YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/13802
KARAR NO : 2023/3042
KARAR TARİHİ : 28.03.2023
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
KARAR : Kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat ve ecrimisil bedelinin tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar vermiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Mersin ili, … ilçesi, … köyü 135 ada 72, 73, 75 ve 90 parsel sayılı taşınmazlara davalı idarelerce kamulaştırma işlemi yapılmadan fiilen el konulduğundan kamulaştırmasız el atmaya dayanan tazminat ile dava tarihinden geriye doğru beş yıllık ecrimisil bedelinin el koyma tarihinden itibaren işleyecek kamu alacakları için öngörülen en yüksek oranda faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı MESKİ Genel Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle; her ne kadar davacı vekili tarafından dava dilekçesinde kamulaştırma işlemi yapılmadan fiilen el koyma şeklinde beyanda bulunulmuş ise de davacının maliki olduğu belirtilen taşınmazlara müvekkili idare tarafından fiilen el koyma durumunun söz konusu olmadığını, bu nedenle fiilen el koymanın söz konusu olmadığı iş bu davada mahkemenin görevsiz olduğunu, yapılacak keşif ile de bu hususun açıkça tespit edileceğini, şayet dava konusu taşınmazların … Barajı Mutlak koruma Alanı içinde olması nedeniyle tapu kayıtlarında bu hususta bir beyan var ise bu hususun da fiili el atma olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, bu nedenlerle iş bu davalarda idarî yargı mercilerinin görevli olduğundan bahisle öncelikle davanın görev (yargı yolu) bakımından reddine karar verilmesini, ayrıca … Baraj Gölü’nün DSİ Genel Müdürlüğü tarafından ”Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği” gereğince hazırlanan ”… Projesi … Baraj Rezervuarı Koruma Alanları Revizyon Haritasına” göre yapılmış olduğunu, … Barajı’nın kendileri tarafından inşa edilmemiş olduğunu, bu nedenlerle taraf sıfatlarının bulunmadığını, ayrıca zamanaşımı itirazlarının da bulunduğunu belirterek açılan davanın reddini talep etmiştir.
2. Davalı DSİ Genel Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu olan … ilçesi, … köyünde kayıtlı bulunan dava konusu taşınmazların davalı idare tarafından yapılan … Barajı Göl sahasına isabet etmesi nedeniyle kamulaştırılmış ve ifraz edilmiş olarak kanal vasfıyla DSİ Genel Müdürlüğü adına tescil edildiğini, dava konusu taşınmazların o tarihte yürürlükte olan kanun hükümlerine göre kamulaştırma işlemlerinin gerçekleştirilmiş olmasına rağmen davalıların tapuda müvekkili idare lehine devir işlemlerini gerçekleştirmemiş olduğunu, dava konusu taşınmazların kamulaştırma işlemlerinin usulüne uygun olarak yapıldığını belirterek davanın reddini, dava konusu taşınmazların davacı adına olan tapusunun iptalini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 19.04.2018 tarihli ve 2017/3 Esas, 2018/112 Karar sayılı kararı ile davalı MESKİ Genel Müdürlüğü hakkında davanın husumetten reddine, davalı DSİ Genel Müdürlüğü yönünden davanın kabulüne ve dava konusu 73 ve 75 parsellerde bedeline hükmedilen kısımlarda, dava konusu 75 ve 90 parsel sayılı taşınmazların tamamında davacı payının iptali ile davalı idare adına tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 11.10.2019 tarihli ve 2018/1116 Esas, 2019/1124 Karar sayılı kararı ile taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin birinci alt bendi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına kesin olarak karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin 11.10.2019 tarihli ve 2018/1116 Esas, 2019/1124 Karar sayılı kararına süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Bölge Adliye Mahkemesinin 03.12.2019 tarihli ek kararı ile davalı vekilinin temyiz talebinin kararın kesin olarak verilmesi nedeniyle reddine karar verilmiştir.
