YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/4873
KARAR NO : 2016/3979
KARAR TARİHİ : 26.04.2016
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Yağma
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Yağma, hırsızlık suçunun, tehdit ve/veya cebirle işlenen hali olup; 5237 sayılı TCK’nın 148. maddesinde suçun temel şekli tanımlanmıştır. Bir başkasının kendisinin veya yakınının hayatına, vücut ve cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da mal varlığı itibariyle büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişinin eylemi yağma suçunu oluşturur. Malın alınması veya verilmesini temin için zilyedin üzerinde cebir ve tehdit kullanılmaktadır. Cebir ve tehdit karşısında, mağdurun başka bir seçeneğinin kalmaması ve bu durumda failin malı doğrudan alması söz konusudur. Yani mağdur malı teslim etmektedir. Bu suçla yalnızca korunan hukuki değer malvarlığı değil, aynı zamanda kişi özgürlüğü ve vücut dokunulmazlığıdır. Yağma icrai hareketle işlenen bir suçtur. Yağma suçunun maddi unsuru hareket kısmıdır. Kullanılan cebir ve tehdidin, kişiyi malı teslim etmeye veya alınmasına ses çıkartmamaya yöneltmeye elverişli olması gerekir.
Yağma suçu, amaç ve araç hareketlerden oluşan bir suçtur. İlk önce almayı gerçekleştirmek için araç hareketler olan cebir veya tehdit kullanılır, sonrasında bu cebir ve tehdidin etkisiyle malın alınması veya tesliminin sağlanması ile suç tamamlanır. Yağma, tehdit veya cebir kullanma ile hırsızlık suçlarının bir araya gelmesiyle oluşmuş bileşik bir suç olduğundan birden çok hukuki değeri korumaktadır. Kendisini oluşturan suçların korudukları hukuki değerler olan kişi özgürlüğü, vücut dokunulmazlığı, zilyetlik ve mülkiyet yağma suçunun da koruduğu hukuksal değerlerdir. Yağma; başkasının zilyetliğindeki taşınabilir malın, zilyedin rızası olmadan faydalanmak amacıyla cebir veya tehdit kullanmak suretiyle alınması olduğundan esasında cebir veya tehdit kullanmak suretiyle yapılan hırsızlıktan ibarettir. Hırsızlık ile yağma suçları aynı ortak unsurlara sahip olup, ayrıldıkları tek nokta ya da başka bir deyişle yağmanın, hırsızlığa oranla sahip olduğu ilave unsur, malı almak için cebir veya tehdit kullanılmasıdır.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu olay değerlendirildiğinde;
Mağdur soruşturma aşamasındaki 21.02.2014 tarihli kolluk ifadesinde; olay günü eve giderken önceden tanıdığı sanık ile karşılaştığını, sanığın kendisinden “Ver bir bakayım” diye telefonunu istediğini, vermek istememesi üzerine sanığın zorla telefonunu almaya kalktığını ve birkaç tokat atarak telefonu elinden aldığını, o sırada olay yerine arkadaşı olan tanık …’nin geldiğini, sanığın kendisini ….’in arabasına bindirip …’e de “Sakın inme” dediğini, bunun üzerine … ile beraber oradan ayrıldığını beyan ettiği, hükümden sonraki 03.06.2014 tarihli dilekçesinde ise kollukta verdiği ifadenin doğru olmadığını, kendisinin de sanığı 8 yıldır tanıdığını, olay günü buluşmak için sanıkla anlaştıkları parka gittiğinde sanığın sevgili olma teklifine olumsuz yanıt vermesi nedeniyle aralarında tartışma çıktığını, sanığın telefonu zorla almadığını, kızdığı için böyle ifade verdiğini” belirttiği,
Sanık ise tüm aşamalarda yağma iddiasını kabul etmeyip, mağduru 8 yıldır tanıdığını ve onunla sevgili olmak istediğini, olay günü mağdurla görüşmek için anlaştıklarını, mağdurun olay yerine tanık Ahmet ile geldiğini, konuşurlarken mağdurla tartışmaya başladıklarını ama zorla telefonunu almadığını savunduğu, anlaşılmaktadır
Buna göre, yakınanın çelişkili anlatımları ile sanığın baştan beri istikrarlı bir şekilde üzerine atılı suçu işlemediğine dair savunması göz önüne alındığında, suça konu eylemin niteliğinin duraksamaya yer vermeyecek şekilde ortaya konması gerekmektedir.
Hal böyle olunca;
Öncelikle duruşmada dinlenilmeyen mağdur ve tanığın mahkemece celp edilerek olay ile ilgili ayrıntılı beyanları alınarak, olay gününe ait mağdurun bildirdiği ve , sanığın bildirdiği ve tanık …’nin bildirdiği numaralı telefon numaralarının görüşme dökümleri temin edilip, bunlar arasında görüşme olup olmadığı ve/veya mağdura ait telefonun sanık tarafından kullanılıp kullanılmadığı tespit edildikten sonra sonucuna göre, tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle, yağma ve/veya hırsızlık suçuna ilişkin yukarıda yapılan açıklamalar da gözönüne alınarak sanığın haksız fiili ve buna uygulanacak yasa normunun belirlenmesi gerektiği düşünülmeden, eksik inceleme ile yetinilip yargılamaya devam olunarak yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … savunmanının temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 26/04/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.