YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/11550
KARAR NO : 2021/6630
KARAR TARİHİ : 05.04.2021
Hırsızlık ve resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan sanık … hakkında yapılan duruşma sonunda; mahkumiyetine ilişkin Edirne 2. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 25.06.2020 tarih 2015/189 Esas, 2020/186 Karar sayılı hükmün sanık vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 01.03.2021 gün 2020/6871 Esas, 2021/3537 Karar sayılı ilamı ile sanık hakkında kurulan hükümlerin bozulmasına karar verildiği, bu karara karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17.03.2021 tarih ve 2-2020/78464 sayılı yazısı ile özetle, sanık vekilinin hükmü yasal 7 günlük temyiz süresi geçtikten sonra 06.07.2020 tarihinde temyiz ettiğinden sanık … vekili tarafından yapılan temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği üzerine dosya Daireye gönderilmekle okunarak gereği görüşülüp düşünüldü:
TÜRK MİLLETİ ADINA
Her ne kadar 6723 sayılı Kanun ile değişik 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete geçtiği 20.07.2016 tarihinden önce ilk derece mahkemelerinden verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1412 sayılı CMUK’un 305 ile 326. maddelerindeki temyiz hükümlerinin uygulanması gerekliği, anılan Kanunun 310. maddesi uyarınca bir haftalık temyiz süresinin geçerli olduğu anlaşılmakta ise de.
05.08.2017 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7035 sayılı Kanunun 21. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nın 291. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen ve Bölge Adliye Mahkemelerinin kararlarına karşı yedi (7) gün olarak öngörülen temyiz süresinin on beş (15) gün olarak değiştirildiği, 5271 sayılı CMK’ya eklenen geçici 1. madde hükmüne göre de, 05.08.2017 ve sonrasında verilen (ilk derece ve istinaf ayırımı yapılmaksızın bütün) kararlar hakkında yeni temyiz sürelerinin uygulanması gerektiğinin belirtildiği, ceza muhakemesinde “Derhal Yürürlük İlkesi”nin geçerli olduğu, bu ilke uyarınca değişiklik aleyhe olsa bile yürürlüğe girdiği günden itibaren bütün vakıalarda uygulanması gerektiği, kaldı ki değişikliğin sanık lehine bir değişiklik olduğu, esasen yürürlükten kaldırılmakla birlikte 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi dolayısıyla bir kısım kararlar yönünden yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 310. maddesi hükmünün bu değişiklikler karşısında “Zımnen ilga” edildiğinin kabul edilmesi gerektiği düşüncelerinden hareketle temyiz süresinin on beş (15) gün olduğu belirlendiğinden 14.10.2019 tarihinde tebliğ edilen hükmü 24.10.2019 tarihinde temyiz eden katılan vekilinin temyiz isteminin süresinde olduğunun kabulünde herhangi bir isabetsizlik yoktur.
Nihayet, tereddütleri ortadan kaldırmak amacıyla 7035 sayılı Kanunla eklenen geçici birinci maddesiyle; 5271 sayılı CMK’nın 291. maddesinde yapılan değişiklikler “bu Kanunun (7035) yürürlüğe girdiği tarihte ve sonrasında verilen kararlar hakkında uygulanır” denilmek suretiyle doğrudan yada istinaf sonrası ayrımı yapmaksızın bütün kararların yeni temyiz süresine, yani on beş (15) günlük temyiz süresine tabi olduğu açıkça vurgulanmıştır.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında: Dairemizin anılan kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması nedeniyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17.03.2021 tarih ve 2-2020/78464 sayılı itiraz istemi yerinde görülmemiş olduğundan itirazın REDDİ ile 5271 sayılı CMK’nın 308/2. fıkrası uyarınca Dairemizin 01.03.2021 gün, 2020/6871 Esas, 2021/3537 Karar sayılı bozma kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kurulana GÖNDERİLMESİNE, 05.04.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.