3. Dairemizin 25.11.2020 tarihli ve 2020/1053 Esas, 2020/10345 Karar sayılı kararı ile 6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesi kararın temyizinin mümkün olduğundan ek kararın kaldırılmasına karar verildikten sonra yapılan inceleme ile Bölge Adliye Mahkemesince eksik delillerin toplanması ve toplanan tüm delillerin birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyulan bozma ilâmı gereğince inceleme ve işlem yapılarak davanın davalı MESKİ Genel Müdürlüğü yönünden husumetten reddine, davalı DSİ Genel Müdürlüğü yönünden kısmen kabulüne ve dava konusu 73 ve 75 parsellerde bedeline hükmedilen kısımlarda, dava konusu 75 ve 90 parsel sayılı taşınmazların tamamında davacı payının iptali ile davalı idare adına tesciline karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı … davalı DSİ Genel Müdürlüğü vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; tanık beyanlarına göre el atmanın 1984’ten sonra gerçekleştiğini, davalı tarafın bu konuda herhangi bir itirazının da bulunmadığını, kendileri lehine takdir olunan vekâlet ücretinin maktu değil nispi olması gerektiğini, yerel mahkemenin tanık beyanlarına itibar etmeyerek taşınmazlara 04.11.1983’ten önce el atıldığını kabul ettiğini, davalı MESKİ Genel Müdürlüğü yararına verilen vekâlet ücreti takdirinin hatalı olduğunu, davadan önceki cevaplarında kamulaştırma işlemlerinin başladığını belirttiklerinden haklı olarak aleyhlerine dava açtıklarını, kendileri lehine vekâlet ücreti verilmesi gerektiğini, taşınmazların asfalt yola 250 metre, köy yerleşim yerine 100 metre, Mersin Üniversitesi … Meslek Yüksek Okuluna 2400 metre, … ilçesine 6800 metre ve Şarlak deresinin devamına 250 metre mesafede olmakla “arsa” olarak değerlendirilmesini, aksi durumda ise %300 objektif değer artışının uygulanması gerektiğini, sulama gelirinin %50 artırılmasının hatalı olduğunu, taşınmazların civarında dere bulunduğunu, tespit edilen bedelin çok düşük olduğunu, hesaplama hatalarını kabul etmediklerini ileri sürerek kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
2. Davalı DSİ Genel Müdürlüğü vekili temyiz dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunda hatalı ve eksik değerlendirme ile münavebe ürünlerinin yüksek gelirli ürünlerden seçildiğini, gelir, üretim ve satışların yüksek, üretim masraflarının ise düşük alındığını, bundan dolayı kamulaştırma bedelinin yüksek çıktığını, kapitalizasyon faiz oranının %4 alınmasının mümkün olmadığını, taşınmazın arta kalan kesiminde meydana gelen değer artışının hesaplanarak tespit edilen bedelden düşülmesi gerektiğini, davanın kısmen reddine karar verildiği hâlde lehlerine vekâlet ücretine hükmedilmediğini ileri sürerek kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı tapu maliki ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz ve ecrimisil bedelinin davalı idareden tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: “… Usulü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibarıyla, gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmağa hakkı olduğuna, ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna 16.05.1956 tarihinde ilk toplantıda ittifakla karar verildi.”
3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararı ile “… Usulü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, gayrimenkulünün bedelinin tahsiline ilişkin olarak, gayrimenkulünü yola kalbeden hükmü şahsiyeti aleyhine açacağı bedel davasında müruruzamanın mevzuubahis olamayacağına ve bu itibarla da, hadisede Borçlar Kanunu’nun 66. maddesinin tatbik kabiliyeti bulunmadığına …” karar verilmiştir.
4. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun (2942 sayılı Kanun) 11 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arazi niteliğindeki dava konusu taşınmazlara 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca net geliri esas alınarak değer biçilmesinde, kamulaştırmasız el atmaya dayalı tazminat ve ecrimisil bedelinin davalı DSİ Genel Müdürlüğünden tahsili ile bedeline hükmedilen dava konusu taşınmazların davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davalı idare adına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı … davalı DSİ Genel Müdürlüğü vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun hükmün ONANMASINA,
Davalı DSİ Genel Müdürlüğü harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.