YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/2552
KARAR NO : 2021/12209
KARAR TARİHİ : 23.06.2021
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Nitelikli yağma
HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi, düzeltilerek esastan red
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Sanıklar …, … ve … müdafiileri ile sanık … müdafiinin duruşma istemleri 5271 sayılı CMK’nın 299/1. maddesi gereğince yerinde görülmeyerek yapılan incelemede;
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 09.07.2020 tarih, 2019/1-52 esas ve 2020/359 karar, 12.03.2020 tarih, 2018/1-337 esas ve 2020/176 karar, 23.10.2018 tarih, 2017/1-842 ve 2018/457 karar sayılı kararlarında belirtildiği üzere; temyiz kanun yolu başvurusunda bulunulduktan sonra, ilgililerin temyiz başvurusundan “feragat” ya da “vazgeçme” vb. içerikli taleplerinin, kanun yoluna başvurma hakkından feragat kapsamında değil yapılan kanun yolu başvurusunun geri alınmasını düzenleyen 5271 sayılı CMK’nın 266. maddesi kapsamında değerlendirilmesi ve talep içeriğinin açıkça temyiz başvurusunun geri alınması diğer bir deyişle yapılan temyiz başvurusundan vazgeçme iradesini yansıtıp yansıtmadığına bakılmasının gerekeceği, iradenin açıkça yapılan temyiz başvurusundan vazgeçmeye yönelik olması hâlinde, temyiz davasının açılabilmesi için gerekli olan “istek” de ortadan kalkmış olacağından vazgeçilen bu temyiz davasından dolayı Yargıtayca temyiz incelemesinin yapılamayacağı, bu itibarla somut olayda sanık … müdafiinin temyiz isteminde bulunduktan sonra sanığın cezaevi aracılığıyla göndermiş olduğu dilekçede “Dosyamın ivedilikle onanmasını istiyorum .” şeklindeki dilekçesi ile asıl iradesinin temyizden vazgeçmek değil de açık ceza infaz kurumuna geçiş yapmak, daha fazla kapalı ceza infaz kurumunda kalmamak için dosyanın bir an önce sonuçlanmasına veya öncelikle incelenmesine yönelik olduğu, dilekçesinde temyizden vazgeçtiğine dair açık bir ibare yazmadığı gibi müdafisinin de bu yönde bir talebinin olmadığı anlaşılmakla bu husustaki tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
I-Sanıklar …, …, …, …, …, …, … hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin istinaf isteminin esastan reddi kararına yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde;
5271 sayılı CMK’nın 288. maddesinin ”Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.”, aynı Kanunun 294. maddesinin ”Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.” ve aynı Kanunun 301. maddesinin ”Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.” şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanıklar müdafii ile sanık …’in temyiz isteminin savunma hakkının kısıtlanması, iştirak iradesinin bulunmaması, lehe hükümlerin uygulanmaması, suçun vasfı, cezada şahsilik ilkesinin ihlali, suç kastı bulunmadığı ve eksik incelemeye yönelik olduğu belirlenerek anılan sebeplere yönelik yapılan incelemede;
Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Bölge Adliye Mahkemesinin takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
5271 sayılı CMK’nın 326/2. maddesi uyarınca birlikte işlenmiş suç nedeniyle mahkum edilmiş olan sanıkların sebebiyet verdikleri yargılama giderlerinden ayrı ayrı, ortak yargılama giderlerinden de paylarına düşen miktarda eşit olarak sorumlu tutulmaları gerektiğinin düşünülmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafii ile sanık …’in temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenlerle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından “sanıklardan eşit olarak” bölümün çıkarılması yerine, ” Sanıkların sebebiyet verdikleri yargılama giderlerinden ayrı ayrı sorumlu tutulmalarına ” cümlesinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin tebliğnameye uygun olarak DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
II-Sanık … hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin istinaf isteminin esastan reddi kararına yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
5271 sayılı CMK’nın 288. maddesinin ”Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.”, aynı Kanunun 294. maddesinin ”Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.” ve aynı Kanunun 301. maddesinin ”Yargıtay, yalnız bozulmasını istediği temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.” ve aynı Kanunun 301. maddesinin “Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.” şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık … müdafiinin temyiz isteminin kararın somut delile dayanmadığı, sanık … tarafından atfı cürüme dayalı somut beyanlara dayanıldığına yönelik olduğu belirlenerek anılan sebeplere yönelik yapılan incelemede;
Sanığın aşamalarda suçlamayı kabul etmemesi, sanığın isnat olunan suçu işlediğine dair mahkumiyetine yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı halde, beraati yerine sanık hakkında yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafiinin temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, CMK’nın 304/2-a maddesi gereğince dosyanın gereğinin ifası için Bakırköy 18. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesine, 23.06.2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.