YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/1587
KARAR NO : 2021/6481
KARAR TARİHİ : 30.03.2021
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli yağma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Sanık … hakkında mağdur …’a yönelik yağma eylemi nedeniyle açılan dava hakkında zamanaşımı süresi içerisinde hüküm kurulması mümkün görülmüştür.
15.04.2020 gün ve 31100 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinde yapılan değişikliğin, infaz aşamasında gözetilmesi olanaklı görülmüştür.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, uyulan bozmaya, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde, nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Oluş ve dosya içeriğine göre; olay günü müştekilerin … mahallesinde yolda yürürlerken sanıkların müştekilerin yollarını keserek sanıklardan Ahmet’in müşteki …’e bıçak dayadığı, cep telefonunu istediği, daha sonra bıçak tehditiyle müşteki …’in telefonunu aldığı, ayrıca 20 TL parasını aldığı, diğer sanık …’un ise olay sırasında elinde zincir bulunduğu, diğer müşteki…’ın bacaklarına doğru zincirle vurduğu ve bu sanığın da müşteki…’tan tehditle 10 TL para alması şeklinde gerçekleşen olayda; sanık …’un müşteki…’a yönelik yağma eyleminde, suça konu eşyanın suç tarihindeki değeri dikkate alınanarak değer azlığı indirimi uygulanmamıştır.
TCK’nın “Daha az cezayı gerektiren hâl” başlıklı 150/2. maddesinde; “Yağma suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek ceza üçte birden yarıya kadar indirilebilir.” denilmektedir.
Maddenin gerekçesinde ise; “Maddenin ikinci fıkrasında, yağma suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek cezada indirim yapılması gerektiği kabul edilmiştir.” açıklamasına yer verilmiştir.
TCK’nın 145. maddesiyle daha az ceza verilmesini gerektiren bir nitelikli hâl olarak “Değer azlığı”, hırsızlık suçu bakımındanda suçun işleniş şekli ve özellikleri de göz önünde bulundurularak, ceza vermekten de vazgeçilebilir.” ibaresi ilâvesiyle- hüküm altına alınmış bir husustur.
Y.C.G.K.’nın 21.12.2010 günlü, 6-225/268, yine 15.12.2009 günlü, 6/242-291 esas ve karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere, 5237 sayılı TCK’nın 145. veya 150/2 maddelerinde veya gerekçelerinde “Daha çoğunu alabilme olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak az olan şeyi alma” koşulu yoktur. Elbette değerin az olmasına ilaveten, daha çoğunu alma olanağı varken daha azı alınmış ise; bu maddeler sanık lehine uygulanmalıdır. Ancak; her iki maddenin, yalnızca bu tanımlamayla sınırlandırılması da olanaklı değildir.
TCK’nın 145 veya 150/2. maddeleri uyarınca faile verilen cezada indirim yapılabilmesi için malın değerinin az olması kural olarak yeterli olup, suç ve cezada kanunilik ilkesi ile aleyhe kıyas ve yorum yasağı gereği, kanunda bulunmayan başka bir koşul ihdas edilemez.
Hâkim indirim oranını TCK’nın 3. maddesinde öngörüldüğü üzere “İşlenilen fiilin ağırlığıyla orantılı” olacak şekilde saptamalıdır.
TCK’nın 145 ve 150/2. maddelerinin uygulanmasında hâkime geniş bir takdir yetkisi tanınmış olup, TC Anayasası’nın 141/3, 5271 sayılı CMK’nın 34, 223, 230 ve 289. maddeleri uyarınca sözü edilen yetki kullanılırken, keyfiliğe kaçmadan, her somut olaya uygun, yasal ve yeterli gerekçe göstermeksuretiyle açıklanmalı ve uygulama yapılmalıdır.
Öte yandan hâkim, TCK’nın 145 veya 150/2. maddeleriyle kendisine tanınan takdir yetkisini kullanırken, evrensel ceza hukuku prensiplerinden olan ve ceza kanunlarımızın hazırlanmasında esas alınan, kanunilik, belirlilik, orantılılık ve ölçülülük ilkeleri, kıyas ve aleyhe yorum yasağı ile mükerrer değerlendirme yasağına uygun bir değerlendirme yapmak zorundadır.
