YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/885
KARAR NO : 2019/3982
KARAR TARİHİ : 24.06.2019
MAHKEMESİ :Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Yağma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması 5271 sayılı TCK’nin 231. maddesinde düzenlenen ve sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, doğurduğu sonuçlar itibariyle karma bir özelliğe sahip olup, koşulları şunlardır;
1- Suça ilişkin koşullar;
a)-Yargılama sonunda mahkumiyet hükmü tesis edilmesi ve 2 yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası,
b)-Suçun Anayasanın 174. maddesinde güvenceye alınan suçlardan bulunmaması,
2- Sanığa ilişkin koşullar,
a)-Sanığın daha önceden kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış olması,
b)-Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen önceki hale getirme veya tamamen giderilmesi, (5271 sayılı CMK’nin 231/9. fıkrasına göre zararın giderilmesi koşulu derhal yerine getiremediği takdirde; sanık hakkında
mağdura veya kamuya verdiği zararı denetim süresince aylık taksitler halinde ödemek suretiyle tamamen gidermesi koşuluyla da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir.)
c)-Mahkemece sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışı göz önünde bulundurularak sanığın yeniden suç işlemeyeceği kanaatine ulaşılması gerekmektedir.
Bunların yanı sıra 25/07/2010 tarihli ve 27652 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6008 sayılı Kanun’un 7. maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231. maddesinin 6. fıkrasına eklenen “Sanığın kabul etmemesi hâlinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmez.” biçimindeki norm ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi sanığın kabul etmemiş bulunmaması olumsuz koşuluna da bağlanmıştır. Buna göre yukarıda anılan koşulların bulunması ve sanığında kabulü halinde mahkeme hükmün açıklanmasını geri bırakmaya karar verebilir.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı başvurulacak yasa yolu CMK’nin 231. maddesinin 12. fıkrasında açıkça “itiraz” olarak belirtilmiştir.
Yargılama sistemimizde, temyiz yasa yolu yalnızca hükümler bakımından kabul edilmiştir. Hükümlerde 5271 sayılı Yasanın 223. maddesinde sınırlı olarak sayılmıştır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları bunlar arasında yer almadığından hüküm niteliğinde değildirler.
Ceza yargılamasında yasa yolu, tarafların istemine göre değil, yasanın sistematiğine ve normlarına göre belirlenmektedir.
Yerel mahkemelerin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair tüm kararlarının yasa yolu incelenmesi 5271 sayılı CMK’nin 231/12 ve 268. maddeleri uyarınca itiraz merciince yapılması gerekmektedir.
İtiraz yasa yolunda denetlenen, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının üzerine inşa edildiği mahkumiyet kararı değil, sadece hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararıdır.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükmün açıklaması ise;
5271 sayılı CMK’nin 231. maddesinin 11. fıkrası “Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir.” hükmünü taşımaktadır.
Görüldüğü üzere açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanabilmesi için iki halden birinin gerçekleşmiş olması gerekmektedir.
Sanığın denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlemesi veya mahkemece kendine yüklenen yükümlülükleri yerine getirmemesi halinde hüküm açıklanacaktır.
Denetim süresi içerisinde işlenen ikinci suçun bu süre içerisinde kesinleşmesi gibi bir zorunluluğa yer verilmemiştir. İkinci suçun denetim süresinde işlenmesi yeterlidir.
Somut olaya gelince;
Sanık … hakkında Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 22/06/2007 tarih ve 2007/509 sayılı iddianamesi ile hırsızlığa teşebbüs ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından 5237 sayılı TCK’nin 142/2-b, 35, 31/3, 265/1, 31/3 sevk maddeleri ile cezalandırılması için açılan kamu davası açıldığı, Diyarbakır Çocuk Mahkemesinin 27/02/2008 tarih ve 2007/110 Esas ve 2008/190 sayılı kararı ile sanık hakkında TCK’nin 142/2-b, 35/2, 31/3 maddeleri uygulanarak 1 yıl 6 ay hapis, aynı yasanın 265/1, 31/3, 52. maddeleri uygulanarak 2.400 TL adli para cezası ile cezalandırılması kararı verilerek; Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması ve 5 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği; bu karara karşı o yer Cumhuriyet Savcısının hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının üzerine inşa edilen mahkumiyet kararına değil, sadece hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı “Yaşı küçük sanık hakkında denetimli serbestlik süresinin 5 yıl yerine 3 yıl olarak belirlenmesi gerektiği” gerekçesi ile itiraz kanun yoluna başvurduğu, o yer Cumhuriyet Savcısının sınırlı alanda yaptığı itirazı ile ilgili inceleme yapmakla yetinilmesi gerekirken Diyarbakır Çocuk Ağır Ceza Mahkemesine yaptığı itiraz sonucunda, 25/03/2008 tarih ve 2008/93 sayılı kararı ile itirazın kabulüne ve sanık hakkındaki hükmün kaldırılmasına karar verildiği, dosyayı yeniden ele alan ilk derece mahkemesinin 16/07/2009 tarihli ve 2008/239 Esas, 2009/713 sayılı
