Yargıtay Kararı 5. Hukuk Dairesi 2022/13585 E. 2023/2297 K. 09.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/13585
KARAR NO : 2023/2297
KARAR TARİHİ : 09.03.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
KARAR : Kabul

Taraflar arasındaki tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada sonucu verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

Mahkemece verilen karar davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri Muğla ili, … ilçesi, … beldesi, … köyü, Kocaçalış mevkii 21 ada 1 parsel de kain tarlanın hissedarları olduklarını, söz konusu mevkiide yapılan orman kadastro işleminin 1977 yılında kesinleştiğini, söz konusu kesinleşmiş kadastro işlemine istinaden … 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/475 Esas, 2010/556 Karar sayılı kararı ile taşınmazın tapusunun iptal edildiğini ve bu kararın Yargıtayca onandığını, müvekkilinin mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek; 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tapu sicilinin tutulması nedeniyle Devletin sorumlu olduğu iddiasıyla gerçek zararının tazminini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz orman sınırları içerisinde kaldığından tapusunun iptal edildiğini ve Hazine adına orman vasfıyla tapuya tesciline karar verildiğini, davacının … 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/475 Esas, 2010/556 Karar sayılı kararını temyiz etmeyerek kararın bu şekilde kesinleşmesine kendisinin sebebiyet verdiğini, kadastronun yaptığı ilk tapulama işleminin yolsuz tescil hükmünde olduğunu, davanın zamanaşımı süresi içinde açılmadığını davanın haksız açıldığını savunarak bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 12.11.2015 tarihli ve 2014/259 Esas, 2015/381 Karar sayılı kararı ile Mahkemece yapılan yargılama sonucu: davanın kabulü ile toplam 2.075,232,04 TL’nin 100,00 TL’si için dava tarihinden, 2.075.132,04 TL’si için ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi şartlarının oluştuğunu; Orman Yönetimi tarafından açılan tapu iptali ve tescil davasında mahkemenin Orman Yönetiminin talebini aşar şekilde taşınmazın tahdit dışında kalan ve Akdeniz denizi içinde kalan bir kısmının da tapusu iptal edildiğinden, bu bölümler yönünden de davacının oluşan zararının giderilmesi gerektiğinden mahkmece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, davacının zararı, … 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/475 Esas, 2010/556 Karar sayılı kararının tapu malikleri yönünden kesinleştiği tarihte oluşmuş olup mahkemece bu tarihin değerlendirme tarihi olarak esas alınması gerektiği, yeterli arsa arazi araştırılması yapılmaksızın, taşınmazın bir kısmının arazi, bir kısmının ise arsa olarak kabul edilerek zararın piyasa araştırmasına göre belirlendiği keşfe katılmayan harita ve kadastro mühendisi gayrimenkul değerleme uzmanından alınan denetim elverişli olmayan bilirkişi raporunun hükme esas alındığı kabule göre de bedelin tamamına dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile davanın kabulü ile toplam 2.075,232,04 TL tazminata dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde, mahkemece yetersiz inceleme ile tanzim edilmiş bilirkişi raporuna göre davanın kabulüne karar verildiği, 4721 sayılı Kanun 1007 nci maddesi koşullarının oluşmadığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, belirlenen bedelin fahiş olduğunu %40 oranında düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılması gerektiğini ileri sürerek kararı temyiz etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl ve birleştirilen dava için 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 439 uncu maddeleri.

2. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi.

3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4 – 383 Esas, 2009/517 Karar sayılı kararında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir.

4. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan güven duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir.

5. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir.

3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı Hazine vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu taşınmazın kök parseli olan 1 ada 2 parselin 1946 yılında yapılan tapulama çalışmalarında sazlık, bataklık ve kumlu tarla vasfıyla Tarımsal Başarılar Kooperatifi adına tespit ve tescil edildiği, daha sonra ifraz işlemi görerek, 14931,75 m² yüzölçümü ve tarla vasfıyla 21 ada 1 parsel ile gerçek kişiler adına tescil edildiği, davacıların ise 32/896’şar hissesini satın alma yoluyla 1983 yılında, davacı …’ın ise 42925/309048 hissesini 2006 yılında satın alma yoluyla edindiği, Orman Yönetimi tarafından açılan tapu iptali ve tescil davası sonucu ise, … 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/475 Esas, 2010/556 Karar sayılı kararıyla davanın kısmen kabulü ile, 21 ada 1 parselin 12117,85 m²lik kısmının tapu kaydının iptali ile orman olarak Hazine adına tescil edildiği, 2813,90 m²lik kısmının ise Akdeniz denizi içinde yer alması sebebiyle tapu kaydının iptal edilmesine karar verildiği ve bu kararın Orman Yönetiminin temyizi üzerine temyiz aşamasından geçerek Dairenin 24.03.2014 tarihli 2014/1676 Esas, 3499 Karar sayılı kararıyla onandığı ve kararın 31.03.2017 tarihinde kesinleştiği ;eldeki davanın ise 21.08.2014 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.

3. Bozma kararına uyularak bilirkişiden rapor alınmış ise de, alınan rapor hüküm kurmaya elverişli değildir. Şöyle ki; arsa niteliği ile taşınmaza değer biçen ve hükme esas alınan 02.01.2021 tarihli bilirkişi raporu üç kişiden oluşturulacak bilirkişi kurulu yerine tek bilirkişi tarafından hazırlandığından geçerli değildir.

4. Bu nedenle; taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde re’sen emsal celbi yoluna gidilmesi, dava konusu taşınmazın, değerlendirme tarihi itibarıyla, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibarıyla imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların re’sen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi bozmayı gerektirir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle
Davalı Hazine vekilinin temyiz istemlerinin kabulü ile temyiz olunan İlk Decere Mahkemesinin kararının BOZULMASINA,

Dosyanın kararı veren Mahkemesine gönderilmesine,

09.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.