Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2020/10145 E. 2021/15824 K. 19.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/10145
KARAR NO : 2021/15824
KARAR TARİHİ : 19.10.2021

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇLAR : Nitelikli yağma, nitelikli yağmaya teşebbüs, konut dokunulmazlığını ihlal
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi ile onama, istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine, beraat

Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Sanık … müdafiinin duruşmalı inceleme isteminde bulunmuş ise de; 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 94. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunun 299. maddesi gereğince takdiren duruşmasız olarak yapılan incelemede;
I- … Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi’nce itiraz konusu olmadığı halde nitelikli yağma ve yağmaya teşebbüs suçlarından kurulan 23.03.2020 tarihli hükümlerin yok hükmünde olduğu kabul edilmek suretiyle 08.10.2019 tarihli şikayetçi … ve katılan …’e yönelik nitelikli yağma ve mağdur …’a yönelik nitelikli yağmaya teşebbüs suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde;
5271 sayılı CMK’nın 288. maddesinin ”Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.”, aynı Kanunun 294. maddesinin ”Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.” ve aynı Kanunun 301. maddesinin ”Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.” şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz talebinin bir olayda toplanan delillerin diğer dosyalara konulduğuna, aleyhe somut delil bulunmadığına, mağdur …’un müvekkilinin beyanını doğruladığına, müvekkilinin mağdur …’un ağzını eli ile kapatmadığına, mağdur …’un olayı ile diğer eylemlerin şiddet ve saldırma bakımlarından benzemediğine, diğer olaylardaki mağdurların soruşturma aşamasındaki teşhis ve beyanlarının birbirleri ile çeliştiğine, …’a yönelik eylem için verilen beraat gerekçelerinin mahkumiyet verilen eylemler içinde geçerli olduğuna, ulaşılamadığından dinlenmesinden vazgeçilen mağdur …’ın yeniden ifadesinin alınması ve teşhis yaptırılması gerektiğine, mağdur …’a yönelik eylem bakımından 5237 sayılı TCK’nın 36. maddesinde düzenlenen gönüllü vazgeçme hükümlerinin uygulanması gerektiğine, istinaf kararında eylemin konutun eklentisi içerisinde işlendiği halde suç tarihi itibariyle koşuları oluşmadığı halde TCK’nın 149/1-d maddesi uyarınca uygulama yapılması ve eylem (h) bendine aykırı biçimde gece vakti işlendiğinden ve temel cezanın alt sınırdan belirlendiğinden sonuca etkili görülmediği şeklinde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğuna, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun gereğince lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine, kararların hak, hukuk ve hakkaniyete aykırı olduğuna, Bölge Adliye Cumhuriyet Savcısı ise temyiz talebinde özetle, ayrıca konut dokunulmazlığını ihlal suçu bakımından cezalandırma yoluna gidilemeyecek olması sebebi ile TCK’nın 7/2 ve 5252 sayılı Kanunun 9/3. maddesi uyarınca lehe olan düzenlemenin yerinde yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunmasına ve katılan sayısınca konut dokunulmazlığını ihlal suçundan dolayı mahkumiyet kararı verilmesi sebepleri ile temyiz isteminde bulunduğuna yönelik olduğu belirlenerek anılan sebeplere yönelik yapılan incelemede;
Oluş ve dosya içeriğine göre, olay tarihinde gece vakti sanığın şikayetçi …, katılan … ve mağdur …’ a yönelik nitelikli yağma ve nitelikli yağmaya teşebbüs suçlarından kurulan hükümlerde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
Ayrıca dosyada CMK’nın 289. maddesinde sayılan hukuka kesin aykırılık hâllerinin herhangi birinin varlığı da tespit edilememiştir.
Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine göre, sanık hakkında nitelikli yağma ve nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan kurulan hükümlerde ileri sürülen temyiz sebebi yönünden bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, 5271 sayılı CMK’nın 302/1. maddesi uyarınca, sanık müdafii ile Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının yerinde görülmeyen TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ ile tebliğnameye uygun olarak HÜKÜMLERİN ONANMASINA, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine,
II- 23.03.2020 tarihli şikayetçi …, katılan … ve mağdur …’a yönelik konut dokunulmazlığını ihlal suçlarından kurulan hükümlerinin incelenmesinde;
5271 sayılı CMK’nın 288. maddesinin ”Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır”, aynı Kanunun 294. maddesinin ”Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir” ve aynı Kanun’un 301. maddesinin ”Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar” şeklinde düzenlendiği de gözetilerek yapılan incelemede;
Sanık hakkında konut içerisinde işlenen nitelikli yağma ve nitelikli yağmaya teşebbüs suçlarından mahkumiyet hükümleri kurulmuş olmasına göre, nitelikli yağma suçunun unsuru olan ve ayrı suç oluşturmayan konut dokunulmazlığını ihlal suçlarından ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenle 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, CMK’nın 303. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hükümlerden “Sanığın üzerine atılı konut dokunulmazlığını ihlal suçlarından CMK’nın 223/2-a maddesi uyarınca beraatine ilişkin bölümün çıkartılarak, yerine “Sanık hakkında konut dokunulmazlığını ihlal suçlarından ceza verilmesine yer olmadığına” cümlesinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine, 19/10/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.