Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2020/2140 E. 2021/15827 K. 19.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/2140
KARAR NO : 2021/15827
KARAR TARİHİ : 19.10.2021

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇLAR : Nitelikli yağma, yağmaya teşebbüs, tefecilik, kasten yaralama, tehdit, 6136 sayılı Kanuna aykırılık
HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddine, temyiz isteminin reddi ile onama, mahkumiyet kararının kaldırılarak düşme kararı verilmesine

Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
I- Sanıklar … ve … hakkında tefecilik suçu bakımından…Ağır Ceza Mahkemesinin 16/01/2018 tarihli kararı ile verilen beraat hükümlerine yönelik yapılan incelemede;
Sanıklar … ve … hakkında tefecilik suçu bakımından… Ağır Ceza Mahkemesi’nin 16/01/2018 tarihli kararı ile beraat kararları verildiği bu kararlara yönelik istinaf başvurusu bulunmadığı buna karşılık…Ağır Ceza Mahkemesinin 16/01/2018 tarihli diğer hükümlerine yönelik yapılan istinaf başvurularının incelenmesinde … Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 26.02.2019 tarihli kararında özetle sanıklar … ve … hakkında tefecilik suçundan verilen beraat kararlarına yönelik istinaf başvurusu bulunmadığından inceleme dışı bırakıldığının ve İlk derece mahkemesince TCK’nın 241. maddesinde düzenlenen tefecilik suçlarından kurulan beraat hükümlerinin incelenmesinde Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 11/03/2016 gün ve 2014/903 esas ve 2016/2668 karar sayılı ilamında belirtildiği üzere tefecilik suçundan açılan kamu davalarında hazinenin bu suçtan doğrudan zarar göreni olduğu, bu sıfatının gereği olarak CMK’nın 233-234. maddeleri uyarınca kovuşturma evresinde sahip olduğu kamu davasına katılma ve diğer haklarını kullanabilmesi için kamu davasından ve duruşmadan haberdar olunarak netice hükmün kurulabileceği gözetilmeden beraat hükümleri kurulması hukuka aykırı ise de, bu hükümler
aleyhine istinaf başvurusu bulunmadığından ve dosyanın ilk derece mahkemesine iade olunduktan sonra ilk derece mahkemesince beraat kararı verilen tefecilik suçları açından kurulmuş hükümlerin hazineye tebliğ olunması ve hazinece istinaf başvurusunda bulunulması üzerine bu suçlar açısından yeniden istinaf incelemesi yapılabilme imkanının bulunması değerlendirilerek beraat hükümlerinin hazineye tebliğ olunmadığının belirtilmesi üzerine ilk derece mahkemesince anılan hükümler bakımından Maliye Bakanlığına gerekçeli kararın 01.05.2019 günü tebliğ edildiği ve tebliğ sonrası da Maliye Bakanlığı vekilince sanıklar … ve … hakkında tefecilik suçundan…Ağır Ceza Mahkemesinin 16/01/2018 tarihli kararı ile verilen beraat hükümlerine yönelik 06.05.2019 tarihli istinaf talebinde bulunulmuş olunduğunun böylelikle anılan hükümler bakımından bir istinaf kararı ya da bir istinaf kararına yönelik temyiz talebi bulunmadığının anlaşılması karşısında, tebliğnamedeki bu suçlar yönünden bozma isteyen düşünceye iştirak edilmeyerek, belirtilen istinaf talebinin şayet öncesinde gönderilmemiş ise incelemeye yetkili ve görevli … Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine iletilmek üzere, dosyanın bu hükümler bakımından incelenmeksizin ilk derece mahkemesi Bakırköy Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesine İADESİNE,
II- Sanık … hakkında mağdur …’a yönelik kasten yaralama ve tehdit suçları ile mağdur …’e yönelik tehdit ve 6136 sayılı Kanuna aykırılık suçlarından kurulan hükümlere yönelik yapılan incelemede;
Hükmolunan cezaların miktarları ve türü gözetildiğinde, 5271 sayılı CMK’nın 286/2-b maddesi uyarınca, ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını arttırmayan bölge adliye mahkemesi kararlarının temyizleri mümkün olmadığından, Bölge Adliye mahkemesince verilen temyiz isteminin reddine ilişkin … Bölge Adliye Mahkemesinin 26/02/2019 tarihli, 2018/2893 esas ve 2019/1 karar sayılı ek kararda bir isabetsizlik görülmediğinden, bu karara yönelik sanık müdafiinin temyiz itirazının reddiyle, temyiz talebinin reddine dair ek kararın ONANMASINA,
III- Sanıklar …, …, …, …, … hakkında mağdur …’a yönelik nitelikli yağma suçu ile sanık … hakkında mağdur …’na yönelik yağmaya teşebbüs suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Sanıklar …, …, … ve … müdafiilerinin duruşmalı inceleme isteminde bulunmuş ise de; 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 94. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunun 299. maddesi gereğince takdiren duruşmasız olarak yapılan incelemede;
5271 sayılı CMK’nın 288. maddesinin ”Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.”, aynı Kanunun 294. maddesinin ”Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.” ve aynı Kanunun 301. maddesinin ”Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.” şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık … müdafiinin temyiz dilekçesinde özetle; yağmaya teşebbüs suçu bakımından müvekkiline atfedilen örgüte üye olma ve tehdit suçlarından beraat ettiği görülmesine rağmen yazılı şekilde hüküm kurulduğuna, mağdur …’nın ifadeleri ile herhangi bir yağma girişiminde bulunulmadığının ispatlanmış olduğuna, yasaların tanımış olduğu hak olan haciz işleminin gerçekleştirildiğini, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğuna, buna istinaden kıymetli evrak alışverişinin yapıldığına, müvekkilinin de hukuki yollardan alacağını tahsil etmeye çalıştığına, cebir, tehdit ve şiddet kullanılmadığına, bu sebeple suçun unsurlarının oluşmadığına, sanık … müdafiinin 12/02/2019 tarihli temyiz dilekçesinde özetle; Delillerin usulüne uygun olarak elde edilmediğine, eksik inceleme ile karar verildiğine, mağdurun soyut beyanında başka tek bir delilin bulunmadığına, sanık …’ın temyiz dilekçesinde ise özetle sadece …’ı tanıdığını, altı aylık şikayet süresinin geçmiş olduğuna, lehine olan yasa hükümlerinin uygulanması gerektiğine, cezaevinde olduğu 2008 ile 2012 yılları arasında cezalarını infaz ederken bu davalara dahil edildiğini, mağdurun hangi karakola giderek başvurmuş olduğunun mahkemeye bildirmesi gerektiğine, tek tanığının … olduğuna, sanık … müdafiinin temyiz dilekçesinde özetle; Duruşma talebinin olduğuna, yağma suçunun işlenmediğine, mağdura yönelik yağmalama eylemine katılmadığına, iddianamede belirtilmeyen suç hakkında karar verildiğine, iddianamenin sanık ile ilgili kısmının …’ndaki yağmalama olayına ilişkin olmasına karşın başka bir eylemden mahkumiyet hükmünün kurulduğuna, … Sulh Ceza Mahkemesinin 2009/2370 esas sayılı dosyası celp edilip incelenmeksizin hüküm kurulduğuna, yer ve zaman olgusu belirtilmeden hüküm kurulduğuna, istinaf incelemesinin duruşmasız yapıldığına, sanık … müdafii temyiz dilekçesinde özetle; Hükmün gerekçesiz kurulduğuna, aleyhe tape kaydı bulunmadığına, tek delilin mağdurun soyut beyanı olduğuna, mağdurdan senetlerin alınması olayında müvekkilinin olmadığını imzalama aşamasında müvekkilinin orada bulunduğuna, senetlerinın başkasınca imzalattırdığına dair beyanın dikkate alınmadığına, senetlerin dosyada bulunmadığına, suça konu senetlere ilişkin herhangi bir hukuki takibin başlatılmadığına, iddianın soyut kaldığına, mağdurun senetleri … tarafından alındığını beyan ettiğine, zarar giderilmiş