YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/6871
KARAR NO : 2021/3537
KARAR TARİHİ : 01.03.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Hırsızlık, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Her ne kadar 6723 sayılı Kanun ile değişik 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete geçtiği 20.07.2016 tarihinden önce ilk derece mahkemelerinden verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1412 sayılı CMUK’un 305 ile 326. maddelerindeki temyiz hükümlerinin uygulanması gerektiği, anılan Kanunun 310. maddesi uyarınca bir haftalık temyiz süresinin geçerli olduğu anlaşılmakta ise de,
05.08.2017 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7035 sayılı Kanunun 21. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nın 291. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen ve bölge adliye mahkemelerinin kararlarına karşı yedi (7) gün olarak öngörülen temyiz süresinin on beş (15) gün olarak değiştirildiği, 5271 sayılı CMK’ya eklenen geçici 1. madde hükmüne göre de, 05.08.2017 ve sonrasında verilen (ilk derece ve istinaf ayırımı yapılmaksızın bütün) kararlar hakkında yeni temyiz sürelerinin uygulanması gerektiğinin belirtildiği, ceza muhakemesinde “Derhal Yürürlük İlkesi” nin geçerli olduğu, bu ilke uyarınca değişiklik aleyhe olsa bile yürürlüğe girdiği günden itibaren bütün vakıalarda uygulanması gerektiği, kaldı ki değişikliğin sanık lehine bir değişiklik olduğu, esasen yürürlükten kaldırılmakla birlikte 5320 sayılı Kanununun 8. maddesi dolayısıyla bir kısım kararlar yönünden yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 310. maddesi hükmünün bu değişiklikler karşısında “zımnen ilga” edildiğinin kabul edilmesi gerektiği düşüncelerinden hareketle temyiz süresinin on beş (15) gün olduğu belirlendiği,
Nihayet, tereddütleri ortadan kaldırmak amacıyla 7035 sayılı Kanuna eklenen geçici birinci maddesiyle; 5271 sayılı CMK’nın 291. maddesinde yapılan değişiklikler “Bu Kanunun (7035) yürürlüğe girdiği tarihte ve sonrasında verilen kararlar hakkında uygulanır” denilmek suretiyle doğrudan ya da istinaf sonrası ayrımı yapmaksızın bütün kararların yeni temyiz süresine, yani on beş (15) günlük temyiz süresine tabi olduğu açıkça vurgulanması karşısında, tebliğnamede sanık … müdafiinin talebi için red isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
1- Sanıklar … ve … hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
a- Olay günü sanıkların, müştekilerin işyerlerine aynı gün farklı saatlerde gelerek müşteki …’den 20 TL, müştekiler … ve …’den 100 TL tutarındaki paraları “tırnakçılık” sureti ile çaldıklarının anlaşılması karşısında; eylemin 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b maddesinde tanımlanan suçu oluşturduğu gözetilmeden aynı Kanunun 142/2-b maddesi ile uygulama yapılması,
b- Müşteki …’nin beyanında sanıklar ayrıldıktan sonra kasadaki 20 liranın eksik olduğunu söylemesi karşısında, sanıklar hakkında değer azlığına ilişkin TCK’nın 145/1. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar … ve … müdafiilerinin temyiz itirazları yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA,
2- Sanık … ve … hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde;
Diğer temyiz itirazlarının reddi ile;
Sanıkların, gerçek kişilere ait kimlik bilgilerini kullanarak şüpheli sıfatı ile ifade verdikleri ve haklarında soruşturma evrakının düzenlenmesine sebebiyet verdikleri, sanık …’ın kimlik bilgilerini verdiği … hakkında iddianame düzenlenmesine sebep olduğu ve dosya kapsamından sanıkların beyan ettiği kimlik bilgilerinin gerçek kişilere ait olduğu anlaşılmakla, sanıkların eylemlerinin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 268/1. maddesinde düzenlenen “başkasına ait kimlik yada kimlik bilgilerinin kullanılması” suçunu oluşturacağı gözetilmeden yazılı şekilde resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunmak suçundan hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafii ve … müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, sonuç ceza miktarı itibarı ile sanıkların kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 01.03.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.