YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/10529
KARAR NO : 2021/11479
KARAR TARİHİ : 15.06.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu malına zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Sanık … hakkında kamu malına zarar verme suçundan kurulan mahkumiyet kararlarını, katılan … vekilinin ise vekalet ücreti ile sınırlı olarak temyiz talebinde bulundukları anlaşılmakla yapılan temyiz incelemesinde,
Gerekçeli kararda katılan vekilinin sehven sanık müdafii olarak gösterilmesi yerinde düzeltilmesi olanaklı maddi hata olarak kabul edilmiştir.
Sanık hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükümde, sonuç cezanın 6000 TL adli para cezası olması gerekirken yapılan bu hesap hatası nedeniyle 500 TL adli para cezasına hükmedilmesi suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz bulunmadığından, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 04.10.2018 tarih, 2015/8-656 Esas ve 2018/404 Karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere; 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Yasanın 81. maddesi ile değişik 106/3. maddesi uyarınca adli para cezalarının ödenmesi halinde kamuya yararlı bir işte çalışma tedbirine de karar verilebileceği gözetilerek, sanık hakkında kurulan hükümde infaz yetkisini de kısıtlar şekilde adli para cezasının ödenmemesi halinde hapse çevrileceğinin ihtar edilmiş olması infaz aşamasında gözetilmesi olanaklı görüldüğünden bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Sanık hakkında sonuçta adli para cezasına hükmedildiğinin anlaşılması karşısında, hapis cezasına mahkumiyetin yasal sonucu olan 5237 sayılı TCK’nın 53/1. maddesinde öngörülen belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma tedbirlerine hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi,
2-Mahkumiyet kararı verildiği halde kendisini avukat ile temsil ettiren katılan kurum lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’ın ve katılan … vekilinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından ‘‘53. maddenin uygulanmasına’’ ilişkin bölümün çıkartılması ve hüküm fıkrasına, sanığın mahkumiyetine karar verilen bölümden hemen sonra gelmek üzere “katılan kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/1. madde ve fıkrası uyarınca 1500,00 TL maktu vekâlet ücretinin katılana ödenmesine” cümlesinin eklenmesi suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 15.06.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.