YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/22109
KARAR NO : 2023/9079
KARAR TARİHİ : 06.03.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Basit yağma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 7035 sayılı Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerinin İşleyişinde Ortaya Çıkan Sorunların Giderilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 21 inci maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Cumhuriyet Başsavcılığının 17.03.2004 tarihli ve 2009/1962 iddianame numaralı iddianamesi ile sanık hakkında, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (765 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin birinci fıkrası, 503 üncü maddesi, 522 nci maddesi uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. … 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.04.2007 tarihli ve 2004/99 Esas, 2007/261 Karar sayılı kararı ile eylemin yağma suçunu oluşturabileceği, bu nedenle delilleri tartışma yerinin Ağır Ceza Mahkemesi olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiştir.
3. Görevsizlik kararı üzerine, … 7 Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.06.2010 tarihli ve 2007/165 Esas, 2010/225 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında basit yağma suçundan beraatine kararı verilmiştir.
4. … 7 Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.06.2010 tarihli ve 2007/165 Esas, 2010/225 Karar sayılı kararının, katılan vekili ve o yer Cumhuriyet Savcısı tarafından temyizi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 27.06.2016 tarihli ve 2015/2254 Esas, 2016/5597 Karar sayılı kararı ile,
“Suça konu 04/03/2003 vade tarihli 60.000.000.000.-TL bedelli bonoya istinaden katılanın anlatımlarını doğrulayacak şekilde aleyhine Pendik 3. Asliye Hukuk Mahkemesinden alınan ihtiyati haciz kararı ile başlatılan icra takibi, suça konu alacaklısı sanık …, borçlusu katılan … olan 28/02/2003 keşide, 04/03/2003 vade tarihli 60.000.000.000.-TL bedelli senet örneği; katılanın sanık adına Yapı Kredi Bankası aracılığı ile gönderdiği 4.000.000.000.-TL nakit ödeme belgesi, katılanın iddialarını doğrulayan ve görevli mahkemede dinlenen tanıklar S.B. ve F.A. ile görevli mahkemede çağrılmalarına rağmen davetleri takipsiz bırakılan ve dinlenilmeyen E.İ. ile E.T.’nin hazırlık aşamasında ve görevsiz mahkemedeki anlatımları dikkate alınmadan, sanık aleyhine icra takibi başlatan M.A. isimli şahsın sanık ve katılanla arasındaki hukuki ilişkilerinin niteliği konusunda bilgisine başvurulmadan, eksik soruşturma ve yetersiz gerekçe ile sanığın beraatine karar verilmesi,”
Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
5. Bozma üzerine, … 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.02.2018 tarihli ve 2016/356 Esas, 2018/35 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında basit yağma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 148 inci maddesi, 62 nci maddesi, uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları uyarınca hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
6. … 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.02.2018 tarihli ve 2016/356 Esas, 2018/35 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 24.02.2020 tarihli ve 2018/2942 Esas, 2020/761 Karar sayılı kararı ile basit yağma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün,
“Sanığa yüklenen yağma suçunun gerektirdiği cezanın alt ve üst sınırları bakımından hükmün açıklandığı 07.02.2018 tarihli oturumda, savunman bulundurulmaksızın hükümlülük kararı verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nin 150/3, 188/1, 289/3-e maddelerine aykırı davranılması ve böylece savunma hakkının kısıtlanması,”
Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
7. Bozma üzerine, … 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.07.2020 tarihli ve 2020/155 Esas, 2020/221 Karar sayılı kararı ile basit yağma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 148 inci maddesi, 62 nci maddesi, uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları uyarınca hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
8. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan,10.09.2021 tarihli ve 2020/155 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği;
1. Hükmün bozulmasına,
2. Vesaire
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Katılanın, sanığın asıl işletmecisi olduğu işletmede pazarlama müdürü olarak işe başladığı, işe başladıktan bir süre sonra sanığın teminat olarak katılandan senet talep ettiği, bu talebinin hukuki bir dayanağının bulunmadığı, katılanın kabul etmemesi üzerine katılana işini kaybedeceği yolunda baskı uygulamak suretiyle 60 milyar tutarında düzenlenen bono nitelikli senedi katılana imzalatarak alıkoyduğu, sonrasında bu senedi icraya koyacağına dair katılanı tehdit ederek 4 milyar TL para aldığı, 60 milyar tutarında senedi yırtıyormuş gibi yaparak başka bir senedi yırttığı ve 60 milyar tutarındaki senedi tanık M.A.’ya vererek katılan aleyhinde icra takibi yapılmasını sağladığı maddi vakıa olarak kabul edildiği anlaşılmıştır.
2. Dosya arasında alınan senedin icraya konulduğuna dair icra dosyası, ihtiyati haciz kararı ve katılanın sanığa 4 milyar TL tutarında para yatırdığına dair banka dekontu mevcuttur.
3. Sanığın tehdit ederek katılandan 60 milyar TL tutarında senet alması şeklinde sübut bulan eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 148 inci maddesinde tanımlanan yağma suçunu oluşturduğu kabul edilerek, 765 sayılı Kanun veya 5237 sayılı Kanun’un uygulamasının sanık lehine olup olmadığı tartışılmıştır.
IV. GEREKÇE
Katılanın, soruşturma aşamasındaki ifadesinde sanığın mağazasına mal vermesi sebebiyle sanık ile tanıştığını ve ticari dostlukları olduğunu, işlerinin kötü gitmesi sebebiyle sanığın kendisini işe aldığını ve işten attırma tehdidi ile sanığa 60 milyar tutarında senet verdiği ve teminat senedi olduğunu belirttiği, sanığın kendisinden ilk senedi vererek yeniden 60 milyar tutarından senet istediğini söylediği ve soruşturma aşamasında ikinci senedin verilme nedenini açıklamadığı gibi ayrıca bu senedin veriliş sebebi olarak herhangi bir tehdit ve cebir eyleminden bahsetmediği, yapılan ibranamenin ise 21.02.2003 tarihli olduğu, düzenlenen ikinci senedin ise 28.02.2003 tarihli olduğu, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 24.02.2020 tarihli ve 2018/2942 Esas, 2020/761 Karar sayılı kararına istinaden ifadesi alınan tanık M.A.’nın işleme konulan senet üzerinde cirosu olmadığını ve iş yerini uzun süre önce kapatması nedeniyle evrakların bulunmadığını ne katılanı ne de sanığı tanımadığını söylediği, cirosu bulunan sanığın alınan imza örnekleri ile yapılan karşılaştırma neticesinde sanığın eli ürünü olduğuna dair bir sonuç elde edilemediği, sanığın üzerine atılı yağma suçunnu işlediğine dair sadece katılanın imzası dışında delil elde edilemediği, senedin zorla ve tehditle alındığına dair de hiçbir delil bulunmadığı, sanığın bu nedenle savunmasının doğru kabul edilmesi gerektiği anlaşıldığından, “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gereğince sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken mahkûmiyet kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde yer alan nedenle … 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.07.2020 tarihli ve 2020/155 Esas, 2020/221 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname gerekçesine aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
06.03.2023 tarihinde karar verildi.