YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/13610
KARAR NO : 2023/5869
KARAR TARİHİ : 06.06.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 4650 sayılı Kanun’la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak terkini davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilmiştir.
Davalılar vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 06.06.2023 günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.
Duruşma günü davacı idare ve davalılar vekilleri duruşmaya katılmadıklarından incelemenin evrak üzerinden yapılmasına karar verilmiştir.
Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; … ili, … ilçesi, … Mahallesi 139 ada 37 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak terkinini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemenin 02.07.2020 tarihli ve 2018/49 Esas, 2020/243 Karar sayılı kararı ile davanın bedel depo edilmediğinden usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 02.07.2020 tarihli ve 2018/49 Esas, 2020/243 Karar sayılı kararı ile fark bedelin depo edilmesi için davacı idareye 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca usulüne uygun süreler verildiği hâlde, davacı idarece fark bedel bloke edilmediğinden İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş olmasında usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmadığı, Mahkemece tescil hükmü yönünden kesin olmak üzere verilen ilk karar gereğince dava konusu taşınmazın davacı idare adına tescil edildiği anlaşıldığından, davanın reddedilmiş olması sonucunda davacı idare adına kayıtlı dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile önceki maliki olan davalı adına tesciline karar verilmesinde de bir usulsüzlük bulunmadığı gerekçesiyle davacı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; İlk Derece Mahkemesince tespit edilen kamulaştırma bedelinin bloke edilmesi için davacı idare vekiline usulüne uygun olarak verilen süreler içerisinde depo edilmediğinden davanın reddine karar verilmiş ise de davacı idare vekili tarafından sunulan banka dekontuna göre davacı idarenin karar tarihinden sonra 05.08.2020 tarihinde depo kararını yerine getirdiği anlaşıldığından, tarafların beyanları sorularak ve usul ekonomisi de gözetilerek işin esasına girilip bir karar verilmesi gerektiği gibi; Anayasa Mahkemesinin 27.11.2020 tarihli ve 31317 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 16.07.2020 tarihli ve 2018/104 Esas, 2020/39 Karar sayılı kararı ile 7139 sayılı Kanun’la Değişik 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin sekizinci fıkrasının dördüncü cümlesinin; “idarenin kıymet takdir komisyonunca tespit edilen bedelden az olması durumunda hâkim tarafından tespit edilen bedel, fazla olması durumunda idarenin kıymet takdir komisyonunca tespit ettiği bedel, peşin ve nakit olarak hak sahibi adına, kalanı ise bedele ilişkin kararın kesinleşmesine kadar üçer aylık vadeli hesapta nemalandırılmak ve kesinleşen karara göre hak sahibine verilmek üzere” bölümü ile yedinci cümlesinde yer alan “idarenin kıymet takdir komisyonunca tespit ettiği bedelden fazla olması halinde fazla olan tutarın bloke edildiğine” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğu ve iptal edildiği nazara alınarak hüküm kurulması gerektiğinden, kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin davalı tarafa ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali davacı idare adına tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı idare temyiz dilekçesinde özetle; hükme dayanak olarak alınan bilirkişi raporunun hatalı hesaplandığını, net gelirin yüksek hesaplandığını, bedelin fahiş olduğunu, arta kalan kısımda değer kaybı yerine değer artışı olduğunu, idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kamulaştırma bedelinin çok düşük olduğunu, davaya konu taşınmaz arsa niteliğinde iken arazi değerlendirildiğini, çevresinin meskun olduğunu ve belediye hizmetlerinden yararlandığını, Mahkeme aksi kanaatte olursa taşınmaz sulanabilir durumda olmasına rağmen kuru tarım arazisi olarak değerlendirildiğini, objektif değer artış oranının en az %100 alınması gerektiğini, üretim masraflarınının brüt gelirin 1/3’ünden fazla alınmaması gerektiğini, verimin düşük alındığını, arta kalan kısımda yol ile kot farkı oluştuğundan daha fazla değer kaybı olduğunu ve muhtesat bedelinin bedele eklenmesi gerektiğini, ayrıca hükmün kesinleşme tarihine kadar yasal faize hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin sekizinci fıkrası, 11 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları.
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre davacı idare ve davalılar vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3. Dosyada bulunan Gülnar Belediye Başkanlığının 26.04.2016 tarihli yazı cevabı ve bilirkişi raporuna göre; dava konusu taşınmazın 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı içinde bulunmadığı, belediye sınırları içerisinde olduğu, taşınmazın belediye hizmetlerinden faydalandığı ve Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün parsel sorgulama uygulama sitesinden edinilen bilgiler birlikte değerlendirildiğinde dava konusu taşınmazın arsa vasfında olduğu, ayrıca Gülnar Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/48 Esas, 2019/30 Karar sayılı kararı ile dava konusu taşınmaza yakın konumda olan, 139 ada 31 parsel taşınmazın arsa olarak değerlendirildiği, kararın Dairemizce onanarak kesinleştiği, yine dava konusu taşınmaz ile yakın konumda olan 139 ada 52 parsel taşınmazın arsa olarak değerlendirilerek belirlenen kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkin Gülnar Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/63 Esas, 2019/35 Karar sayılı kararının Dairemizce onanarak kesinleştiği anlaşıldığından, belirtilen hususlar dikkate alındığında davaya konu taşınmazın arsa niteliğinde olduğunun kabulü ile 2942 sayılı Kanun’un 11 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca arsalara ilişkin (g) bendi uyarınca arsaların bedelinin değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması zorunludur.
4. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda taşınmaza arazi niteliğine göre değer belirlendiğinden, bu rapora göre hüküm kurulması mümkün değildir.
5. Bu durumda; taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkân tanınması, lüzumu hâlinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi, taşınmazın, değerlendirme tarihi itibarıyla, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibarıyla imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerekmektedir.
6. Kabule göre de; davaya konu taşınmaz kapama zeytin ve badem bahçesi olarak kabul edildiği hâlde ayrıca ağaç bedeline hükmedilmesi bozmayı gerektirir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Davalıdan peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde iadesine,
06.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.