YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/13509
KARAR NO : 2023/2598
KARAR TARİHİ : 16.03.2023
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
KARAR : Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 6. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki başkası adına tapulu taşınmaz üzerinde bulunan ve kamulaştırmasız el atılan muhdesat bedelinin tahsili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalının mülkiyetinde bulunan Mersin ili, … ilçesi, … Mahallesi 623 parsel (yenileme ile 143 ada 32 parsel) sayılı taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın maliki olduğunu, taşınmaz üzerindeki muhdesatın cinsi, yaşı ve miktarını Mersin 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/61 D.İş sayılı dosyası ile tespit ettirdiklerini, kamulaştırma yapılmaksızın sözü edilen muhdesata davalı tarafından fiilen el atıldığını belirterek, kamulaştırmasız el atılan muhdesat bedelinin, yapılan masrafların ve uğranılan zararın davalı kurumdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu’na (4562 sayılı Kanun) göre kurulmuş özel hukuk tüzel kişisi olduğunu, idare vasfında olmadığından kendi adına kayıtlı taşınmaz üzerinde bulunan ağaç vb unsurlar için kamulaştırmasız el atmadan söz edilemeyeceğini, taşınmazın uzun zaman önce Hazine adına kayıtlı iken İl Özel İdaresi tarafından pazarlık usulü ile satın alındığını, daha sonra müvekkiline devredildiğini, kamulaştırma yapılmadığını, taşınmazın mülkiyetinin müvekkiline intikalinden sonra dikilen ağaçların sadece enkaz bedelinin talep edilebileceğini, taşınmazdan yararlanan kişilere ihtar gönderilerek ağaçlarını (taşınabilir tüm eşyalarını) almaları aksi halde el atıldığında sorumlu olmayacaklarının bildirildiğini, bu sebeple davacının enkaz bedelini talep etme hakkının olmadığını, ağaçların yaşı itibari ile Hazineden İl Özel İdaresi adına tescil tarihinden sonra dikildiğinin anlaşıldığını, bu tarihten sonra kamulaştırma yapıldığının da iddia edilemeyeceğini, davacının herhalükarda başkasının arazisine ağaç diken ve bunu bilerek yapan kötüniyetli zilyet olduğunu, kötüniyetli zilyetin imar ve ihya bedeli de talep edemeyeceğini, ihtara rağmen işgale son vermeyen kötüniyetli zilyetin ağaç bedeli de talep edemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, taşınmaza net meyve geliri esas alınarak değer biçildikten ve zemine ekilebilecek münavebe ürünlerinin net gelirine göre biçilen değer düşüldükten sonra tespit edilen kapama bahçe niteliğindeki ağaçların bedeli, taşınmazda bulunan damlama sulama sistemi ve imar ihya masraflarından oluşan toplam 203.624,20 TL el atma tazminatının 93.789,25 TL’lik kısmının dava tarihinden itibaren, 109.834,95 TL’lik kısmının ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı kurumdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; değerlendirme dava tarihi itibarıyla yapıldığından hükmedilen bedele de dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini, ıslah edilen kısım için ıslah tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesinin doğru olmadığını ileri sürmüştür.
2. Davalı kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının kendi mülkiyetinde bulunmayan taşınmaz üzerine ağaç dikmekle kötü niyetinin açık olduğunu, davacının sadece enkaz bedelini isteyebileceğini, ağaçların kapama meyve bahçesi olduğunun tespit edilemediğini, sulu arazi münavebe ürünlerinin hatalı belirlendiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın fen bilirkişisi krokisinde gösterilen 7.228,03 m² yüzölçümündeki kısmının kapama karışık meyve bahçesi olarak davacı tarafından kullanılırken 2015 yılında davalı … Bölge Müdürlüğü tarafından üzerindeki ağaçlar sökülmek ve zeminin düzleştirilmesi suretiyle el atıldığı hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığını, 2942 sayılı Kanun’un 19 uncu maddesinin son fıkrası ve 4562 sayılı Kanun’un 5 inci maddesi uyarınca arazinin mülkiyetinin edinilmesinde yapılan masraflar ile arazi bedeli ödeme yükümlülüğünün Organize Sanayi Bölgesi tüzel kişiliğine ait olduğunu, taşınmazın verim çağında kapama meyve bahçesi olarak kullandığının bilirkişi raporları ve tanık beyanları ile sabit olduğu, ağaçların yaşlarına göre tespit edilecek verim miktarları ve değerlendirme tarihi olan 2016 yılı satış fiyatı ve üretim masraflarına göre tespit edilecek net gelir esas alınarak %4 kapitalizasyon faiz oranı uygulanmak suretiyle belirlenecek kapama meyve bahçesi değerinden, zeminine ekilebilecek sulu tarım münavebe ürün gelirine göre biçilecek değeri düşülmek suretiyle ağaç bedellerinin (kaim değerin) tespit edilmesinin yerinde olduğu, münavebeye alınan ürünler ve bu ürünlerin verim, fiyat, işletme giderleri ve net gelir değerlerinin Tarım İlçe Müdürlüğü verilerine uygun olduğu, ancak dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiği belirtilerek, taraf vekillerince yapılan istinaf başvurularının davalı kurum yönünden esastan reddine, davacı yönünden kabulü ile toplam 194.362,00 TL el atma tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı kurumdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine ilişkin düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; yasal faiz işletilmesi nedeniyle enflasyon karşısında oluşan ciddi değer kaybının karşılanmasını, bu amaçla kamu alacakları için öngörüşen en yüksek oranda faize hükmedilmesini, delil tespiti dosyasında yapılan masraflara ilişkin hüküm kurulmadığını ileri sürmüştür.
2. Davalı kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, temel olarak davacı ile davalı kurum arasında kamulaştırmasız el atılan muhdesatın değerinin biçilmesi ile bedelinin tahsili hususundadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: “… Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibarıyla, gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmağa hakkı olduğuna, ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna 16.05.1956 tarihinde ilk toplantıda ittifakla karar verildi.”
3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararı ile “… Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, gayrimenkulünün bedelinin tahsiline ilişkin olarak, gayrimenkulünü yola kalbeden hükmü şahsiyeti aleyhine açacağı bedel davasında müruruzamanın mevzuubahis olamayacağına ve bu itibarla da, hadisede Borçlar Kanunu’nun 66. maddesinin tatbik kabiliyeti bulunmadığına …” karar verilmiştir.
4 Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 22.03.1976 tarihli ve 1976/1 Esas, 1976/1 Karar sayılı kararı ile “… dava açılmadan önce yapılan delillerin tespiti giderlerinin müddeabihe ilâve edilmesi imkâm bulunmayan, HUMK’un 413-426 ncı maddeleriyle düzenlenen dava giderlerinden sayılması gerekmiştir.”
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Kapama karışık meyve bahçesi niteliğindeki taşınmaza net meyve geliri esas alınarak değer biçildikten ve zemine ekilebilecek münavebe ürünlerinin net gelirine göre biçilen değer düşüldükten sonra muhdesat bedelinin tespit edilerek davalı kurumdan tahsiline hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. Buna karşın; taşınmazda bulunan damlama sulama sistemi bedeli ile arazinin imar ihya masraflarının davalı kurum tarafından karşılanmasına ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, sadece kapama bahçe niteliğindeki ağaçların bedeline hükmedildiği halde, davalı kurumun istinaf talebinin reddine karar verilmesi yerinde değildir.
4. Dava değerinin 203.624,20 TL olarak ıslah edildiği dikkate alınarak hüküm altına alınan bedele göre davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, tam kabulüne hükmedilmesi, reddedilen kısım için davalı kurum lehine vekalet ücreti takdir olunmaması ve yargılama giderlerinin kabul ile ret oranına göre taraflar arasında paylaştırılmaması hatalıdır.
5. 22.03.1976 tarihli, 1976/1 Esas, 1976/1 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun kararı gereğince davanın açılmasından önce yapılan delil tespiti giderleri yargılama giderlerinden sayılmakta olup, buna göre davacı tarafından 6100 sayılı Kanun’un 400 ila 406 ncı maddeleri uyarınca yapılan delil tespitine ilişkin giderlerin aynı Kanun’un 323 ila 333 maddesi kapsamında yargılama gideri olarak değerlendirilerek hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Taraf vekillerinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının ilk fıkrasında yer alan “yerinde görülmeyen istinaf talebinin reddine” ibaresinin hükümden çıkartılmasına, yerine “ve” kelimesinin yazılmasına, hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan “davanın” kelimesinden sonra “kabulü” kelimesinden önce gelmek üzere “kısmen” kelimesinin eklenmesine, hüküm fıkrasının (2) numaralı bendinde yer alan “13.909,56” ve “10.431,78” sayılarının hükümden çıkartılmasına, yerlerine sırasıyla “13.276,87” ve “9.799,09” sayılarının yazılmasına, hüküm fıkrasının (3) numaralı bendinde yer alan “posta” kelimesinden sonra gelen kısmın hükümden çıkartılmasına, yerine “gideri ve Mersin 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/61 D.İş sayılı delil tespiti dosyasında yapılan 1.383,20 TL giderinden oluşan toplam 5.333,78 TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranı gözetilerek 5.091,09 TL’sinin davalı kurumdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına” ibaresinin yazılmasına, hüküm fıkrasının (4) numaralı bendinde yer alan “22.703,69” sayısının hükümden çıkartılmasına, yerine “22.055,34 sayısının yazılmasına, hüküm fıkrasına ayrı bir bent olarak “Reddedilen miktar üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 5.100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı kuruma verilmesine,” cümlesinin eklenmesi suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Taraflardan peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.