Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2020/5985 E. 2021/2687 K. 18.02.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/5985
KARAR NO : 2021/2687
KARAR TARİHİ : 18.02.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazı da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-) Kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf etme suçunun oluşabilmesi için mal sahibinin, malın nerede olduğunu bilmemesi, o şeyin üzerinde tasarruf imkânının kalmamış bulunması ve failin mal edindiği şeyin yitirilmiş mallardan olduğu inancını taşıması gerektiği dikkate alındığında, sahibi bilinen malın ya da çok kısa bir araştırma ile malın sahibinin belirlenmesi imkanının olması halinde kaybolmuş veya hata sonucu ele geçirilmiş eşyadan söz edilemeyeceği; müştekinin, sanığın şoförlüğünü yaptığı taksiye bindiği, ticari takside seyahat ederken koltuğun üzerinde bıraktığı cep telefonunu almayı unutarak araçtan indiği, müştekinin araçtan iner inmez cep telefonunu araçta unuttuğunu fark ederek telefonunu aradığı , ancak telefonunun bir kaç kez çalmasından sonra kapatıldığı ve bir daha telefonuna ulaşamadığının anlaşıldığı somut olayda; araç sürücüsü sanığın, cep telefonunun müştekiye ait olduğunu bildiği ve cep telefonunun çalışır durumda olması nedeniyle çok kısa bir araştırma ile sahibini bulabilecek durumda olması karşısında; ticari taksiden unutulan suça konu telefonun, 5237 sayılı TCK’nın 160. maddesinde yer alan tanıma uygun şekilde malikinin zilyetliğinden çıkmış olduğu ya da hata sonucu ele geçirildiği kabul edilemeyeceğinden, sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 141/1 maddesine uyan hırsızlık suçunu oluşturduğu halde suçun hukuki nitelendirmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
2-) Hükümden sonra 02/12/2016 tarihinde 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine eklenen alt bendler arasında yer alan ve 5237 sayılı TCK’nm 160. maddesinde tanımı yapılan kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf suçunun uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı TCK’nın 7/2. maddesi uyarınca; “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise,
failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” hükmü de gözetilerek 6763 sayılı Kanunun 35. maddesi ile değişik CMK’nın 254. maddesi uyarınca aynı kanunun 253. maddesinde belirtilen esas ve usûle göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
3-) Sanık hakkında tekerrüre esas eski hükümlülükleri bulunduğu ve koşulları oluştuğu halde sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesinin uygulanmaması,
4-)TCK’nın 58. maddesinin 3. fıkrasında “tekerrür halinde sonraki suça ilişkin kanun maddesinde seçimlik olarak hapis cezasıyla adli para cezası öngörülmüşse hapis cezasına hükmolunacağı” ve aynı Kanunun 50. maddesinin 2. fıkrasında ise, “suç tanımında hapis cezası ile adli para cezasının seçenek olarak öngörüldüğü hallerde hapis cezasına hükmedilmişse bu cezanın artık adli para cezasına çevrilemeyeceği” düzenlenmesine aykırı olarak adli para cezasına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 18/02/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildiği.