Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2019/2068 E. 2021/3325 K. 25.02.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/2068
KARAR NO : 2021/3325
KARAR TARİHİ : 25.02.2021

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Tehdit, dolandırıcılık
HÜKÜMLER : Mahkumiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılması

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
1-Sanık … hakkında kurulan hükme karşı yapılan temyiz itirazının incelenmesinde;
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin verilen kararların 5271 sayılı yasanın 231/12. maddesi uyarınca itiraz yolu açık olup temyizi olanaklı olmadığı, aynı kanun, madde ve fıkrası uyarınca bu hususta itiraz yasa yoluna gidilebileceğinden ve aynı Kanunun 264. maddesine göre de kanun yolunun ve merciin belirlenmesinde yanılmanın başvuranın hakkını ortadan kaldırmayacağından, Cumhuriyet savcısının temyiz talebinin itiraz niteliğinde olduğu kabul edilerek dosyanın incelenmeksizin mahalline İADESİNE,
2- Sanıklar … ve … hakkında kurulan hükümlere karşı yapılan temyiz itirazının incelenmesine gelince;
Bir başkasının kendisinin veya yakınının hayatına, vücut ve cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden yada mal varlığı itibariyle büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişinin eylemi yağma suçunu oluşturur. Malın alınması veya verilmesini temin için zilyetin üzerinde cebir ve tehdit kullanılmaktadır. Cebir ve tehdit karşısında mağdurun başka bir seçeneği kalmamakta bulmasında ve bu durumda fail malı doğrudan alması söz konusudur. Yani mağdur malı teslim etmektedir. Bu suçla yalnızca korunan hukuki değer malvarlığı değil, aynı zamanda kişi özgürlüğü ve vücut dokunulmazlığıdır. İcrai hareketle işlenebilen bir suç tipidir. Yağma suçunun maddi unsuru hareket kısmıdır. Kullanılan cebir ve tehdidin, kişiyi malı teslim etmeye veya alınmasına ses çıkartmamaya yöneltmeye elverişli olması gerekir. Cebir ve tehditin yönlendirilmiş olduğu şahıs, yer ve zaman da göz önüne alınarak her somut olayda nitelik ve nicelik incelemesi gerekmektedir.
Bilindiği üzere sübjektif sorumluluğun ilk şekli olan kast 5237 sayılı TCK.nin 21.maddesinde yer almıştır. Kast suçun maddi unsurlarını bilerek ve isteyerek gerçekleştirmesi olarak tanımlanmıştır. O halde bilme ve isteme kastın unsurlarıdır. Kast kişi ile işlediği suçun maddi unsurları arasında psikolojik bağı da ifade etmektedir. Hareket ve kast birlikte olmalıdır. Failin iç dünyasını ilgilendiren kast; failin olay öncesi iç dünyasını, olay sırası veya olay sonrası davranışları ölçü alınarak belirlenebilir. Sanığı harekete geçiren etken saik psişik olgunun irade aşamasıdır. Sosyal ilişkilerin ve dışa vurmuş hareketlerin disiplini olan hukuk, ceza normunun ihlaline etki yapmadıkça failin zihni ve ruhi durumu ile uğraşmaz. Suçun işlendiği zaman failin öngörü ve irade ile hareket etmiş olması yeterlidir. Failin iç dünyasını ilgilendiren kastın niteliğini belirlemeyi bilmesi için dış dünyaya yansıyan davranışlardan hareketle sonuç çıkarmak olanaklıdır. Bu bağlamda failin olay öncesi, olay sırasında ve olay sonrası davranışları kastın belirlenmesinde ölçü alınır. Bunun yanısıra iddia ve kanıtların yorumuyla da durum değerlendirilecektir.
Hakim hangi kanıtı nasıl yorumladığını, yorum ile nasıl bir kanıya ulaştığını, kararının gerekçesinde göstermek zorundadır.
Gerekçedeki mantıksal kronolojik dizin ise iddia, savunma, kanıtlar, kanıtların yorumu, sabit kabul edilen eylem; ihlal edilen norm, normun yorumu ve en nihayet ulaşılan sonuç olan hüküm şeklinde olmalıdır.
Yukarıda açıklanan teknik bilgiler ışığında somut olay incelendiğinde;
09.11.2013 günü sanık …’in, turist olarak İstanbul’da gezen yabancı uyruklu mağdur …’nin yanına gelip bir süre ingilizce konuştuktan sonra güzel bir kafe biliyorum diyerek mağduru,sanık …’in işletmesinde bulunan … adlı mekana götürdüğü, burada oturdukları masaya sanık …’in iki kadın çağırıp oturttuğu,ardından sanık …’un dört içecek getirip önlerine koyduğu, bardaktaki içkinin votka-kola olduğunu anlayan mağdurun içeçeğin 20 lira fiyatı olduğunu menüden teyit ettikten sonra içip kalkmak istediği esnada sanık …’ın masalarına 2150 tl hesap getirip yarısını Sabhattin’in ödediğini diğer yarısını da kendisinin ödemesi gerektiğini söylediği, cebinde bulunan 160 lira parasını sanıklara verdikten sonra kendisine zarar vereceklerinden korktuğu için kalan ödemeyi otele dönüp yapmayı teklif ettiği, sanık … ile beraber kaldığı otele dönen mağdur 400 dolar ve 100 tl daha verdikten sonra 15.11.2013 tarihinde yasal şikayet hakkını kullandığı olayda;
Olayın başlangıcı, olay sırası ve sonrasında sanıkların kendisine yönelik dış dünyaya yansıyan ve suç teşkil eden herhangi bir söz, söylem ve/veya eylemi olduğu iddiasında bulunmayan mağdurun ifadesi ve suçlamaları kabul etmeyen sanıkların savunmaları karşısında;
Sanıkların, mağdura yönelik eylem ve söylemlerinin suç teşkil eden haksız bir fiili ve/veya fiilleri oluşturup oluşturmadığı saptanıp, suç teşkil eden bir eylemin tesbiti halinde ise her bir sanığın anılan suça ne şekilde katıldığı ve/veya katılmadığı duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlendikten sonra denetime olanak verecek şekilde hüküm kurulması gerekirken eksik soruşturma ile yetinilip, yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar … ve … müdafilerinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 25.02.2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.