Bu açıklamalardan değer az ise, verilecek cezadan mutlaka indirim yapılmalıdır gibi bir anlam da çıkartılmamalıdır. Diğer bir anlatımla indirim yapıp yapmama hususu her somut olayda özenle değerlendirilmelidir.
Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce benimsenen içtihatları uyarınca; rögar kapağı, plaka, sürücü belgesi, kimlik belgesi ve bankamatik kartı gibi eşyaların hırsızlık suçuna konu olması halinde, ortaya çıkan tehlike veya bunların yeniden çıkartılması için sarf edilecek emek ve mesai vb.’de gözetilerek değer azlığı indirimi yapılmamalıdır.
Bu açıklamalardan sonra somut olay değerlendirildiğinde, suç tarihi, 23.07.2004, suç konusu 10 Türk lirasıdır. Bütün bu hususlar paranın satın alma gücü ve ekonomik koşulları ile birlikte değerlendirildiğinde, sanığı verilen cezada değer azlığı indiriminin yapılması gerekir.
Açıklanan nedenlerle;
Sanığa verilen cezadan değer azlığı nedeniyle 5237 sayılı TCK’nın 150/2. maddesiyle cezadan indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 30.03.2021 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY :
Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre, 5237 sayılı TCK’nın 150. maddesinin 2. fıkrasındaki “Malın değerinin azlığı” kavramında, yasa koyucunun amacı ve suçun işleniş biçimi, olayın özelliği ve sanığın özgülenen kastı da gözetilmek suretiyle, yalnızca gereksinimi kadar, değer olarak da gerçekten az olan şeylerin alınması durumunda gerekçeleri de açıklanmak suretiyle uygulanabilecektir.
Dosya kapsamına göre somut olay değerlendirildiğinde; saat 16.30 sıralarında … ve müşteki …’nin … Mahallesinde evlerine doğru yürüdükleri esnada sanıkların müştekilere seslenerek “Gelin lan buraya” şeklinde sözler sarf ederek yanlarına çağırdıkları, müşteki …’ın daha önce sanık …ı mahallenin hırsızı olarak duyduğu için tanıdığı, bu nedenle kendilerine zarar vereceklerini düşünerek yanlarına gittikleri, müşteki …’in sanıkların kendilerini bırakması amacıyla babasının polis olduğunu belirterek görevden geldiğini beyan ettiği, sanık …ın mağdur …’a “Cep telefonun var mı’’ dediği, mağdurun telefonu olmadığını söylemesine rağmen sanık …in mağdurun cebindeki telefonu fark ettiği ve mağduru çeşmenin duvarına yasladıktan sonra bıçağını boğazına dayadığı ve pantolonunun cebindeki Nokia 8310 marka telefonunu zorla aldığı, ayrıca elini beline atarak tabancasına gösterdikten sonra “Sizi şimdi burada öldürsem kimsenin haberi olmaz” dediği, ayrıca parasının olup olmadığını sorduğu, cevap vermemesi üzerine mağdur …’in ceplerini kontrol ederek arka cebindeki 20 TL parasını da aldığı, cep telefonunun sim kartını çıkartıp mağdura verdiği, “şimdi sizi gasp ediyorum kim ne yapacak ben eve dahi gitmiyorum” şeklinde sözler sarf ettiği, olayların başından beri elinde zincir olduğu halde sanık …in yanında bulunan sanık …’ın da müşteki …’nin bacağına zincirle vurarak cebindeki 10 TL parasını aldığı, müşteki…’ın telefon ve paraları sanık …ten istediği ancak sanık …in müştekinin eline sigarasını bastırdığı ve müştekiyi itekleyerek yere düşürdüğünün anlaşılması karşısında, sanık …hakkındaki evrakın yakalama emrinin infaz edilememesi nedeniyle tefrik edildiği, sanık … hakkında sadece müşteki …’ye yönelik eyleminden ötürü mahkumiyet kararı verildiği, mağdur …’e yönelik eylemi nedeniyle hüküm tesis edilmediği için bozma ilamında eleştiri yapıldığı hususu da nazara alındığında, suçun işleniş biçimi ve olayın özelliği de değerlendirildiğinde sanık …’ın özgülenen kastının müşteki…’ın üzerindeki tüm parasını almaya yönelik olduğu nazara alındığında TCK’nın 150/2. maddesinin uygulanma şartları oluşmadığından aksi yöndeki sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz.