Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2020/10490 E. 2021/12412 K. 28.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/10490
KARAR NO : 2021/12412
KARAR TARİHİ : 28.06.2021

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇLAR : Nitelikli yağma, kasten yaralama
HÜKÜMLER : Mahkumiyet, beraat
TEMYİZ EDENLER: Sanıklar müdafiileri, katılan vekili

Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
5271 sayılı CMK’nın 288. maddesinin ”Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.”, aynı Kanunun 294. maddesinin ”Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.” ve aynı Kanunun 301. maddesinin ”Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.” şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, katılan … vekili ile sanıklar …, …, … müdafilerinin temyiz dilekçelerinde belirttikleri sebeplere yönelik yapılan incelemede;
I-Sanıklar …, … hakkında kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinin incelemesinde;
Oluş ve dosya içeriğine göre, kasten yaralama suçunun yasal unsurlarının oluştuğu ve kasten yaralama suçundan sanıklar …, … hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
Ayrıca dosyada CMK’nin 289. maddesinde sayılan hukuka kesin aykırılık hâllerinin herhangi birinin varlığı da tespit edilememiştir.
Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine göre, kasten yaralama suçundan sanıklar …, … hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerinde ileri sürülen temyiz sebepleri yönünden bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, 5271 sayılı CMK’nin 302/1. maddesi uyarınca, sanıklar …, … müdafiinin yerinde görülmeyen TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
II-Sanık … hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
UYAP üzerinden alınan nüfus kayıt örneğine göre, sanık …’nin hüküm tarihinden sonra 29/04/2019 tarihinde öldüğü anlaşılmaktadır.
5237 sayılı TCK’nın 64/1. madddesi ‘Sanığın ölümü hâlinde kamu davasının düşürülmesine karar verilir. Ancak, niteliği itibarıyla müsadereye tâbi eşya ve maddî menfaatler hakkında davaya devam olunarak bunların müsaderesine hükmolunabilir.’’, 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi ise, ‘Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir.’’ şeklinde düzenlenmiştir.
Görüldüğü üzere, sanığın veya hükümlünün ölümü, ceza ve infaz ilişkisini sona erdiren doğal bir sebeptir. Çağdaş ceza hukuklarında suç faili olabilmek için iki şarta ihtiyaç vardır. Bunlardan birisi insan olmak, diğeri ise hayatta bulunmak yani sağ olmaktır. Ölüm ikinci şartı ortadan kaldırdığından, ölen kimsenin suçun faili sayılmasına ve dolayısıyla ölen kişi ile devlet arasında ceza ve infaz ilişkisi kurulmasına, kurulmuş ise sürdürülmesine imkan yoktur.
Kısacası ölüm bir yargılama şartı olup temyiz dilekçesinde belirtilmese ya da CMK’nın 289. maddesinde düzenlenen hukuka kesin aykırılık halleri veya temyiz kanun yolunu düzenleyen diğer maddeler arasında bozma sebebi olarak düzenlenmese de temyizde hukukilik denetimi yapan Yargıtayca sanığın ya da hükümlünün ölümü halinde hükmün bu sebepten bozulabileceği kanaatine varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle;
UYAP üzerinden alınan nüfus kayıt örneğine göre, sanık …’nin hüküm tarihinden sonra 29/04/2019 tarihinde öldüğünün anlaşılması karşısında, 5237 sayılı TCK’nın 64. ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddeleri gereği kamu davasının düşürülmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan … vekili ile sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA,
III- Sanıklar …, … hakkında yağma suçundan kurulan beraat hükümlerinin incelemesine gelince;
Oluş ve dosya içeriğine göre; olay gecesi polis memuru olan katılan …’ın sivil olarak arkadaşları tanıklar …, … ve Hüseyin Özay’la birlikte iken iki aracın yolu kapatacak şekilde park etmiş olduğunu görerek katılan …’ın, araçların birinde beklemekte olan sanık …’ı yolu açmaları konusunda uyardığı, araç dışından olay yerine yaklaşan sanık …’ın “hayırdır lan sana mı soracağız dayı mısın sen” gibi laflarla katılana kafa attığı, bu sırada olay yerine gelen sanık …’ın da katılanı darp ettiği, sanıklar …’ın vurması üzerine katılanın yere düştüğü sırada katılanın polis memuru olduğunu söylediği, belindeki silahın da görüldüğü, sanık …’ın “onda silah varsa bizde de var” diyerek ruhsatsız taşıdığı silahı çekerek havaya bir el ateş ettiği, hep birlikte katılanın üzerine çullandıkları, sanık …’ın katılanın dizlerinin üzerine oturup göğsüne tabanca dayayarak katılanın silahını almaya çalıştıkları, katılanın görev tabancasını vermemek için elleriyle sıkıca silahını tutarak direndiği, bunun üzerine sanık …’ın tabancasıyla katılanın her iki eline yakın mesafaden ateş ederek katılanı yaraladığı, sanık …’ın katılanın tabancasını alarak olay yerinden hep birlikte kaçtıkları olayda, sanıkların kaçarken yakın mesafeye katılanın tabancasını attıkları, bulunan tabancanın katılana iade edildiğinin anlaşılması karşısında; gece vakti, silahla, birden fazla kişi ile birlikte yağma suçunun sübut bulduğu gözetilmeden delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan … vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 28.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.