Yargıtay Kararı 5. Hukuk Dairesi 2022/15397 E. 2023/3422 K. 04.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/15397
KARAR NO : 2023/3422
KARAR TARİHİ : 04.04.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki taşınmazın kesinleşmiş orman tahdit sınırları içerisinde bırakılması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazminine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu … ili, … ilçesi, … Mahallesi 100 ve 244 parsel sayılı taşınmazlara 2002 tarihinde orman vasfıyla şerh konulduğunu ve mülkiyet hakkının kısıtlandığını, uğramış olduğu zararın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden tahsiline, orman tahdidi içinde kalan ve bedeline hükmedilecek kısımların tapusunun iptaline ve orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; tapu kayıtlarına şerhin süresi içerisinde konulup konulmaması hususunda Hazineye herhangi bir mesuliyet yüklenemeyeceğini, dava konusu taşınmazların tapu kaydında orman şerhi bulunması ve taşınmazların orman sınırları içerisinde kalması, bu şerhin konulması ve kaldırılmasındaki tüm yetkinin Orman İdaresine ait olması sebebi ile davalı idare açısından husumet yönünden davanın reddinin gerektiğini, iş bu davanın kısmi dava olarak da açılamayacağını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, taşınmazların bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı … Hazinesinden tahsili ile davacıya ödenmesine, 100 parsel sayılı taşınmazın tamamının, 244 parsel sayılı taşınmazın 5.419,51 m²lik kısmının tapusunun iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur

B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazların metrekare birim fiyatının serbest piyasa rayicinin oldukça altında hesaplandığını, taşınmazların gerçek değerini yansıtmadığını, konum itibarıyla taşınmazların değerli olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.

2. Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarına orman şerhi konulması ve kaldırılmasındaki tüm yetkinin Orman İdaresine ait olması nedeniyle davanın Hazine açısından husumetten reddi gerektiğini, davacının davasını kısmi dava olarak açmakta hukukî yararının olmadığını, davacı vekili tarafından fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı tutularak 10.000,00 TL üzerinden açılan davanın usulden reddi yerine kabulüne dair verilen kararın kaldırılması gerektiğini, bilirkişi raporlarına karşı itirazları karşılanmadan hatalı bilirkişi raporuna itibar edilerek eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu, davanın zamanaşımı nedeniyle reddinin gerektiğini, bilirkişilerce hesaplanan metrekare birim fiyatının fahiş olduğunu, ıslah dilekçesine konu bedel yönünden zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu ve bu itirazları hususunda bir karar verilmediğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazların üzerine orman şerhi işlenmesi nedeniyle kullanılamaz hâle gelmesi sonucu davalı Hazinenin sorumluluğuna gidilmesi doğru olduğu gibi, tarım arazisi niteliğindeki taşınmazlara net gelir metoduna göre belirlenen bedelin usul ve kanuna uygun olduğu anlaşıldığından, taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek ayrıca dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede 3 yılda 5 ürün alarak yapılan münavebe planları ile yapılan hesaplamaların daha önce kanun yolu denetiminden geçtiğini, 2 yılda 3 ürün alınmasının doğru olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek temyiz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat ve tapu kaydının iptali ile orman vasfı olarak tescili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri

2. 4721 sayılı Kanun’un “Sorumluluk” başlıklı 1007 nci maddesinin birinci fıkrası.

3. 6831 sayılı Orman Kanunu’nun (6831 sayılı Kanun) ilgili maddeleri.

4. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4 – 383 Esas, 2009/517 Karar sayılı ilâmında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir.

5. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan güven duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir.

6. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir.

3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Sakarya ili, Adapazarı ilçesi, Kömürlük Mahallesi 100 parsel sayılı, 800 m² yüzölçümlü, bağ vasıflı ve aynı mahalle 244 parsel sayılı, 9580 m² yüzölçümlü, tarla vasıflı taşınmazların 1967 yılında yapılan arazi kadastrosu neticesinde davacının murisi Mustafa Mutlu adına tespit ve tescil gördüğü, akabinde taşınmazın tapulama malikinin -aralarında davacının da bulunduğu- mirasçılarına intikal ettiği, davacının 100 parsele 27.03.2020 tarihinde mirasçılar arasında yapılan taksim işlemiyle 10.11.1980, 244 parsele ise 04.04.1985 tarihinde satış işlemi ile malik olduğu, Kömürlük Mahallesinde 6831 sayılı Kanun’a göre orman kadastro çalışması ve 2/B uygulamalarının 17.03.1993 tarihinde kesinleştiği, 100 parselin beyanlar hanesine Adapazarı Orman İşletme Müdürlüğü tarafından 27.03.2020 tarihli ve 623121 yevmiye numaralı işlem ile “Taşınmazın tamamı orman sınırı içerisinde kalmaktadır.” ve 244 parselin beyanlar hanesine Adapazarı Orman İşletme Müdürlüğü tarafından 27.03.2020 tarihli ve 623121 yevmiye numaralı işlem ile “Taşınmazın kısmen orman sınırı içerisinde kalmaktadır.” şeklinde şerhler konulduğu anlaşılmakla bu şerhler nedeniyle mülkiyet hakkı kısıtlandığından 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereği tazminat hakkı doğduğunun kabulü doğrudur.

3. Dava konusu taşınmazların hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda belirtilen özelliklerine ve dosya kapsamına göre arazi nitelikli taşınmazlara net gelir yöntemine göre değer biçilmesine ve taşınmazların gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince davalı Hazineden tahsiline ve tapu kayıtlarının iptal edilerek orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

04.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.