YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/22272
KARAR NO : 2023/9432
KARAR TARİHİ : 21.03.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli yağmaya teşebbüs
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 7035 sayılı Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerinin İşleyişinde Ortaya Çıkan Sorunların Giderilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 21 inci maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Silifke Cumhuriyet Başsavcılığının 27.06.2008 tarihli ve 2008/703 soruşturma sayılı iddianamesi ile; sanık … hakkında tehdit suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesi, 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi; yaralama teşebbüs suçundan aynı Kanun’ un 86 maddesinin ikinci fıkrası, 35 inci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. Silifke 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.11.2008 tarihli ve 2008/300 Esas, 2008/312 Karar sayılı kararıyla, sanığın eyleminin, 5237 sayılı Kanun’un 148 inci maddesi, 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentlerinde düzenlenen nitelikli yağma suçunu oluşturma ihtimaline binayen 5271 sayılı Kanun’un 3, 4 ve 5. maddeleri uyarınca mahkemenin görevsizliğine, dosyanın Silifke Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
3. Silifke Ağır Ceza Mahkemesinin 30.03.2009 tarihli ve 2009/88 Esas, 2009/99 Karar sayılı kararıyla, Asliye Ceza Mahkemesinin görevli olduğu belirtilerek mahkemenin görevsizliğine, olumsuz görev uyuşmazlığı oluştuğundan dosyanın Yargıtay ilgili dairesine gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 24.06.2010 tarihli ve 2010/510 Esas, 2010/5588 Karar sayılı kararı ile, Silifke Ağır Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararını kaldırarak dosyanın mahalline gönderilmesine karar verilmiştir.
5. Silifke Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.12.2011 tarihli ve 2010/290 Esas, 2011/449 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) ve (d) bentleri, 35 inci maddesi, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; nitelikli tehdit suçundan 5237 sayılı Kanun’ un 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
6. Silifke Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.12.2011 tarihli ve 2010/290 Esas, 2011/449 Karar sayılı kararının o yer Cumhuriyet Savcısının lehe ve sanık, sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 16.04.2019 tarihli ve 2016/3446 Esas, 2019/2503 Karar sayılı kararı ile;
” ….
Tamamı sözlü yargılamadan oluşan dosya kapsamına göre;
1- Yüklenen yağma suçunun kanun maddesinde öngörülen cezanın alt sınırına göre, hükmün tefhim olunduğu oturumda sanık …’in savunmanı bulundurulmaksızın cezalandırılmasına karar verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nin 150/3 ve 188/1. maddelerine aykırı davranılması,
2- Sanık …’in kovuşturma aşamasındaki savunmasında, mağdurun yanına ilk gittiğinde yanında bulunan şahsın tanık … olduğunu belirtmesi karşısında, mağdur … ile tanıklar …, …, …’in sanık … ile birlikte geldiğini söyledikleri kimliği belirsiz şahsın tanık … olup olmadığının tespiti bakımından adı geçen kişilerin aynı duruşmada bir araya getirtilip konu hakkında ayrıntılı beyanlarının alınıp, beyanlar arasında açık aykırılık ortaya çıkması halinde ise bu durumun usulüne uygun olarak giderilmesi sağlandıktan sonra usulüne uygun giderilip, iddia ve savunmanın bir bütün olarak değerlendirilip sonucuna göre sanık …’in eyleminin hukuki nitelendirilmesinin yapılması gerektiği düşünülmeden, eksik inceleme ile yetinilip yargılamaya devamla yerinde ve yeterli olmayan gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi,
…
4- Kabul ve uygulamaya göre de;
Sanıklar … ve … hakkında yağma suçundan hüküm kurulurken ayrıca sanıklar hakkında tehdit suçundan da mahkumiyet kararı verilmesi,
…
6- Sanıklar …, …, … (…), … hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün yasal sonucu olan 5237 sayılı TCK’nin 53/1.maddesinde öngörülen belirli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma tedbirlerinin, 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 gün, 2014/140-2015/85 Esas ve Karar sayılı kararına göre yapılan değişikliğin karar yerinde yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,”
Nedeniyle bozulmasına ve 5320 sayılı Yasanın 8 inci maddesinin birinci fıkrası yollamasıyla halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’ un 326 maddesinin son fıkrası uyarınca ceza miktarı yönünden sanığın kazanılmış hakkının korunmasına karar verilmiştir.
