Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2020/613 E. 2021/3371 K. 24.02.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/613
KARAR NO : 2021/3371
KARAR TARİHİ : 24.02.2021

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Yağma, Kasten basit yaralama
HÜKÜMLER : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Sanık … hakkında katılan …’e yönelik yağma ve mağdur …’e yönelik kasten basit yaralama, suçlarından kurulan mahkumiyet hükmünün incelenmesinde;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde, nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Oluş ve dosya içeriğine göre, suç tarihinde anne ve babasının yaşadığı eve giden sanığın, annesi olan katılan …’den para istemesi üzerine katılan tarafından kendisine verilen 20 TL parayı beğenmeyerek. “Daha fazla vereceksin vermezsen seni buracıkta öldürürüm” dediği, baba müşteki …’in oğlunu durdurmaya çalışması üzerine “O zaman sen ver” diyerek koluna ve bacaklarına vurmaya başladığı, anne katılanın araya girmesi üzerine yeniden katılana yönelerek vurmaya başladığı yere yatırarak göğsünün üstünde bulunan boyun cüzdanına elini sokmak suretiyle kalan 80 lirayı da alması şeklinde gerçekleşen olayda; özgülediği kastına göre sanığın, katılan ve mağdura yönelik eyleminin bir bütün halinde TCK’nin 149/1-d maddesinde anlamını bulan konutta tamamlanmış tek bir yağma suçunu oluşturmasına, babası olan müşteki …’e yönelik basit tıbbi müdahele ile giderilebilecek yaralama suçunun ise, (nitelikli) yağma suçunun unsuru olmasına rağmen, sanık hakkında hem TCK’nın 148/1. maddesinden, hem de TCK’nin 86/2, 86/3-a maddeleri kapsamında yaralama suçundan mahkûmiyet hükmü verilmiştir. Herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin değer azlığı indirimi de uygulanmamıştır.
TCK’nın “Daha az cezayı gerektiren hâl” başlıklı 150/2. maddesinde; “Yağma suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek ceza üçte birden yarıya kadar inidirilebilir.” denilmektedir.
Maddenin gerekçesinde ise; “Maddenin ikinci fıkrasında, yağma suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek cezada indirim yapılması gerektiği kabul edilmiştir.” açıklamasına yer verilmiştir.
TCK’nın 145. maddesiyle daha az ceza verilmesini gerektiren bir nitelikli hâl olarak “Değer azlığı”, hırsızlık suçu bakımından da suçun işleniş şekli ve özellikleri de göz önünde bulundurularak, ceza vermekten de vazgeçilebilir.” ibaresi ilâvesiyle- hüküm altına alınmış bir husustur.
Y.C.G.K.’nın 15.12.2009 günlü, 6/242-291 esas ve karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere, 5237 sayılı TCK’nın 145. (veya 150/2) maddelerinde veya gerekçelerinde “Daha çoğunu alabilme olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak az olan şeyi alma” koşulu yoktur. Elbette değerin az olmasına ilaveten, daha çoğunu alma olanağı varken daha azı alınmış ise; bu maddeler sanık lehine uygulanmalıdır. Ancak; her iki maddenin, yalnızca bu tanımlamayla sınırlandırılması da olanaklı değildir.
TCK’nın 145 veya 150/2. maddeleri uyarınca faile verilen cezada indirim yapılabilmesi için malın değerinin az olması kural olarak yeterli olup, suç ve cezada kanunilik ilkesi ile aleyhe kıyas ve yorum yasağı gereği, kanunda bulunmayan başka bir koşul ihdas edilemez.
Hâkim indirim oranını TCK’nın 3. maddesinde öngörüldüğü üzere “İşlenilen fiilin ağırlığıyla orantılı” olacak şekilde saptamalıdır.
TCK’nın 145 ve 150/2. maddelerinin uygulanmasında hâkime geniş bir takdir yetkisi tanınmış olup, TC Anayasası’nın 141/3, 5271 sayılı CMK’nın 34, 223, 230 ve 289. maddeleri uyarınca sözü edilen yetki kullanılırken, keyfiliğe kaçmadan, her somut olaya uygun, yasal ve yeterli gerekçe göstermek suretiyle açıklanmalı ve uygulama yapılmalıdır.
Öte yandan hâkim, TCK’nın 145 veya 150/2. maddeleriyle kendisine tanınan takdir yetkisini kullanırken, evrensel ceza hukuku prensiplerinden olan ve ceza kanunlarımızın hazırlanmasında esas alınan, kanunilik, belirlilik, orantılılık ve ölçülülük ilkeleri, kıyas ve aleyhe yorum yasağı ile mükerrer değerlendirme yasağına uygun bir değerlendirme yapmak zorundadır.
Bu açıklamalardan değer az ise, verilecek cezadan mutlaka indirim yapılmalıdır gibi bir anlam da çıkartılmamalıdır. Diğer bir anlatımla indirim yapıp yapmama hususu her somut olayda özenle değerlendirilmelidir.
Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun Dairemizce benimsenen içtihatları uyarınca; rögar kapağı, plaka, sürücü belgesi, kimlik belgesi ve bankamatik kartı gibi eşyaların hırsızlık suçuna konu olması halinde, ortaya çıkan tehlike veya bunların yeniden çıkartılması için sarf edilecek emek ve mesai vb.’de gözetilerek değer azlığı indirimi yapılmamalıdır.
Bu açıklamalardan sonra somut olay değerlendirildiğinde, suç tarihi, 06.05.2015, suç konusu 100 Türk lirasıdır. Katılan ve mağdur, sanığın annesi ve babasıdır. Suç tarihinde sanık 32 yaşında, işsiz, madde bağımlısı olması nedeniyle tedaviye muhtaç bir gençtir. Bütün bu hususlar paranın satın alma gücü ve ekonomik koşulları ile birlikte değerlendirildiğinde, sanığı verilen cezada değer azlığı indiriminin yapılması gerekir.
Açıklanan nedenlerle;
1- Sanığın, katılan ve mağdura yönelik eylemlerinin bir bütün halinde konutta tamamlanmış tek bir yağma suçunu oluşturması nedeniyle, yalnızca bir kez TCK’nin 149/1-d maddesi kapsamında nitelikli yağma suçundan mahkûmiyeti yerine, katılana yönelik TCK’nin 148. maddesinde öngörülen yağma, mağdura yönelik TCK’nin 86/2, 86/3-a maddesinde öngörülen kasten basit yaralama suçlarından ayrı ayrı mahkûmiyetine karar verilmesi,
2- Sanığa verilen cezadan değer azlığı nedeniyle 5237 sayılı TCK’nın 150/2. maddesiyle cezadan indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, O yer Cumhuriyet Savcısı ile sanık … ve müdafiisinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK’nın 307 (5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’un 326/son) maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkının korunmasına, 24.02.2021 tarihinde bozma ilamının (2) nolu bendi yönünden oy çokluğuyla, diğer yönlerden oy birliğiyle karar verildi.

KARŞI OY:

Dairemizin yerleşik içtihatları nazara alındığında 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 150. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen “Malın değerinin azlığı” nedeniyle cezadan indirim yapılabilmesi için yasa koyucunun amacı, suçun işleniş biçimi, olayın özelliği ve sanığın özgülenen kastı da gözetilmek suretiyle, daha çoğunu alabilme imkanı varken yalnızca gereksinimi kadar, değer olarak da gerçekten az olan şeylerin alınması, maddenin uygulanması veya uygulanmamasına ilişkin gerekçenin de kararda gösterilmesi gerekir.
Somut olayda katılan … ve müşteki …’in oğlu olan sanık …’in olay günü saat 10.50 sularında evde bulundukları sırada alkol alacağını belirterek katılan …’den para istediği, katılanın sanığa 20 TL verdiği, sanığın bu paranın yetmeyeceğini söyleyerek daha fazla para istemek suretiyle vermemesi halinde öldüreceğini söylediği, müşteki …’in engel olmaya çalışması üzerine sanığın müştekiyi evin dışına çıkararak koluna ve bacaklarına vurduğu, katılan …’nin araya girmesi üzerine onun da göğsüne vurarak daha fazla para vereceksiniz şeklinde sözler sarfettiği, hemen sonrasında katılanı yere yatırarak göğsünde bulunan cüzdanı zorla alarak cüzdandaki 80 TL kalan parayı da aldığının anlaşılması karşısında, suçun işleniş biçimi, olayın özelliği değerlendirildiğinde, sanığın özgülenen kastının mağdurun üzerindeki tüm parasını almaya yönelik olduğu anlaşıldığından TCK’nın 150/2. maddesinin uygulanma şartları oluşmadığı kanaatinde olduğumuzdan aksi yöndeki sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz.