki, itirazın iptali davasını görme yetkisi, icra takibinin yapıldığı yer mahkemesine aittir. O nedenle, mahkemenin, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı incelemesi doğaldır. Bu yetki itirazının incelenmesi sonucunda, mahkeme, kendisinin yetkili olup olmadığını da belirlemiş olacaktır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 27/11/2013 tarihli ve 2013/13-372 E., 2013/1606 K. sayılı kararı).
İİK’nın 50/1. maddesine göre, para ve teminat borçlarına ilişkin icra takiplerinde yetkili icra dairesi, HMK’nın yetkiye dair hükümleri kıyas yoluyla uygulanmak suretiyle belirlenir. HMK’nın 6. maddesine göre, genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Aynı Kanun’un “Sözleşmelerden doğan davalarda yetki” başlıklı 10. maddesinde ise, sözleşmeden doğan davaların, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabileceği hüküm altına alınmıştır.
İcra takibinin yapıldığı ve eldeki davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan TBK’nın 89. maddesinde ise borcun ifa edileceği yer düzenlenmiştir. Buna göre;
“Borcun ifa yeri, tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirlenir. Aksine bir anlaşma yoksa, aşağıdaki hükümler uygulanır;
1. Para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde,
2. Parça borçları, sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde,
3. Bunların dışındaki bütün borçlar, doğumları sırasında borçlunun yerleşim yerinde, ifa edilir.
Alacaklının yerleşim yerinde ifası gereken bir borcun doğumundan sonra alacaklının yerleşim yerini değiştirmesi sebebiyle ifa önemli ölçüde güçleşmişse borç, alacaklının önceki yerleşim yerinde ifa edilebilir”.
Kısaca özetlemek gerekirse, HMK’daki yetki kuralları ilamsız icra takiplerinde kıyasen uygulanır. İtirazın iptali davalarında icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkisine yönelik itirazlar da öncelikle incelenmelidir. HMK’nın 6. maddesine göre ilamsız icrada genel yetkili icra dairesi borçlunun yerleşim yerindeki icra dairesi iken, sözleşmeden doğan para borçlarının takibi için başlatılan takipte sözleşmenin ifa edileceği yer icra dairesi de yetkili kılınmıştır. Takibin konusu sözleşmeden kaynaklı para borcu olduğunda sözleşmede aksine bir şart konulmamış ise para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ödeneceğinden, ifa yeri de alacaklının yerleşim yeri olacaktır. Böyle bir durumda alacaklı kendi yerleşim yerinde bulunan icra dairesinde de takip yapabilecektir.
Somut olayda, davalı tarafa konaklama ve şoförlü araç kiralama hizmeti sunulduğu ve konaklama hizmet bedeli ödendiği halde fatura konusu edilen şoförlü araç kiralama hizmet bedelinin ödenmediğini belirterek iddia ettiği alacağı için takip başlattığı, merkezi İzmir’de bulunan davacının İzmir Mahkemelerinde dava açtığı, HMK’nın 10. maddesi ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 89. maddesi uyarınca para alacağına ilişkin davalarda aksi kararlaştırılmadıkça para borcu alacaklının yerleşim yerinde ödenmesi gerektiğinden alacaklının bulunduğu yer mahkemesi de yetkili olup davacı tercih hakkını bu yönde kullandığından, uyuşmazlığın İzmir 8. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21. ve 22. maddeleri ile 5235 sayılı Kanun’un 36/3. maddesi gereğince; İzmir 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, 14.11.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.