kararı ile; sanık hakkında TCK’nin 142/2-b, 35/2, 31/3. maddeleri uyarınca 2 yıl hapis ve aynı yasanın 265/1, 31/3, 52.maddeleri uyarınca 4.800 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verdiği, sanık tarafından süresi içinde açılan temyiz davası üzerine dosyaya bakan Yargıtay 13. Ceza Dairesi 11/12/2012 günlü ve 2012/19787-2012/21750 sayılı kararı ile “eylemin yağma suçunu oluşturup oluşturmadığına ilişkin kalıntıları takdir ve tartışma görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilmeden görevsizlik kararı yerine duruşmaya devamla yazılı biçimde hüküm kurulması, sanık hakkında CMUK’un 326/son maddesinin gözetilmesi” sureti ile bozma kararı üzerine Diyarbakır Çocuk Mahkemesi bozmaya uymaya kararı ile görevsizlik kararı vermesi ile dosyanın Diyarbakır Çocuk Ağır Ceza Mahkemesine intikal ettiği, yargılamayı yürüten Diyarbakır Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi 26/02/2013 gün ve 2013/12 Esas 2013/58 sayılı kararı ile; sanık hakkında TCK 148/1, 35/2, 31/3, 62 ve CMUK 326/son maddeleri uyarınca 2 yıl hapis ve 4.800 TL adli para cezası ile cezalandırılması yönünde verdiği karara karşı sanık savunmanınca usulüne uygun olarak temyiz davası açıldığı, dosyanın Yargıtay 6. Ceza Dairesince yapılan incelemesi sonucunda 14/06/2016 gün ve 2014/1563-2016/5074 sayılı kararı ile “…sanıktan aleyhe bozmaya karşı diyecekleri sorulmadan ve görevsizlik kararı okunmadan hüküm kurulması” gerekçesi ile bozma kararı verilmesi üzerine Diyarbakır Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi sanığın bozmaya karşı savunması alındıktan sonra 10/11/2016 gün ve 2016/292 Esas, 2016/420 sayılı kararı ile TCK’nin 148/1, 35/2, 31/3, 62.maddesi uyarınca 2 yıl hapis ve 4.800 TL adli para cezası ile cezalandırılması yönünde hüküm kurduğu tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca;
1- Sanığın yolda yürümekte olan kimliği bilinmeyen mağdur kadının elindeki telefonu alıp kaçtığı sırada devriye görevini yürütmekte olan müşteki … tarafından eş zamanlı görülüp kesintisiz takip sonucu 100-200 metre sonra yakalanan sanık ile aralarında meydana gelen boğuşma esnasında suçun failinin elindeki telefonun bir şekilde yere düşmesi üzerine telefonun sahibi olup kimliği belirlenemeyen mağdur kadının malını bulunduğu yerden alıp ayrılması şeklinde gelişen olayda; sanığın hırsızlık olarak başlayıp yağmaya dönüşen eyleminin tamamlandığı düşünülmeden yazılı şekilde teşebbüs hükümlerine yer verilmesi,
2- Kabule ve uygulamaya göre ise;
Diyarbakır Çocuk Mahkemesinin 27/02/2008 tarih ve 2007/110 Esas, 2008/190 sayılı kararı ile sanık hakkında TCK’nin 142/2-b, 35/2, 31/3 ve 265/1, 31/3, 52. maddeleri uygulanarak verilen 1 yıl 6 ay hapis ve 2.400 TL adli para cezası ve 5
yıl denetim süresi ile Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması kararına karşı o yer Cumhuriyet Savcısının itirazının mahkumiyet kararına karşı olmayıp, sadece Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması kararının denetim süresi ile bağdaşık olduğu dikkate alındığında Diyarbakır Çocuk Mahkemesinin 16/07/2009 tarihli ve 2008/239 Esas, 2009/713 sayılı kararı ile; TCK’nin 142/2-b, 35/2, 31/3 ve 265/1, 31/3, 52. maddeleri uyarınca 2 yıl hapis ve 4.800 TL adli para cezasına dair hüküm ise bu aşamada sanığın ceza süresi bakımından kazanılmış hak kuralının ihlalini oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde fazla ceza tayini,
3- TC. Anayasası’nın 90. maddesinin son fıkrası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/3-c maddesi ışığında, 5271 sayılı CMK’nin 150, 234 ve 239. maddeleri ile 5320 sayılı Yasanın 13. maddesine dayanılarak hazırlanan, Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin 8. maddesi gereğince, sanık için baro tarafından görevlendirilen zorunlu savunman ücretlerinin sanıktan alınmasına hükmedilemeyeceği, bu ücretlerin Adalet Bakanlığı bütçesinde bu amaçla ayrılan ödenekten karşılanacağı gözetilmeden, yazılı şekilde zorunlu savunman ücretlerinin sanıktan alınmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … ve savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesi uyarınca ceza süresi açısından kazanılmış hakkın korunmasına, 24/06/2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.