YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/14524
KARAR NO : 2015/43148
KARAR TARİHİ : 28.09.2015
Tebliğname No : 6 – 2014/362567
MAHKEMESİ : Kahramanmaraş 1. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 10/06/2013
EK KARAR TARİHİ : 10/10/2013
NUMARASI : 2011/264 (E) ve 2013/115 (K)
SUÇ : Yağma, tehdit, yaralama
Yerel Mahkemece verilen hüküm sanık M.. G.. savunmanı tarafından duruşmalı olarak da temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
I- O yer Cumhuriyet Savcısının sanık S.. K.. hakkında katılan A.. B..’a yönelik kasten yaralama suçundan kurulan hükme yönelik temyizi ile sanık M.. G.. savunmanının ise yağma suçundan duruşmalı inceleme isteminin incelemesinde;
Sanık S.. K.. hakkında hükmolunan doğrudan para cezasının miktarı bakımından, 14/04/2011 tarih ve 27905 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6217 sayılı Kanunun 26. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun geçici 2. maddesinin 1. fıkrası uyarınca üç bin liraya kadar olan mahkumiyet hükümlerinin kesin nitelikte olması ve temyiz kabiliyetinin de bulunmaması nedeniyle O yer Cumhuriyet Savcısının temyiz isteğinin; sanık M.. G.. savunmanının da hükmolunan cezanın miktarına göre duruşmalı inceleme isteğinin sırasıyla CMUK’nun 317. ve 318. maddeleri gereğince REDDİNE,
II- Sanık R.. Y.. hakkında kurulan hüküm ile sanıklar S.. K.., M.. K.., B.. K.. hakkında katılan A.. K..’a yönelik yağma suçundan kurulan hükmün incelemesinde;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre, sanıklar S.. K.., M.. K.., B.. K.. ve R.. Y.. savunmanlarının temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, usul ve yasaya uygun ve takdire dayalı bulunan 10.06.2013 tarihli hüküm ile 10.10.2013 gün ve 2011/264-2013/115 sayılı temyiz isteminin reddine ilişkin kararın istem gibi ONANMASINA,
III-Sanıklar Ö.. Y.., M.. Ş.., M.. G.. ve A.. K.. hakkında katılan A.. K..’a karşı yağma suçundan; sanıklar S.. K.., M.. K.. ve B.. K.. hakkında katılanlar A.. B.., A.. A.., Mehmet Kamalak ve B.. K..’a karşı tehdit suçundan kurulan hükümlere gelince;
Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre, suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Sanıkların, katılan A.. K..’ta olduğunu öğrendikleri çeklerini almak için katılanın işyerine geldikleri, yaptıkları telefon görüşmesinde akşam geleceğini öğrendikleri katılanın işyerinde diğer katılanlar varken çeklerini alacaklarını belirterek tehditlerde bulunup, katılanlar A.. B.. ve A.. A..ı darp ettiklerinin anlaşılması karşısında; eylemin bütün halinde yağmaya teşebbüs suçunu oluşturduğu gözetilmeden, ayrıca tehdit suçundan da mahkumiyet hükmünün kurulması,
2- Bir kişi tarafından işlenebilen bir suçun, birden çok şahıs tarafından, önceden anlaşarak işbirliği içinde işlenmesi halinde, failler arasında iştirak bulunduğu kabul edilmektedir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, yasanın gerekçesinde de gösterildiği üzere, asli iştirak ve feri iştirak ayırımının adil ve eşit olmayan bir cezalandırmayı öngörmesi ve uygulamada zorluklara neden olması sebebi ile önceki yasada yer alan bu ayrımın yerine, iştiraki bir sosyolojik birlik olarak kabul etmiş ve faillerin eylem üzerinde kurdukları hakimiyeti baz alarak, üç temel iştirak kategorisi düzenlemiştir. Bunlar; “fail (dolaylı faille birlikte)”, “azmettiren” ve “yardım eden”dir. Ayrıca önceki yasa da yer almayan dolaylı faillik kavramı da yasada yerini bulmuştur.
Somut olayımızı ilgilendiren iştirak kategorisi içinde;
5237 sayılı Yasanın 37.maddesinin 1.fıkrasında karşılığını bulan faillik kavramına göre; suçun kanuni tanımında öngörülen fiili gerçekleştiren kişi fail olup; suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi durumunda, bu kişilerin her biri müşterek fail olarak sorumlu tutulacaklardır. Müşterek faillikte, birlikte suç işleme kararının yanı sıra, fiil üzerinde ortak hâkimiyet kurulduğu için, her bir suç ortağı fail statüsündedir. Ortak hâkimiyetin kurulup kurulmadığının saptanmasında suç ortaklarının suçun icrasındaki rolleri ve katkılarının taşıdığı önem göz önünde bulundurulur. Bu durumda olayın etki alanında yer alan failler fiili devam ettirip ettirmeme, tamamlayıp tamamlamama konusunda irade sahibidir. Bunların tümü, müşterek fail olarak neticeden eşit olarak sorumludur. Burada dikkat edilmesi gereken husus müşterek faillerin her birinin suçun etki alanında bizzat bulunmaları veya suç üzerinde hakimiyet kurabilmeleridir.
TCK’da yer alan bir diğer faillik durumu da yardım edendir.Yardım eden fiil üzerinde doğrudan hakimiyet kuramaması ile müşterek failden ayrılır. Anılan Yasanın 39. maddesi, yardım eden kategorisinde yer alanları şu şekilde açıklamıştır:”a)Suç işlemeye teşvik etmek veya suç işleme kararını kuvvetlendirmek veya fiilin işlenmesinden sonra yardımda bulunacağını vaat etmek, b) Suçun nasıl işleneceği hususunda yol göstermek veya fiilin işlenmesinde kullanılan araçları sağlamak, c)Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak”. Bu gibi hallerde yardım eden müşterek fail veya azmettirenden farklı olarak suçun tam cezası ile cezalandırılmamakta, ceza belirli oranlarda indirilerek uygulanmaktadır.
Somut olaya gelince;
İnşaat malzemeleri üzerine işyeri olan yakınan A.. K..’ın yaptığı ticaret karşılığı aldığı evleri tanık M.. G..’e satarak karşılığında sanık S.. K.. ve yakınlarına ait çekleri aldığı, tanık Mustafa tarafından dolandırılan sanık Salih, kendilerine ait çeklerin yakınan A.. K..’ta olduğunu öğrenip telefonla irtibat kurduğunda yakınan Ahmet’in Elbistan’da olduğu için akşam işyerine gideceğini söylediği halde sanıkların Şanlıurfa’dan 8 araç ve 28 kişi olarak yakınana ait işyerine gittikleri, olay anında kullanılmamakla birlikte 23.10.2011 tarihli “Oto Arama Tutanağı”na göre sanık M.. K..’ya ait araçta 14 adet özel olarak yapılmış sopa ele geçirildiği, yakınanlar A.. B.., Mehmet Kamalak ve B.. K.. işyerinde bulunduğu sırada gelen sanıkların masalara yumrukla vurup tehdit ederek çekleri istediği, yakınan A.. K..’ın işyerinde muhasebeci olarak çalışan yakınan A.. A..’ın da işyerine geldiğinde tanımadığı 6 kişinin bulunduğu ve sürekli ‘çekler gelmediği takdirde sonunun iyi olmayacağını, kan akacağını’ belirten tehdit cümleleri sarf ettikleri, yakınanlar A.. B.. ve A.. A..’ın olay sırasında darp edildiği, ihbar üzerine olay yerine gelen polis ekibinin işyeri çevresinde bulunan kişileri yakaladığı ve yakınanlara teşhis yaptırıldığı, 24.10.2011 tarihli canlı teşhis tutanaklarına göre; yakınanlar A.. B.., Mehmet Kamalak ve B.. K.., sanıklar M.. G.. ve Ö.. Y..’u, “Biz paramızı alırız, biz Urfalıyız gerekirse kan akar bu olayda” diyerek tehdit ettiğini, sanıklar A.. K.. ve M.. K..’nun sürekli tehdit ettikleri, sanıklar M.. Ş.. ve B.. K..’nun “Bu son konuşma ya bize çekleri vereceksin yoksa bu memleket de çok kana akacak” diyerek tehdit ettiklerini belirtip ayrıntılı teşhiste bulundukları, duruşmada ise yakınan Mehmet Kamalak ve B.. K.., sanıklar S.. K.., M.. K.. ve B.. K..’nun tehditvari konuştuğunu, diğer sanıkların da yanlarında olduğunu fakat tehditlerini duymadıklarını, yakınan A.. B.. ise sanık Salih’in kendisine yumruk attıktan sonra dışarı çıkacağı sırada sanık Ö.. Y..’un kapının önünde kendisini engelleyerek izin vermediğini, sanık Bakır’ın “Bu iş burada bitmez, bu çekler tahsil edilecek, gerekirse kan dökülecek” diye tehdit ettiğini belirttiğinin anlaşılması karşısında; yakınanların olayın hemen ardından kollukta yaptıkları ayrıntılı teşhis işlemi ile duruşmadaki beyanları arasındaki çelişki giderilip sonucuna göre sanıklar Ö.. Y.., M.. Ş.., M.. G.. ve A.. K..’nun eylemdeki konumunun duraksamaksız olarak saptanması gerektiği düşünülmeden eksik soruşturma ile yetinilip yargılamaya devamla yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde TCK’nın 39.maddesiyle uygulama yapılması,
Bozmayı gerektirmiş, O yer Cumhuriyet Savcısı ile Ö.. Y.., M.. Ş.., M.. G.., A.. K.., S.. K.., M.. K.. ve B.. K.. savunmanlarının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme aykarı olarak BOZULMASINA, 28.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.