YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/12830
KARAR NO : 2015/38045
KARAR TARİHİ : 12.02.2015
MAHKEMESİ :Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi)
SUÇ : Yağma, yağmaya teşebbüs, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, kasten yaralama
HÜKÜM : Beraat
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
I-Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükmün incelenmesinde:
5237 sayılı TCK’nın 109. maddesinin 1. fıkrasında, “Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye, … cezası verilir” şeklindeki düzenleme ile kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunun tanımlanmış ve suçun basit şekli yaptırım altına alınmıştır.
Bu suç ile yaptırıma bağlanan husus, bireylerin hareket özgürlüğünün hukuka aykırı biçimde kaldırılması ya da kısıtlanmasıdır. Nitekim bu husus madde gerekçesinde de, “Bu suç ile korunan hukuki değer, kişilerin kendi arzusu ve iradesi çerçevesinde hareket edebilme hürriyetidir” şeklinde belirtilmiştir.
Fail, kişinin özgürlüğünden yoksun bırakılmasına yönelik fiili, doğrudan doğruya veya dolaylı hareketleriyle ve çeşitli araçlar kullanarak gerçekleştirebilir. Bu suç serbest hareketli bir suç olduğundan, bir yere gitme veya bir yerde kalma özgürlüğünün kaldırılması sonucunu doğurabilecek her türlü hareket ile işlenebilir. Sonuç ise, mağdurun bir yere gitme ya da bir yerde kalma özgürlüğünün kaldırılması biçiminde ortaya çıkar.
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun manevi unsuru, failin, mağduru kişisel özgürlüğünden yoksun bırakmaya yönelik hareketleri gerçekleştirmeyi istemesi ve bilmesi, yani genel kasttır.
Suçun oluşumu açısından geçmesi gereken süreye ilişkin olarak, 5237 sayılı TCK’da herhangi bir açıklama bulunmamaktadır. Ancak, kişisel özgürlükten yoksun bırakma kavramı, anlık olmayan bir süreyi zorunlu olarak içerdiğinden, fiil ile sonucun hukuken kabul edilebilecek bir zaman müddetince sürmesini gerektirir. Bu bakımdan, her olayda sürenin, hem fail hem mağdur açısından kişiyi özgürlüğünden yoksun bırakma niteliğini taşıyıp taşımadığının hâkim tarafından değerlendirilmesi gerekir. Dolayısıyla suçun oluşumu açısından önceden bir zaman uzunluğunun belirlenmesi olanaklı değildir.
Somut olayda;
Sanığın, suç tarihinde geceleyin saat 23:00 sularında kimliği tespit edilemeyen iki suç ortağıyla birlikte yakınanların arkasından saldırdıkları, yakınan…’un aldığı darbe sonucu yere düştüğü, çıkan arbede sırasında yakınan…un bir fırsatını bulup kaçmayı başardığı, yakınan …’in kollukta alınan beyanında, “Şahıslardan birinin omzundan tutup sokağa çekerek burada bıçak çıkartıp, üzerinde ne varsa vermesini istediğini, sanığın iki arkadaşının ise, kendisini darp edip, ardından telefonunu alıp olay yerinden ayrıldıklarını”; mahkemede alınan beyanında ise, “Olayın yürüdükleri yerde meydana geldiğini, herhangi bir yere zorla götürülmediğini” belirtmesi karşısında, yakınanın hangi beyanına üstünlük tanınırsa tanınsın, yakınanın hareket serbestisinden mahrum edildiği sürenin yağma suçunun işlenmesi için gerekli sürenin ötesine geçmediği, sanık ve arkadaşlarının yakınanı özgürlüğünü kısıtlayarak başka bir yere götürme, belli bir süre yanlarında tutma ya da bağlama gibi bir eylemde bulunmadıklarının anlaşılması karşısında; sanığın yakınana yönelik eyleminde, unsurları oluşmadığı için kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan söz edilemeyeceği gözetilmeden, kanıtların takdirinde yanılgıya düşülerek, delil yetersizliği gerekçe gösterilerek beraatine karar verilmişse de, bu husus sonuca etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulu’nun takdirine göre, o yer Cumhuriyet Savcısı’nın temyiz itirazı yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, usul ve kanuna uygun bulunan hükmün tebliğnameye aykırı olarak ONANMASINA,
II-Sanık hakkında yağma, yağmaya teşebbüs ve yaralama suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde:
Oluş ve dosya içeriğine göre, suç tarihinde geceleyin saat 23:00 sularında birlikte yürüdükleri sırada arkalarından gelen 3 kişinin yakınanlara saldırdığı, yakınan …’un aldığı darbe sonucu yere düştüğü, çıkan arbede sırasında yakınan …’un bir fırsatını bulup kaçmayı başardığı, yakınan …’in ise kendisini tutan şahsın kelebek bıçak çıkarıp, “Üzerinde ne varsa çıkar, yoksa bıçağı saplarım” demesi üzerine telefonunu verdiği ve kemik kırığı oluşacak şekilde darp edildiği, 19.05.2008 tarihinde yaralama anonsu üzerine olay yerine gidildiğinde, yakınan …’in kendisini yağmalayan sanığı otobüste görüp yakaladığını beyan ederek sanığı polislere teslim ettiği, her iki yakınanın sanığı kolluk aşamasında yağma suçunun faili olarak teşhis ettikleri, yakınan …’un yargılama sırasında alınan beyanında kendisine de, “Üzerinizde ne varsa ver” denildiğini belirttiği olayda; sanığın üzerine atılı yakınan …’a yönelik yağma ve kasten yaralama, yakınan …’a yönelik yağmaya kalkışma suçu sübut bulduğu halde mahkumiyeti yerine yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, O yer Cumhuriyet Savcısı’nın temyiz itirazı ve tebliğnamedeki düşünce bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye kısmen uygun olarak BOZULMASINA, 12.02.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.