Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2020/11456 E. 2021/10752 K. 08.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/11456
KARAR NO : 2021/10752
KARAR TARİHİ : 08.06.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Nitelikli hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığını ihlal etme, mala zarar verme
HÜKÜMLER : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
I-Sanık … hakkında mala zarar verme ve iş yeri dokunulmazlığını ihlal suçlarından kurulan hükümler incelendiğinde;
Sanık …’in yokluğunda verilen mahkeme kararının 18/12/2015 tarihinde sanığın annesine usulüne uygun tebliğ edildiği sanığın eşinin CMUK’un 310/1. maddesindeki bir haftalık temyiz süresini geçirdikten sonra 28/12/2015 tarihinde hükmü temyiz ettiği anlaşılmakla, sanığın eşinin temyiz itirazının 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi gereğince tebliğnameye uygun olarak REDDİNE,
II- Sanıklar …,ve … hakkında nitelikli hırsızlık suçundan kurulan hükümler incelendiğinde;
Sanık … temyiz süresini kaçırmış ise de, sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik O yer Cumhuriyet Savcısı tarafından lehe temyiz yoluna başvurulduğundan tebliğnamede bu yönde ret isteyen düşünceye ve sanıkların Eğirdir Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2011/106 esas sayılı, 20/11/2010 suç tarihli, hırsızlık suçundan mahkumiyet kararı aldıkları dosya Uyap üzerinden incelendiğinde mağdurunun temyize konu dosyamızdan farklı olarak … olduğu anlaşılmakla tebliğnamede bu yönde bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Sanık … hakkında tekerrüre esas alınan ilamındaki mahkumiyetin, 5237 sayılı TCK’nın 165/1. maddesinde düzenlenen hırsızlık suçuna ilişkin olması ve hükümden sonra 24/10/2019 tarihinde 30928 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 26. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine eklenen alt bendler arasında yer alan ve 5237 sayılı TCK’nın 165. maddesinde tanımı yapılan suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçunun da uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı TCK’nın 7/2. maddesi uyarınca; ”Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradanyürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” hükmü de gözetilerek 6763 sayılı Kanunun 35. maddesi ile değişik CMK’nın 254. maddesi uyarınca aynı kanunun 253. maddesinde belirtilen esas ve usûle göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilip hakkında bahsedilen ilamın esas alınarak TCK’nın 58. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı ve sanıklar … ve …’nın tekerrüre esas alınan ilamlarında birden fazla suçtan verilen cezaları içermesi nedeniyle ilamlardaki en ağır cezaya ilişkin hükümlülüğün tekerrüre esas alınması gerektiği gözetilmemiş ise de bu hususların infaz aşamasında gözetilmesi olanaklı görüldüğünden bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hâkimin takdirine göre sanıklar ve O yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazı yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükümlerin tebliğnameye kısmen uygun olarak ONANMASINA,
III- Sanıklar …,hakkında iş yeri dokunulmazlığını ihlal suçundan kurulan hükümler incelendiğinde;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
İş yeri dokunulmazlığını ihlal suçunu birden fazla kişi tarafından birlikte işlendiği anlaşılıp kabul edildiği halde, sanıklar hakkında yapılan uygulamada TCK’nın 119/1-c. maddesi ile cezada arttırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ve O yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı yönünden sanıkların kazanılmış hakkın korunmasına,
IV-35 BYH 33 plaka sayılı aracın müsaderesi hakkında kurulan hükmün incelenmesinde;
Ceza muhakemesi sistemine göre ne kadar sanık varsa o kadar dava vardır, ne kadar suç varsa o kadar dava vardır. Kural olarak bu davaların şahsi ve/veya fiili irtibat nedeniyle birlikte görülüyor olması bunların tabi olduğu kanun yolunu değiştirmez.
Ancak;
Müsadere 5237 sayılı TCK’nın 54 ve 55. maddelerinde düzenlenmiş olup, bir güvenlik tedbiridir.
Müsadere davası da müstakil olarak açılabileceği gibi irtibat nedeniyle asıl davayla birlikte açılabilir.
İstinaf mahkemeleri faaliyete geçmeden önce müstakil olarak açılan müsadere davaları, 04.06.1936 gün ve 12 – 14 sayılı İ.B.K. uyarınca, karar tarihindeki (müsadere ya da iadeye konu eşyanın değeri …) miktara göre, kesin veya temyize tâbi iken, asıl davayla birlikte açılmışsa asıl davanın tabi olduğu kanun yoluna (temyize) tâbidir.
İstinaf mahkemelerinin faaliyet geçtiği tarihten sonra ise; 5271 sayılı CMK’nın 258. maddesi uyarınca müstakil müsadere davaları da istinaf kanun yoluna tabidir. Asıl davayla birlikte açılmışsa da yine istinaf kanun yoluna tâbi olduğunu kabul etmemiz gerekir.
Somut olayda, karar tarihi itibariyle, asıl davada verilen karar temyiz kanun yoluna tabi olduğundan müsadere kararının da temyiz kanun yoluna tabi olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Çalınmak istenenlerin toplam değerinin 5.750 TL olduğunun anlaşılması karşısında; suçta kullanılan aracın değeri belirlenerek TCK’nın 54/3. maddesi gereğince müsaderesi halinde işlenen suça nazaran daha ağır sonuçlar doğurup doğurmayacağı, hakkaniyete aykırı olup olmayacağı tespit edilmeden hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ve O yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 08/06/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.