YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/13601
KARAR NO : 2023/5065
KARAR TARİHİ : 18.05.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil idareye ait … Vakfı adına tescilli, … ilçesi, … (… ) Mahallesi, 1361 ada 8 parsel sayılı taşınmazın davalı tarafından kamulaştırma yapılmaksızın yol ve kaldırım olarak düzenlemesi sebebiyle m²si 3.780,00 TL’den 10,20 m²’lik yerin bedeli olan 38.556,00TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle bilikte davalıdan tahsiline, bedeli ödendiğinde taşınmazın davalı … lehine tapuda tescil veya terkinine yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili belediyenin davaya konu olan mezkur taşınmaz üzerinde fiili bir işgali olmadığını, imar planında taşınmazın yol ve kaldırım olarak kullanıldığının sabit olduğunu, müvekkilinin fiili bir el koymasından ziyade, öteden beri süregelen ve zaman içerisinde vatandaşların kullanımından kaynaklanan fiili bir durum olduğunu, ayrıca söz konusu taşınmazın herhangi bir gelir getirici niteliğe haiz olmadığını, talep edilen 38.556,00 TL işgal tazminatının oldukça fahiş olduğunu, davacı tarafından eğer müvekkil idarenin işgali iddia ediliyorsa hangi tarihten itibaren bu işgalin var olduğunun da ispatlanmasının gerektiğini, davalı tarafça hiçbir delil sunulmadığını oysaki 09.10.1956 tarihinden önce el atıldığının saptanması halinde 221 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiğini, tüm bu açıklanan nedenlerden dolayı davacının usul ve Kanuna aykırı açmış olduğu davanın reddine, masraf ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 02.10.2014 tarihli ve 2012/115 Esas, 2014/180 Karar sayılı kararı ile davanın yargı yolu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Mahkemenin 02.10.2014 tarihli ve 2012/115 Esas, 2014/180 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; davacı tarafından, taşınmaza yol ve kaldırım yapılmak suretiyle el atıldığının ileri sürüldüğü, dilekçe ekinde sunulan 22.09.2010 günlü ekspertiz raporu ve fotoğraflara göre taşınmaza parke taşı döşeli olduğu, davalı idarece taşınmazın öteden beri vatandaşlarca yol olarak kullanıldığının kabul edildiği ve taşınmazın imar planında yol ve park olarak ayrıldığı da gözetilerek, uzman bilirkişiler eşliğinde taşınmaz başında keşif yapılıp, alınacak rapor sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, keşif yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve el atma tazminatının davalı taraftan tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaza hangi tarihte el atıldığı hatalı tespit edilmiş olup davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilmesi gerektiğini, tespit edilen tazminat bedelinin haksız ve fahiş olduğunu, emsal seçiminin kanuna ve içtihatlara uygun olmadığını bu sebeplerle kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, temel olarak davacı tapu maliki ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ile bedelinin tahsili hususundadır.
2.İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 439 uncu maddeleri.
2.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: “… Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibarıyla, gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmağa hakkı olduğuna, ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna 16.05.1956 tarihinde ilk toplantıda ittifakla karar verildi.”
3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararı ile “… Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, gayrimenkulünün bedelinin tahsiline ilişkin olarak, gayrimenkulünü yola kalbeden hükmü şahsiyeti aleyhine açacağı bedel davasında müruruzamanın mevzuubahis olamayacağına ve bu itibarla da, hadisede Borçlar Kanunu’nun 66. maddesinin tatbik kabiliyeti bulunmadığına …” karar verilmiştir.
3.Değerlendirme
1.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Kanun’un 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı idare vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3.Arsa niteliğindeki … ili, … ilçesi, … (… ) Mahallesi, 1361 ada 8 parsel sayılı taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde yöntem itibarıyla bir isabetsizlik bulunmamıştır.
4.Buna karşın 2942 sayılı Kanun’un kıymet takdir esaslarını belirten 11 inci maddesinin birinci fıkrasının arsalara ilişkin (g) bendi uyarınca, arsaların bedelinin değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması ve dava konusu taşınmaz ile emsalin zaruret olmadıkça yakın bölgelerde ve benzer yüzölçümlü olması ve değerlendirme tarihine yakın satışların emsal alınması gerekir.
5.Hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu yönteme uyulmadan, eski satış tarihli taşınmaz emsal alınarak değer biçilmesi doğru olmadığı gibi emsal olarak kabul edilen taşınmaz ile dava konusu taşınmazın, değerlendirme tarihi olan 27.02.2012 itibarıyla Arsa Metrekare Rayiç Bedeli Takdir Komisyonu tarafından resen belirlenen emlak vergisine esas olan m² değerleri, ilgili Belediye Başkanlığı Emlak Vergi Dairesinden getirtilip, dava konusu taşınmazların değerlendirme, emsal taşınmazın ise satış tarihi itibarıyla imar parseli mi yoksa imar planına dahil olmakla birlikte olduğu gibi bırakılan kadastro parseli mi olduğu ilgili Belediye İmar Müdürlüğü ile Tapu Müdürlüğünden ayrı ayrı sorulup rapor denetlenmeden eksik inceleme ile değer biçildiğinden, bu rapora göre hüküm kurulması mümkün değildir.
6. Bu durumda; taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkân tanınması, lüzumu hâlinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi, taşınmazın, değerlendirme tarihi itibarıyla, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibarıyla imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi bozmayı gerektirir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Davalı idareden peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde iadesine,
18.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.