Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2012/17213 E. 2015/39191 K. 25.03.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/17213
KARAR NO : 2015/39191
KARAR TARİHİ : 25.03.2015

MAHKEMESİ : Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Yağma, Kredi kartının kötüye kullanılması

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

I- Sanıklar hakkında kredi kartlarının kötüye kullanılması suçundan kurulan hükümlerin incelemesinde;

Sanıkların, başkalarına ait kredi kartlarını rıza dışında kullandıklarının kabul edilip, anlaşılması karşısında; eylemlerinin bu haliyle zamanaşımı bakımından daha lehe hükümler içeren 765 sayılı TCK’nın 525/b-2. maddesine uyan suçun gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre; aynı Yasanın 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık zamanaşımının suç tarihi olan 09.11.2004 gününden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,

Bozmayı gerektirmiş, sanıklar…, … ve … savunmanının temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanıklar hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,

II- Sanıklar hakkında yağma suçundan kurulan hükümlerin incelemesine gelince;

1-) Suçun mağduru, aleyhine suç işlenen kimse yani suçun kurbanıdır ve suçtan doğrudan zarar görendir. Şikayetçi, resen kovuşturulan suçlar dahil bir suçu devletin soruşturma ve kovuşturma makamlarına duyuran kişi olarak da anlaşılmalıdır.

Sanığın fiilinden haklı çıkarları zedelenen kişi, fiili ilgili yetkili mercilere intikal ettirebileceği gibi fiilin failinin yargılanmasında bu hali ile aktif ve etkin bir rol alabileceği de tartışmasızdır. Zaten bu niteliği nedeniyle kamu davasında taraf olma hakkına sahiptir.

Maddi gerçeği araştırma görevi, en çok güvenilen mahkemelere verilmiştir. Bir olayın normlar karşısında durumunun tespiti hususu, çıkan uyuşmazlığın yargılama makamı önüne getirilmesidir ki buna da dava denir.

Bu durumda yargılanacak her uyuşmazlıkta; şüphelilik, uyuşmazlığın somut olması ve uyuşmazlığın çözümü şeklinde özellikleri taşır.

O halde önce olay öğrenilmelidir.

Sübut konusunda bir hükme varılır. Sübut (veya ispat) meselesinin çözümü için geçmişteki olay zihnimizde yeniden yaratılmalı, yani nasıl meydana geldiği belirlenmelidir. Olay belirlendikten sonra buna uygulanacak norm ve bunun olayın tipine uygun olup olmadığı konusunda sonuç çıkarılır. Maddi olayın tespiti, hukuki durumun tespitidir. Olayın faili ve bunun ceza hukuku karşısındaki sorumlulukları, öncelikle olayın belirlenmesi ile mümkündür.

Olay ise, deliller ile öğrenilebilinir. Delillerin gösterdiği objektif bakımdan bir ihtimaldir. İhtimal belli dereceye gelince, kanaat (kanı) olacaktır.

Şüphe yerini kanaate bıraktığında, ispatta belirlilik ortaya çıkar. Yani belirliliğe, şüphenin yenilmesi ile ulaşılır.

Ceza muhakemesinin asıl amacı, maddi gerçeği ortaya çıkarmaktır. Buna ulaştıracak araç ise delillerdir. Deliller; samimi açıklamalar, tanık beyanları, sanık ve tanıktan başka kişilerin açıklamaları, tutanaklar özel yazılı açıklamalar görüntü ve/veya ses kayıt eden açıklama ve belirtiler şeklinde ayrıma tabi tutulabilinir. Suç konusu ve/veya alet olayın parçası iken, olay yerinde kalan her türlü iz ve eser belirti delil olup, bunlar olayı temsil eden dolaylı delildir. Bütün ispat araçları delildir. Soyut olarak deliller eşdeğerdedir. Eylem veya eylemlerin bir suç olup olmadığının belirlenmesi için; eylemin olup olmadığı, kanıtların yorumu ile saptanır. Hakim, hangi kanıtı nasıl yorumladığını ve sonuca ulaştığını gerekçede açıklar. Gerekçedeki mantıksal kronolojik dizi ise; iddia, savunma, kanıtlar, kanıtların yorumu, sabit kabul edilen eylem, ihlal edilen norm ve bunun yorumu ile ulaşılan sonuçla hüküm şeklinde olmalıdır.

Delil hukukunda sıkı ispat kuralları kabul edilmiştir. Deliller zümresinde tanık, ceza muhakemesinde önemli bir yer işgal etmektedir. Tanık olayın taraflarından olmayan ve olay ile ilgili olarak beş duyusu ile edindiği bilgileri açıklayan kimsedir.

Tanık gördüğünü, müşahede ettiği hususları ve öğrendiği bilgileri açıklar. Tanık beyanının önemi, gözlemlenen maddi vakaları bizzat açığa kavuşturabilirliğinden kaynaklanır.

Tanık, bazen kendisinin veya yakınlarına menfaat sağlama, tehlikeyi önleme, bazen toplumsal etki, bazen de duyduğu veya gördüğü yanlış algılaması ve böyle de inanması ile yanılgılı anlatımlara da yönelebilir. Hakim tecrübelerine dayanarak tanığın beyanlarının sağlamlığını değerlendirir; bu özellik ise delil olarak sayılabilir.

Tanık olmak ile onun beyanına yüklenen ispat gücü farklıdır. Hakim ispat konusunda mantık kuralları ile de bağlıdır.

Somut olaya gelince;

Yakınan …, 11.11.2004 tarihinde polise müracaat ederek; “05.11.2004 tarihinde …isimli kişinin yanında üç kişi ile işyerine gelip, iki kredi kartını post makinesinden geçirdiğini, “Ertesi gün gelip, parayı almaya geleceğini” belirterek işyerinden ayrıldıktan sonra ertesi gün,….’nin, 4-5 kişilik bir grupla işyerine tekrar geldiğinde; bankadan parayı çekmediğini belirtmesi üzerine, 700 TL para ve … kontör alarak, polise gidersen seni bacağından vururum diyerek tehdit edip, işyerinden ayrıldığını, 07.11.2004 tarihinde …’nin yine üç kişi ile gelip, kredi kartını post cihazından geçirmek istediğinde, buna engel olmak için post cihazının fişini çektiğini, ancak bıçak çekerek, işlem yapıp, slipi imzaladığını, 08.11.2004 tarihinde,…’ndan çektiği 800 TL ve cebindeki 200 TL ile amcasının oğlu tanık … ile birlikte toplam 1.000 TL’yi …Taksi Durağı’nda …’ye teslim ettiklerini, 09.11.2004 tarihinde, saat 14:00 sıralarında ….’nin, üç kişi ile gelip, vitrin camını kırıp, üç tane cep telefonu aldığını, 10.11.2004 tarihinde de iki şahısla gelip, 220 TL ve 4 adet 100’lük kontör borçlusun, ertesi gün gelip alacağım demesi üzerine, polise yaptığı ihbar sonucu işyerinde önlem alındığını” beyan etmiş;

Sonrasına ilişkin 11.11.2004 tarihli olaylı yakalama tutanağına göre de; “Yakınanın işyerinin önünden …ve yanındakilerin geçmesi üzerine sanık …’in işyerinin önünde,…’in işyerinin dışında beklerken yakalandıkları, bu sırada…’in durun kardeşimi götüremezsiniz diyerek çıkarttığı arbededen faydalanan…’in kaçtığı” tespit edilmiş,

17.11.2004 tarihinde, ….nda …ve sanık …’in polisleri görünce kaçmaları üzerine yakalandıkları, 01.02.2005 tarihinde de sanık …’nin yakalandığı,
Tanık … 11.11.2004 tarihli kolluk ifadesinde, “…’ın kendisine, işyerine 4-5 şahsın musallat olduğunu, post cihazından kendi rızası olmaksızın kredi kartı geçirerek para istediklerini söylemesi üzerine … ile birlikte mahalleden tanıdığı arkadaşlarını yanına alıp, … isimli arkadaşlarının ‘…olabilir’ demesi üzerine …ve beraberindeki İsa ile ismini bilmediği bir şahsa ulaşıp, ‘niye …’ı zorlayarak post cihazından para çektiriyorsun’ diye sorduğunda, …’dan alacağının olduğunu belirtmesi üzerine, ertesi gün bir milyar TL’yi …ve yanında iki kişiye teslim ettiğini, …’nin, parayı aldıktan sonra …’ı bir daha rahatsız etmeyeceğini söylediğini” beyan etmiş,

Yakınan … 11.11.2004 tarihli kolluktaki ek ifadesi ile Cumhuriyet Savcısı’ndaki 12.11.2004 tarihli beyanında, “… 09.11.2004 tarihinde, işyerine gelen üç şahıstan birisinin, vitrin camını kırıp, cep telefonlarını zorla alan sanık … olduğunu” belirtmiş;

Yakınan …, 18.11.2004 tarihinde kollukta aralarında sanık …’in de bulunduğu dört kişi arasından İsa’yı, 01.02.2005 tarihinde de sanık …’yi birebir teşhis etmiş,

Sanık…, kollukta susmuş; Cumhuriyet Savcısı huzurunda da; “… bir keresinde …ile birlikte yakınanın işyerine gittiklerinde, …’nin yakınana, kredi kartlarından 900 TL alacağı olduğunu söylediğinde, o gün parayı alamadığını, ancak bir gün sonra, yakınanın birileriyle …ile oturduğu pastaneye gelip, …’ye tokat atıp, 900 TL parayı ona sayıp, bıraktığını” savunmuş,

Sanık …, savcılıkta, “… gözcülük yapmadığını” belirtmiş, mahkemede de özetle suçlamayı inkar etmiş, öldüğü için hakkında ek takipsizlik kararı verilen … da savcılıkta, “telefon tamiri meselesinden yakınan ile tartıştıklarını” söyleyip, inkara dayalı savunmada bulunmuş;… savcılık ve mahkemede, “… olay günü, yakınanın işyerinden geçerken …’nin arkadaşı olduğunu bildiği için, yakınanın kendisini de polise gösterdiğini, suçu işlemediğini” savunmuştur.

Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; yakınan, olayda yer aldıklarını belirttiği sanıklar … ve …’i kollukta teşhis etmiş, ancak aşamalarda “sanık …, olayda yoktu” şeklindeki beyanı ile sanıklardan…’in olayın faili olması konusunda ciddi duraksamalar bulunmakla; sanıklar tarafından gerçekleştirilen ve suç teşkil eden bir eylem olup olmadığı, var ise, bunun hukuki vasıflandırmasının ne olması gerektiği yönünde dosyaya yansıyan iddia, savunma ve delillerin yeterli olup olmadığı noktasında yer alan tahkikat eksikliklerini gidermek ve böylece ceza muhakemesinin asıl amacı olan maddi gerçeği ortaya çıkarabilmek amacıyla;

a-) …. İlçe Emniyet Müdürlüğü’nün fezlekelerinde geçen, yakınanın 07.11.2004 tarihli olay sonrası …. Asayiş Büro Amirliği görevlilerinin çalıntı kart kullanıldığı gerekçesi ile kendisini alıp, ifadesini aldıktan sonra serbest bırakıldığını belirtmiş olması karşısında, o zaman …ve yanındaki kişilerin gerçekleştirdiğini iddia ettiği eylemlerinden bahsedip bahsetmediğinin ve işyerindeki post cihazının rızası ile mi yoksa rızası dışında mı kullanıldığının belirlenebilmesi için söz konusu ifade ile soruşturma yapılmışsa dosya suretlerinin getirtilmesi,

b-) Tanık … “Arkadaşı … vasıtasıyla …, İsa ve onların yanındaki bir şahsa ulaşıp, konuyu konuştuğunu” ifade etmekle, adı geçen tanığa, bu üçüncü kişinin kim olduğu, …ve … dışında diğer sanıklar olup olmadığı sorulup, gerekirse yüzleştirme yapılması; ayrıca arkadaşı olduğunu beyan ettiği ve sanıklara kendisini götüren kişi olan … isimli kişinin açık kimlik ve adres bilgileri tanıktan öğrenilerek, adı geçenin ayrıntılı ifadesinin alınması, özellikle üçüncü kişinin tespiti,

c-) Yine yakınan ve tanık İsrafil’in, 1.000 TL parayı sanık …’ye ödedikleri yer olan ….Taksi durağı yetkililerinin dinlenerek, …ve …’nın yanındaki diğer kişilerin, doğal olarak asıl faillerin tespiti,

d-) Yakınanın iddia ettiği ve sanıklara verilmek üzere 08.11.2004 tarihinde …ndeki hesabından belirtilen tarihte 800 TL para çekip çekmediğinin sorulması,

e-) 18.11.2004 tarihli teşhis tutanağında, 1984 doğumlu sanık …’in de aralarında bulunduğu dört kişi arasından yakınana yaptırılan teşhiste, yakınanın “…4. sırada bulunan …’i teşhis ettiği”, ancak tutanağın imza kısmında teşhis edilen olarak teşhise katılan sanık …’in imzası bulunmakla; Mahkemede, 20.11.2008 tarihli oturumda, bu teşhis tutanağı sorulduğunda, “… ben …’i de teşhis etmiştim” demek suretiyle teşhis tutanağındaki çelişkinin yazım hatası olup olmadığının tespiti bakımından yakınana, 18.11.2004 tarihli çoklu teşhis işlemine katılan sanıklardan …’i teşhis edip etmediği tekrar sorulup, isimleri geçen İsa ve … ile gerekirse tekrar yüzleştirilmesi,

Sonrası dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilip, hangi delil ve kimlerin beyanlarına niçin üstünlük tanındığı belirtilmek suretiyle hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ile yetinilip, yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde sanıkların mahkumiyetlerine karar verilmesi,

2-Kabule göre de;

a-) Sanıkların, yağma eylemini, silahla, birden fazla kişi ile birlikte ve yakınana ait işyerinde gerçekleştirdiklerinin anlaşılması karşısında; 5237 sayılı TCK’nın 149. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (c) bentlerinin yanı sıra (d) bendinin de uygulanması gerektiği gözetilmeden, anılan bentler ile uygulama yapılması,

b-) 5271 sayılı CMK’nın 326/2. maddesi gereğince suçu birlikte işleyen sanıkların neden oldukları yargılama giderlerinden ayrı ayrı sorumlu tutulmaları gerekirken, hesaplanan yargılama giderlerinin sanıklardan nasıl tahsil edileceği konusunda bir karar verilmemesi,

Bozmayı gerektirmiş, sanıklar … ve.. savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 25.03.2015 günü oybirliğiyle karar verildi.