Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2019/2181 E. 2021/3002 K. 22.02.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/2181
KARAR NO : 2021/3002
KARAR TARİHİ : 22.02.2021

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, yönetmek, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak, yardım etmek, yağma, yağmaya teşebbüs, iş ve çalışma hürriyetinin ihlali, tehdit, 6136 sayılı Yasaya muhalefet, hakaret, görevi kötüye kullanmak
HÜKÜMLER : Beraat, mahkumiyet, ceza verilmesine yer olmadığına, düşme

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
I- Sanıklar …, …, …, … hakkında katılanlar …, …’e yönelik hakaret suçundan kurulan ceza verilmesine yer olmadığı hükmü ile sanık … hakkında müşteki …’a yönelik TCK’nin 150/1 delaletiyle tehdit; sanık … hakkında müşteki …’e yönelik yağma; sanık … hakkında müşteki …’ya yönelik iş ve çalışma hürriyetinin ihlali; sanık … hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte yardım etmek; sanıklar …, …, … hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak suçlarından kurulan beraat hükümlerinin incelemesinde;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, kararın dayandığı gerekçeye ve takdire göre, o yer Cumhuriyet Savcısı ve katılanlar vekili ile sanık … müdafiinin temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, usul ve kanuna uygun ve takdire dayalı bulunan hükümlerin kısmen tebliğnameye uygun olarak ONANMASINA,
II-Sanıklar …, … hakkında müşteki …’a yönelik iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçundan kurulan şikayet yokluğu sebebiyle düşme ve sanık … hakkında görevi kötüye kullanmak suçundan kurulan beraat hükümleri ile sanıklar …, …, … hakkında müşteki …’a yönelik tehdit; sanıklar …, …, …, …, …, … hakkında katılanlar …, …’e yönelik tehdit; sanıklar …, …, … hakkında 6136 sayılı Yasaya muhalefet suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerinin incelemesinde;
1- Sanıklar …, … hakkında müşteki …’a yönelik iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçunun TCK’nin 117/1. maddesine uyduğu gerekçesiyle şikayet yokluğu sebebiyle düşme kararı verilmiş ise de; atılı suçun birden fazla kişi ile birlikte işlendiğinin anlaşılması karşısında, sanıkların eyleminin TCK’nin 117/1, 119/1-c maddeleri kapsamında kaldığı ve şikayete tabi olmadığı dikkate alındığında; TCK’nin 117/1, 119/1-c maddelerindeki iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçu için,
2-Sanıklar …, …, … hakkında müşteki …’a yönelik TCK’nin 106/2-c-d maddesindeki tehdit suçu için,
3-Sanıklar …, …, …, …, …, … hakkında katılanlar …, …’e yönelik TCK’nin 106/2-c-d, 43. maddelerindeki tehdit suçu için,
4-Sanıklar …, … ve … hakkında 6136 sayılı Yasanın 13/3. maddesine muhalefet suçu için;
Öngörülen cezaların türü ve süresine göre, aynı kanunun 66/1-e ve 67/4. maddelerine göre hesaplanan 12 yıllık kesintili zamanaşımı süresinin, suç tarihleri olan Ekim 2006, 20.03.2008 ve 27.02.2009 tarihlerinden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,
5-Sanık … hakkında TCK’nin 257/1. maddesindeki görevi kötüye kullanma suçu için öngörülen cezanın türü ve süresine göre, aynı kanunun 66/1-e maddesinde belirtilen 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresinin sorgu tarihi olan 08.10.2009 tarihinden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet Savcısı, katılanlar vekili ile sanıklar …, …, …, … ve müdafileri ile sanıklar …, …, …, …, … müdafilerinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenlerle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanıklar hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
III- Sanık … hakkında müşteki …’a yönelik TCK’nin 150/1. maddesi delaletiyle tehdit suçundan kurulan beraat hükmü ile sanıklar …, … hakkında müşteki …’a yönelik yağmaya teşebbüs; sanık … hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurmak; sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, … suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak; sanık … hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte yardım etmek suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerinin incelemesinde;
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Örgüt, soyut bir birleşme olmayıp, bir suç örgütünde organik ve hiyerarşik ilişki hakimdir. Bu ilişki dolayısıyla örgüt mensupları üzerinde hakimiyet teşkil eden bir güç kaynağı niteliğini kazanmalıdır. Örgütün varlığı için suç işleme amacıyla etrafındaki fiili birleşme ve niteliği itibariyle devamlılık aranmalıdır. Üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaçlanan suçları işlemeye elverişli olmalıdır.
Bir suç örgütünün varlığında hiyerarşik ve komplike yapılanma içinde bulunan örgütten ayrılamama ve örgütün istediği şekilde hareket etme ve yaşama zorunluluğu tespit edilmelidir.
Tam bir işbirliği ve eylem paylaşımı anlayışı çerçevesinde en az üç kişi tarafından kurulan ve bünyesinde hiyerarşik ilişki taşıyan süreklilik ve devamlılık gösterecek şekilde yapılanan baskı, yıldırma, sindirme ve zorlama yöntemlerini kullanarak korkutucu topluluk olarak tanımlanabilir.
Suç örgütünün varlığının ispatı tartışmalı konudur. 220/1. maddesi suç örgütünün varlığı için aranan amaç suçlar ve elverişli vasıtaların tespiti yönünden yargılamanın geniş yapılacağı ileri sürülebilir. Suç örgütünün hiyerarşik yapısını çözmek ise hiyerarşik yapılanmayı gösteren emir komuta zinciri ile altlık-üstlük ilişkisinin bunun yanında suç işleme ilişkisinin devamlılığının ve bu konudaki kararlılığının anlaşılması yeterlidir.
Bir suç örgütünün varlığı için hiyerarşik yapılanmanın amaç suçları işlemede devamlılığını gösteren somut deliller örneğin emir-komuta zincirini ortaya koyan temel yapılanma buna ilişkin şüpheli sanık ve tanık beyanları ve/veya telefon, ortam dinleme kanıtları ile teknik araçlarla tespit edilen verilere ve net bulgulara ulaşılmalıdır. Yalnız yasal düzenlemeleri tekrar ve yorumu ile suç örgütü varlığı kabul edilemez.
Ayrıca işlenen suç ve/veya suçların örgütün amaç ve faaliyetleri doğrultusunda ve/veya örgüt yönetici veya örgüt üyesi tarafından şahsi nedenle olsa bile suç örgütünün gücünden ve imkanlarından yararlanarak mı işlendiği belirlenmelidir.
Hal böyle olunca; suç örgütü kavramının ne olduğu unsurlarının ve tespiti, önemli olduğu kadar hangi suçların suç örgütünün amacı ve faaliyeti kabul edileceği veya edilemeyeceğinin belirlenmesi gerekir.
Suç örgütü yöneticisi bizzat veya bir başka örgüt mensubu ile müşterek fail olarak suç işlediğinde ya da bir örgüt mensubuna talimat vererek suç işlemeye azmettirerek örgüt yöneticisi olmanın sağladığı üstünlük nedeniyle azmettirici olmakla birlikte (fail) sayılıp cezalandırılması gerektiğinde örgüt yöneticisi asıl fail ve belki de azmettiren olarak ceza alacaktır.
Örgüt yöneticisi bizzat, azmettiren olarak katılmadığında örgüt mensuplarının örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen tüm suçlardan örgüt yöneticileri ve örgüt mensupları üzerinde kurduğu hakimiyet, kontrol, talimat, hiyerarşi ve emir-komutanın bir sonucu olarak uygulanır. Bu hükümle farazi bir azmettirme düşünülmüştür. TCK’nın 220/5. maddesinin gerekçesi bu sorumluluğu açıklamaktadır. Elbette bu durumda örgüt yöneticisinin somut olayda örgüt üyesi ve işlenecek amaç suç üzerinde hakimiyet, kontrol, bilgi ve yönlendirme güç ve yetkisinin olması halinde uygulama alanı bulacaktır. Bu alanı daraltma değildir. En azından müdahale edip suçun işlenmesinin önüne geçebilecek bilgi ve etkisinin olmasının veya yönlendirebilme konusuna yeterli hakimiyeti bulunması ya da örgütün üzerinde genel bir etki gücünün ya da bölgesel de olsa (onay makamı) konumunun olması aranmalıdır. Bu da kanunun gerekçesinde açıkça vurgulanmıştır. (Suç örgütü) hiyerarşisi, devamlılığı, disiplini olan ve devlet içinde devlet olmayı hedefleyen toplumu etkileyen düzeni geniş çapta bozan suç işleyen kendine göre kurumsallaşmış karmaşık bir yapılanma ağını kapsar. Çete kavramı ise nispeten küçük, gevşek hiyerarşik yapılanma ve disiplini olan bir veya birkaç suç işlemeye niyetlenen ancak bu konuda profesyonel taktik ve yöntemler izlemeyen, aracılık yapan daha ziyade sokak yapılanması niteliği taşıyan devlet içinde devlet olmaya hareket etmeyen mahalli suçlar işleyen yapılanmalar için kullanılabilir. Çete bağımsız bir suç tipi değildir. Örgüt suçlarında bir unsur fikir alış verişinde bulunup paylaştıkları, plan ve program yapıp eylem hazırlığı yaptıkları zeminin de bu özelliği ile yerleri olmalıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 3.4.2007 gün, 2006/253, 2007/80 sayılı kararında bu husus vurgulanmaktadır.
Somut olaya gelince;
Yukarıda belirtilen suç örgütü kavramı, suç örgütüne üyelik, iştirak ve suç örgütüne yardım etme kavramlarına yönelik bilgiler ışığında; suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan sanık …’in, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak suçundan hakkında hükümlülük kararı verilen sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, …’in ve suç işlemek amacıyla kurulan örgüte yardım etmek suçundan hakkında mahkumiyet kararı verilen sanık …’ın devamlılık içeren kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacı ile bir araya gelip aralarında sıkı veya gevşek hiyerarşik bir bağın bulunduğuna, hiyerarşik yapılanmayı gösteren emir komuta zinciri ile altlık üstlük ilişkisinin varlığına ve adı geçen sanıkların faaliyetleri ile örgütün doğmasına veya üst pozisyonda kollektif faaliyeti kısmen veya tamamen düzenleyip koordine ederek örgüte yarar sağlama maksadıyla eylemlerini gerçekleştirdiklerine ilişkin cezalandırmaya yeter, kesin, inandırıcı kanıtların bulunmadığı gözetilmeden birçoğu kardeş olan ve aralarında akrabalık bağı bulunan sanıklar hakkında beraat kararı verilmesi yerine genel, soyut ve geçişli ifadelere yer verilmek suretiyle TCK’nın 220/1-2-3. maddeleri uyarınca yazılı şekilde mahkumiyet hükümleri kurulması,
2- Sanık … ile müşteki … arasında gelişen olayların sanığın kendi inisiyatifi ile gerçekleştirmiş olduğu şahsi bir eylem olması dışında atılı suçun örgüt faaliyeti kapsamında işlendiğine dair yeterli delilin bulunmadığının anlaşılması ve 1 nolu bozma nedenine göre;
a-Sanık … hakkında TCK’nın 220/5 delaletiyle atılı suçtan mahkumiyet hükmü kurulması,
b-Sanık … hakkında uygulanan TCK’nın 149. maddesinin 1. fıkrasının (f) ve (g) bentleri ile TCK’nin 58. maddesi’ne ilişkin olarak yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu;
3- Oluş ve dosya içeriği ile müşteki …’ın soruşturma aşamasında alınan beyanına göre; müştekinin icralık olan borcuna akrabası olan sanık …’ın kefil
olması sebebiyle icra borcunun sanık …’ın maaşından kesildiği, ancak kesilen miktarın müşteki tarafından sanık …’ya geri ödenmesi hususunda aralarında anlaşmazlık çıkması üzerine, olay günü müştekinin işlettiği kahvehane önünde tartışmaya başladıkları, sanık …’nın yanında eşkıya lakaplı sanık …’ın da bulunduğu, sanık … ile münakaşa yaptıkları sırada sanık …’un olaya müdahil olarak müştekiye hitaben “… bu parayı vereceksin, adamın parasını vereceksin lan, ben senelerce cezaevinde yattım seni vurur yine yatarım lan” diyerek tehdit ettiği olayda; müştekiden hukuki bir alacağı bulunduğu kanıtlanamayan sanık …’ın üzerine atılı yağmaya teşebbüs suçunun sübut bulduğu gözetilmeden delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet Savcısı ile sanıklar …, …, …, …, …, … ve müdafileri ile sanıklar …, …, …, …, … müdafilerinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenlerle tebliğnameye kısmen uygun olarak BOZULMASINA, 22.02.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.