YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/20559
KARAR NO : 2014/10316
KARAR TARİHİ : 16.05.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Hırsızlık, Mala zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 30/05/2013 tarihli kenar yazısı ile Dairemize gönderilerek, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Adli sicil kaydına göre, kasıtlı suçtan hükümlülükleri bulunan sanıklar hakkında, 5271 sayılı CMK’nın 231.maddesinin uygulama olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede:
I-Sanıklar hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Sanık … hakkında kurulan hükümde 5237 sayılı Yasanın 142/1-b maddesi yerine anılan Yasanın 142/1-e maddesinin uygulanması sonuca etkili olmadığından, sanık … hakkında kurulan hükümde ise; sanığın suça doğrudan katıldığı gözetilmeden, 765 sayılı Yasanın 65/3.maddesinin uygulanması sureti ile eksik cezaya hükmolunması da karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre, sanıklar … ve … savunmanının temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün istem gibi ONANMASINA,
II-Sanık … hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükmün incelenmesine gelince,
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanığın eylemine uyan ve 5237 sayılı Yasanın 151. maddesindeki mala zarar verme suçunun, suç tarihi itibari ile 5271 sayılı CMK’nun 253. ve 254. maddeleri uyarınca uzlaşma kapsamında kaldığı gözetilerek, taraflara usulünce uzlaşma önerisinde bulunularak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken “sanığın suçu kabul etmemesi” şeklindeki kanunun öngörmediği bir gerekçe ile uzlaşma işlemleri yapılmadan hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle istem gibi BOZULMASINA, 16.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.