olduğundan TCK’nın 168. maddesinin uygulanması gerektiğine suç mahallinin açık yada kapalı yer olup olmadığının belirlenmediğine, evvelce müvekkili hakkında … Cumhuriyet Başsavcılıklarınca kovuşturmaya yer olmadığı karar verilmiş olduğuna, ancak daha sonra teknik takibe takılan görüşmeler sebebi ile müvekkilinin de isminin geçmesi sebebi ile davaya dahil edldiğine, mağdurun ilk şikayet dilekçesinde müvekkilinin isminin geçmediğine, sanık … müdafiinin temyiz dilekçesinde özetle Duruşma taleplerinin olduğuna, şüpheden uzak kesin delil bulunmadığına, soruşturmayı yürüten kolluk görevlileri, yargılamayı yapan hakimlerin Fetö terör örgütü suçlaması ile cezaevinde olduklarına, soruşturmanın terör örgütünün yönlendirmesi ile yapıldığına, mağdur …’ın şikayetinden vazgeçmiş olması sebebi ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olmasına rağmen yargılamanın yapılarak müvekkili aleyhine hüküm kurulduğuna, mağdur …’un müvekkilinin arkadaşı olup müvekkil ile sadece iki adet dinleme kaydı bulunduğuna, mağdur …’un soruşturma aşamasında emniyet güçleri tarafından şikayetçi olmaya yönlendirildiğine, sonrasında mağdurun hiçbir beyanının bulunmadığına, dava sonrasında müvekkilinin silahlı saldırıya uğradığına, verilen kararların esas ve usul açısından hukuka aykırı olduğuna, sanık … müdafiinin temyiz dilekçesinde özetle; iddiadan başka delil bulunmadığına, iştirak düzeyinde dahi suça dahil olunmadığını, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanık …’ün temyiz dilekçesinde özetle; Duruşma taleplerinin olduğuna, iddianame ile müvekkilinin Cağaloğlu’ndaki işyerinde tahsil edemediği, 150.000TL’lik senetlerin ve kasasında bulunan bir kısım paraların ve üç adet
senedin yağmalanması olayına karıştığından cezalandırılmasının talep edildiğine, buna karşılık mahkumiyete esas kabulün bir başka olaya ilişkin olduğuna, iddia olunan olayda ise müvekkilinin yağlamaya iştirak etmediği gibi müvekkilinin bu yağmalama olayı sonrasında mağdura yardım etmiş olduğuna, mahkeme kabulüne göre beraat kararı verilmesi gerektiğine, müvekkilinin Cağaloğlu’ndaki yağmalama olayına katılmadığına, mağdur … diğer sanık beyanlarından bunun sabit olduğuna, mahkemenin iddianame dışında bir olaya ilişkin hüküm kurduğuna, aksi kabul de dahi 11.000 TL’nin zorla alındığına yönelik yer zaman olgusunun bulunmadığına, soyut gerekçelerle hüküm kurulduğuna, kapatılan… Sulh Ceza Mahkemesinin 2009/2379 Esas sayılı dosyasını celp edilerek incelenmeksizin eksik araştırma ile hüküm kurulduğuna, mağdur ile müvekkili arasında tape kaydı bulunmadığına, yönelik olduğu belirlenerek anılan sebeplere yönelik yapılan incelemede;
Oluş ve dosya içeriğine göre, sanıklar …, …, …, …,… hakkında mağdur…’a yönelik nitelikli yağma suçu ile sanık … hakkında mağdur …’na yönelik yağmaya teşebbüs suçlarından kurulan hükümlerde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
Ayrıca dosyada CMK’nın 289. maddesinde sayılan hukuka kesin aykırılık hâllerinin herhangi birinin varlığı da tespit edilememiştir.
Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine göre, sanıklar …, …, …, …,… hakkında mağdur …’a yönelik nitelikli yağma suçu ile sanık … hakkında mağdur …’na yönelik yağmaya teşebbüs suçundan kurulan hükümlerde ileri sürülen temyiz sebebi yönünden bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, 5271 sayılı CMK’nın 302/1. maddesi uyarınca, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ ile tebliğnameye uygun olarak HÜKÜMLERİN ONANMASINA, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine, 19/10/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.