Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2018/3681 E. 2019/4419 K. 24.09.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/3681
KARAR NO : 2019/4419
KARAR TARİHİ : 24.09.2019

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Yağma, Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM : Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14/09/2015 ve 12/11/2018 tarihli tebliğnameleri ile Dairemize gönderilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

I-) Sanık … hakkında katılan …’e yönelik yağma suçundan kurulan hükmün incelemesinde;

Katılan …’ün 10.11.2003 günü gündüz saat 12.00 sıralarında evinin önüne park ettiği aracından indiği anda 7-8 kişi tarafından zorla minibüse bindirildiği, elleri, gözleri ve ayakları bantla bağlandıktan sonra üzerindeki cep telefonu, kredi kartı ve 100 dolar parası alınıp Manisa Turgutlu’daki Acıbadem mevkiinde bulunan çiftlik evine götürüldüğü, ellerinden iple yukarıdan bağlanıp kendisinden 200.000 Dolar para istenerek darp edildiği ve 11.11.2003 günü müştekinin 200.000 Dolar getirmesi karşılığında cep telefonu, kredi kartı, kol saati gibi eşyaları ile parasının bir kısmı verilip serbest bırakıldığı, sürekli telefonla tehdit edilerek parayı temin etmesinin istendiği, kolluğa haber veren katılanın istenilen parayı vereceğini söylemesi üzerine 17.11.2003 günü Mithatpaşa caddesi N.427 Narlıdere adresindeki emlakçıya gelen sanık …’ın önceden tertibat alan polis tarafından yakalanması şeklinde gelişen eylemde; katılanın alıkonulduğu anda zorla üzerinde bulunan cep telefonu, kredi kartı ve 100 dolar parasının alınması ile eyleminin bir bütün halinde 765 sayılı TCK’nin 499/1- 2. cümlesindeki suçu oluşturduğu, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nin aynı suça
uyan 149/1-a, c, d, h, 168/3-4 (mağdurun rızası sorularak sonucuna göre), 53 ve 109/2-3, a, b, 53. maddelerinden, 5237 sayılı TCK’nin Yasanın 7/2, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddeleri ışığında lehe olan yasanın yerinde yeniden değerlendirilme ve uygulama yapılmadığı, kabule göre de; TCK’nin 499/1. maddesinin 1. fıkrasının 1. cümlesine uyan suçun oluşması halinde aynı kanunun 61. maddesi ile uygulama yapılamayacağının düşünülmemesi kanuna aykırı ise de; denetim sırasında yapılan incelemede anılan aykırılıklar giderilse bile şu anda tayin edilen cezadan daha az cezaya hükmedilmesinin mümkün olmayıp sonuç cezaya etkili olmadığından, anılan hususlar bozma nedeni yapılmamıştır.

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, uyulan bozmaya, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre, sanık … savunmanının temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, eleştiri dışında usul ve yasaya uygun bulunan hükmün tebliğnameye uygun olarak ONANMASINA,

II-) Sanık … hakkında mağdur …’ya yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;

Sanık hakkında, eylemine uyan 765 sayılı TCY’nin 179/2-3, 102/3, 104/2. maddelerine göre, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY’nin aynı suça uyan 109/2, 109/3-a,b, 66/1-d, 66/2, 67/4. maddelerinin ayrı ayrı ve bir bütün olarak uygulanması sonucu, anılan Yasanın 7/2 ve 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddeleri ışığında, zamanaşımı bakımından 765 sayılı Yasa hükümlerinin sanık yararına olduğu görülmekle, aynı Yasanın 102/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık olağan zamanaşımına bağlı olduğu ve suçun işlendiği 10.03.2000 tarihinden incelemenin yapıldığı tarihe kadar 104/2. maddesinde belirtilen 15 yıllık sürenin geçmiş bulunması,

Bozmayı gerektirmiş, sanık … savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,

III-) Sanıklar … ve … hakkında katılan …’e yönelik yağma suçundan kurulan hükmün incelemesinde;

Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak

1- Sanık … hakkındaki 12.07.2011 tarihli hüküm, Dairemizin 20.12.2012 gün ve 2012/12911- 2012/24574 sayılı ilamı ile “sanığın sorgusu sırasında savunmanı hazır bulundurulmayarak 5271 sayılı CMK’nin 150/3. ve 188/1. maddelerine aykırı davranılması” gerekçesiyle bozulduğu ve mahkemece de bozmaya uyulduğu halde, bozma ilamının gerekleri yerine getirilmeyerek yazılı biçimde hüküm kurulması,

2-) Kabule göre de;

20.11.2003 tarihli yakalama ve üst arama tutanağında sanık … yakalandıktan sonra Turkcell İletişim Hizmetleri A. Ş ile yapılan yazışma neticesinde gerek müştekiyi arayan gerekse zanlılar arasında görüşme yapan telefon numarasının “0536 762 35 25” olarak belirtildiği, söz konusu telefon numarasının beraat kararı verilip kesinleşen diğer sanık Bünyamin Şahin’e ait olduğunun anlaşıldığı, sanık Bünyamin Şahin’in aşamalardaki beyanlarında anılan hattı cezaevine girince Muhsin Suyur’a verdiğini, bu şahsında telefonu kullanması için …’a verdiği şeklindeki savunmasını tanık Muhsin Suyur’un 20.11.2003 tarihli kolluk beyanıyla teyit ettiği ancak; Muhsin Suyur’un kovuşturma aşamasına beyanına başvurulmadığı, katılanın 200.000 Dolar temin karşılığında serbest bırakıldıktan sonra evine kurduğu ses kayıt cihazı ile aldığı görüşmelerin 21.11.2003 tarihinde Bünyamin Şahin’e dinlettirildiğinde arayan şahıs sıfatı ile çözümü yapılan kaba ve doğu şiveli konuşan şahsın Muşlu Murat olarak tanıdığı … olduğunu belirttiği, ancak bilirkişi aracılığıyla ses analizi yapılmadığı, katılanın alıkonulduğu çiftlik evinde bulunan sigara izmaritlerinden elde edilen dna genotipinin katılan … ile sanık … dışında başka erkek şahıslara ait olduğunun belirtildiği halde, sanığa ait olup olmadığına ilişkin inceleme yapılmadığı, 20.11.2003 tarihli tutanakta sanık … yakalandıktan sonra kolluk kuvvetlerine vermiş olduğu bilgilere göre Mehmet Ali Kaya’nın yanında tanıdığı soy isimlerini bilmediği Ahmet, Mehmet, Selçuk ve ismini bilmediği Muşlu bir şahısla katılanı kaçırıp Manisa Turgutlu’daki bir çiftlik evine götürdüklerini belirttiği, hakkında beraat kararı verilen Bünyamin Şahin ve Selçuk Kamil Bozkurt’un kolluk aşamasındaki ifadeleriyle sanık …’ı Muşlu Murat olarak tanıdıkları, sanığın nüfus kaydına göre de Muş Bulanık nüfusuna kayıtlı olduğunun anlaşıldığı, ancak sanık …’ın aşamalardaki beyanında Muşlu Murat olarak tanınan sanık … hakkında herhangi bir açıklamada bulunmadığı, katılanın kaçırılıp alıkonulduğu aşamada gözlerinin bağlanması nedeniyle sanığı teşhis edemeyeceğini bildirdiği, sanık …’ın ise savunmanlarında anılan hattı kullanmadığını ve üzerine atılı suçu kabul etmediği anlaşılan dosyada;
a- 20.11.2003 tarihli yakalama ve üst arama tutanağında belirtilen 0 536 762 35 25 numaralı hat ile ilgili Turkcell İletişim Hizmetleri A. Ş ile yapılan yazışmalar eğer varsa dosyasına eklenmesi, gereğinde 0536 762 35 25 numaralı telefon ile olay tarihinde katılanın kullanımındaki 0 535 582 04 44 ve 0537 744 37 35 numaralı cep telefonlarının 10/11/2003 ve 17/11/2003 tarihleri arasındaki görüşme detaylarına dair HTS kayıtları celp edilerek 0 536 762 35 25 numaralı telefonun sanık ile bağlantısı saptanıp, katılanın kullanımındaki hat/hatlar ile suç tarihi itibariyle görüşme yapılıp yapılmadığı ve hangi baz istasyonundan sinyal aldığı tespit edilip,

b- Tanık Muhsin Suyur’un 20.11.2003 tarihli kolluk beyanında olayda kullanıldığı iddia edilen 0536 762 35 25 numaralı hattın sanık … tarafından kullanıldığının belirtilmesi karşısında, adı geçen tanığın bu konuda antlı beyanı tespit edilip,

c- Katılanın kaçırılıp 200.000 Dolar getirmesi karşılığında serbest bırakıldıktan sonra evine kurmuş olduğu ses kayıt cihazı ile görüşmeleri kayda aldığını belirterek söz konusu kaydı polise teslim edip ses kayıt çözümlerinin yapıldığının anlaşılması karşısında, telefon görüşmelerine ait ses kayıtlarının sanık …’a ait olup olmadığının ses analizi yapılmak suretiyle bilirkişi raporu ile tespit edilip,

d- Katılanın alıkonulduğu çiftlik evinden ele geçen delillerle ilgili Ankara Kriminal Polis Laboratuvarlarının 26.01.2004 tarih BYL. 2003/2955 uzmanlık numaralı ekspertiz raporunda 7a, 7b, 7e, 7g, 8h nolu sigara izmaritlerinden alınan DNA örneğinin farklı bir erkek şahsa, 8b, 8c, 8g, 8l nolu örneklerin farklı ikinci bir erkek şahsa, 7d nolu örneğin farklı üçüncü bir erkek şahsa ait olduğu bildirilmekle, ele geçen örneklerin sanık …’a ait DNA örneği ile karşılaştırılıp,

e- 20.11.2003 tarihli tutanakta sanık … yakalandıktan sonra kolluk kuvvetlerine vermiş olduğu bilgilere göre, katılanı kaçırırken yanında Muşlu olarak tanıdığı bir şahıs olduğunu belirttiği halde daha sonraki aşamalarda bu hususa değinmediği, hakkında beraat kararı verilen Bünyamin Şahin ve Selçuk Kamil Bozkurt’ un kolluk aşamasındaki ifadeleriyle sanık …’ ı Muşlu Murat olarak tanıdıklarını, sanığın nüfus kaydına göre de Muş Bulanık nüfusuna kayıtlı olduğu da dikkate alındığında, sanık …’a 20.11.2003 tarihli tutanaktaki hususlar sorularak aykırılıklar duraksamaya yer vermeyecek şekilde giderilip gerektiğinde sanık … ve sanık … aynı celsede hazır edilerek yüzleştirilip, bunun mümkün olmaması halinde ise sanığın olay öncesi ve sonrasını içeren teşhise elverişli fotoğrafları temin edilip sanık …’a gösterilip sonucuna göre, sanığın lehine ve aleyhine olan tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi gerekirken, eksik soruşturmayla yetinilerek duruşmaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
f- Uygulamaya göre de;

Sanığın eyleminin bir bütün halinde 765 Sayılı TCK’nin 499/1-2. cümlesindeki suçu oluşturduğu, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nin aynı suça uyan 149/1-a,c,d,h, 168/3-4 (mağdurun rızası sorularak sonucuna göre), 53 ve 109/2-3,a,b,53. maddelerinden, 5237 sayılı Yasanın 7/2, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddeleri ışığında lehe olan yasanın yerinde yeniden değerlendirilme ve uygulama yapılması zorunluğu,

3- UYAP sisteminden alınan sanık …’ün nüfus kaydına göre, sanığın hükümden sonra 12.01.2016 tarihinde öldüğünün anlaşılması karşısında, 5237 sayılı TCK’nin 64/1. maddesinin uygulama olanağının değerlendirilmesi zorunluluğu,

Bozmayı gerektirmiş, sanık … ile sanıklar … ve … savunmanlarının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye kısmen uygun olarak BOZULMASINA, sanık … yönünden kurulan hüküm bakımından 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hakkının korunmasına, 24.09.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.