YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/14157
KARAR NO : 2021/12107
KARAR TARİHİ : 22.06.2021
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇLAR : Nitelikli yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, kasten yaralama
HÜKÜMLER : Esastan reddi, düzeltilerek esastan reddi
Bölge Adliye Mahkemesi’nce verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
I-Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve kasten yaralama suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Hükmolunan cezaların miktarı ve türü gözetildiğinde, 5271 sayılı CMK’nın 286/2-a maddesi uyarınca, ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararlarının temyizi mümkün olmadığından, sanık müdafii ile katılan vekilinin temyiz itirazlarının 5271 sayılı CMK’nın 298. maddesi uyarınca tebliğnameye uygun olarakREDDİNE,
II- Sanık hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Sanık müdafii duruşmalı inceleme isteminde bulunmuş ise de; hükmolunan ceza miktarına göre 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’un 318. maddesi gereğince duruşmasız olarak yapılan incelemede;
5271 sayılı CMK’nın 288. maddesinin ”Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.”, aynı Kanunun 294. maddesinin ”Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.” ve aynı Kanunun 301. maddesinin ”Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.” şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz isteminin özetle sanığa ait telefonun suçun işlendiği yerde baz kaydı bulunmadığına, katılana ait adli tıp raporunun eylemi sanığın gerçekleştirdiğini göstermediğine, tanık …’ın beyanında belirttiği …’in gerçekte ölüp ölmediğinin araştırılmadığına, ses kaydı istenmesinin hukuka aykırı olduğuna, kime ait olduğu belli olmayan bir ses kaydının delil olarak kabul edilemeyeceğine, tanıklar …, … ve …’nin savunmayı destekler beyanlarına bozma öncesi dinlenmeleri talep edilmiş olmasına karşın isimleri zikredilmedeğinden dolayı itibar edilmediğine, savunma tanıklarının beyanlarının TİB kayıtları ile örtüştüğüne, %95 kesinlikle savunma ile örtüşür şekilde araç geçmediğini belirtir pts kayıtlarına itibar edilmediği gibi %5 oranında ihtimalin arıza ve elektrik kesintisisi durumundan kaynaklanabileceğinin suç tarihinde ise bu şekilde bir arıza yada kesinti olmadığının bildirilmiş olmasının lehe değerlendirilmediğine, katılanın iddiası dışına delil bulunmadığına, sanığın katılana 18 tapu devretmiş olmasına rağmen alacağı olmadığının kabul edilmiş olduğuna, dosyaya sunulan katılanın sanığa 150.00TL ödeme yaptığına dair evrakın dikkate alınmadığına, katılanın senet imzalatma iddiası olmasına karşın mahkemece senetlerin imzalatılmaya çalışıldığına dair kabulünün hatalı olduğuna, beyanlarının kararda belirtilmediğine, tanık …’ın dilenmediğine, kovuşturmanın genişletilmesi için taraflarına süre verilmediğini, katılanın dinlenmesi ve katılana soru sorma taleplerinin kabul edilmediğine, katılanın tefecilik yaptığına dair iddialarının araştırılmadığına, tapu ve faize ilişkin protokollerden katılana borçlu olunmadığının dikkate alınmadığına, katılanın sanığa ödünç para verdiğine, dosyada mevcut 30.12.2013 tarihli sözleşmeyi düzenleyerek ödünç paraya ilişkin faiz hesabını kağıda dökmüş olduklarının dikkate alınmadığına, terk edilen araçta sanığa ait ize rastlanmadığına, yönelik olduğu katılan vekilinin ise temyiz talebinin kazanılmış hakkın saklı tutulmasının hukuka aykırı olduğuna, alt sınırdan verilen cezanın sanık aleyhine bozulması gerektiğine yönelik olduğu belirlenerek anılan sebeplere yönelik yapılan incelemede;
Oluş ve dosya içeriğine göre, olay tarihinde sanığın katılana silah çekmek suretiyle zorla senet imzalatmaya çalıştığı katılanın direnmesi üzerine sanığın katılana silahla ateş etmek suretiyle yaraladığı ve katılana ait aracı alarak uzaklaşması şeklinde gerçekleşen olayda, sanık hakkında yağma suçundan kurulan hükümde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
Ayrıca dosyada CMK’nın 289. maddesinde sayılan hukuka kesin aykırılık hâllerinin herhangi birinin varlığı da tespit edilememiştir.
Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine göre, sanık hakkında yağma suçundan kurulan hükümde ileri sürülen temyiz sebebi yönünden bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, 5271 sayılı CMK’nın 302/1. maddesi uyarınca, sanık müdafii ile katılan vekilinin yerinde görülmeyen TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ ile tebliğnameye uygun olarak HÜKMÜN ONANMASINA, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na iadesine, 22/06/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.