Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2017/306 E. 2019/4171 K. 25.06.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/306
KARAR NO : 2019/4171
KARAR TARİHİ : 25.06.2019

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli yağmaya teşebbüs
HÜKÜM : Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Sanık … hakkında nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;

Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;

İ.H.A.M.’nin kararlarında “Hukuki kesinlik” olarak belirttiği ilke, A.Y.M. tarafından “Hukuki belirlilik” ilkesi olarak tanımlanmakta ve içeriği geniş yorumlanmaktadır.

Hukuki belirlilik ilkesi hukuk devletinin asli unsurları arasında yer aldığını, hukuki durumlarda belirli bir istikrar temin ettiğini ve kamunun mahkemelere güvenine katkıda bulunduğunu saptamaktadır. Hukuki belirlilik ilkesi içinde Anayasanın 36.maddesine yer alan adil yargılama hakkı da gizlidir.

A.Y.M.’ye göre belirlilik ilkesi hukuksal güvenlikle bağlantılıdır. Yani hangi eylem ve olgu hukuksal yaptırım veya sonuca bağlandığını öğrenebilme imkanına sahip olan birey kendisine düşen yükümlülükleri öngörüp davranışlarını düzenleyebilir. Bu bireyin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyulmasını sağlar. Devletin de bunu zedeleyici yöntemlerden kaçınması gerekir. Nitelik usul kurallarının kendisinden veya yorumundan kaynaklanan öngörülemezlik ve belirsizlik mahkeme hakkı bakımından ihlale yol açmıştır.
Bir biri ile uyuşmayan mahkeme kararlarının sürüp gitmeside, yargıya güveni azaltıp yargısal belirsizliğe yol açar. Bu hal, bir hukuki belirsizlik ilkesi çerçevesinde ele alınır.
İnsanları suç işlemekden vazgeçiren cezaların suçun ağırlığı ve kusur derecesiyle orantılı olması çağdaş hukukun gereğidir. Bu ilke TCK’nin 3.maddesinin 1.fıkrasında “Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığı ile orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmedilir” şeklinde düzenlenip,

Aynı Kanunun 61. maddesinde ise temel cezanın ne şekilde tayin olacağı açıklanmıştır.

Bu açıklamalar ışığında somut olgular incelendiğinde;

1-) Oluş ve dosya kapsamına göre, sanığın eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nin 149/1. maddesinin (a-d-h) bentleri uyarınca temel ceza belirlenirken olayla nispetli olmayan şekilde en üst hadden ceza tayini; somut olaya teşebbüs hükümleri uygulanırken de aynı Kanunun 35/2. maddesi gereğince 2/3 oranında indirim yapılmak suretiyle hüküm içinde çelişkiye düşülmesi,

2-) Düzce Ağır Ceza Mahkemesinin bozmadan önceki 23.12.2003 ve 06.11.2008 tarihli kararlarını sadece sanık ve savunmanının temyiz ettiği ve aleyhe temyiz bulunmadığının anlaşılmasına karşın; bozma sonrası verilen hükümde sanık hakkında kazanılmış hak kuralına aykırı davranılarak fazla ceza tayin edilmesi,

Bozmayı gerektirmiş, sanık … savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 25.06.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.