7. Silifke Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.10.2020 tarihli ve 2019/282 Esas, 2020/267 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanun’ un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a), (c), (d) bentleri, 35 inci maddesi, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 4 yıl 7 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
8. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 15.08.2021 tarihli ve 2020/116190 sayılı, 5271 sayılı Kanun’un 196 ncı maddesine aykırı davranılmak suretiyle savunma hakkının kısıtlandığı gerekçesiyle bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanığın Temyiz Sebepleri
1. Son duruşmaya çağrılmadan ve karar yüzüne okunmadan mahkumiyet kararı verilip savunma hakkının kısıtlandığına,
2. Beraat kararı verilmesi gerektiğine,
B. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebebi
Temyiz etme iradesine,
C. Vesaire
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Olay günü saat 11.00 sıralarında katılan …, Cumartesi pazarınde tezgah açtığı, yanına sanık … ile kimliği belirlenemeyen bir şahıs gelerek tezgahın içerisine girip tezgahın üzerindeki para kutusuna bakıp “ Bize para vereceksin lan” dedikleri, katılanın da “ Ne parası” demesi üzerine “ Sen bizimle nasıl konuşuyorsun, seni tezgahın altına alırız” dedikleri, kimliği belirlenemeyen şahsın belindeki satırı katılana göstererek tehdit bulunup küfür ettikleri ancak katılanın karşı duruşundan korkup olay yerinden kaçtıkları, 10 dakika sonra sanık … ve kimliği belirlenemeyen bir şahıs ile temyiz dışı sanık …’ in tekrar katılanın tezgahına geldikleri, temyiz dışı sanık …, katılanın kolundan tutup “Sen az bi gelsene” demesi üzerine katılanın yağ kestiği bıçağı sanıklara göstermesi üzerine sanıkların olay yerinden kaçtığı, 5 dakika sonra sanık … ile birlikte temyiz dışı sanıklar …, …, …, suça sürüklenen çocuk … ve kimliği belirlenemeyen şahısın tekrar gelip ellerindeki kırık şişeler, satır ve taşlarla katılana saldırdıkları ve küfür ettikleri, katılanın da elinde satır ile kendisine saldıran temyiz dışı suça sürüklenen çocuk …’e sandalye vurarak kendini savunduğu sonrada sanık … ve diğer şahısların olay yerinden kaçtığı anlaşılmıştır.
2. Silifke Devlet Hastanesince düzenlenen katılanın basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralandığına ilişkin adli muayene raporu dosya içerisinde mevcuttur.
3. Katılanın aşamalardaki tutarlı beyanlarda bulunduğu görülmüştür.
4. Tanıklar H.H.A., H.Ç., E.S., M.C., K.K., M.Ü.’ nün aşamalardaki özde değişmeyen, birbirleriyle ve katılanın iddiaları ile örtüşen beyanlarda bulunduğu dosya kapsamından anlaşılmıştır.
5. Sanığın, kolluktaki ilk savunmasında, kavga sebebinin katılanın, kardeşi temyiz dışı sanık …’yı sözlü tacizde bulunduğunu belirttiği, ancak Dairemizin bozma ilamından önce katılanın ve tanıklar H.H.A., H.Ç., E.S.’nin katılanın yanına sanık ile kimliği belirlenemeyen şahıs ile geldiğini belirtmesi nedeniyle yanındaki şahsın tanık S.Y. olduğu ve katılanla kuşburnu alımı konusunda tartıştıkları ve bu şekildeki savunmasının tanık S.Y. tarafından doğrulanması karşısında, Dairemizin bozma ilamı uyarınca tanık S.Y. ile tanıklar H.H.A., H.Ç., duruşmada yüzleştirildiği, tanıklar H.H.A., H.Ç., sanığın yanında gelen şahsın S.Y. olup olmadığını hatırlamadıkları şeklinde beyanda bulundukları, tanık S.Y’nin de bozmadan sonra ifadesinde daha önceki beyanından döndüğü gibi sanık …’in de kolluktaki ilk ifadesine dönerek kavga sebebini kardeşine sözlü taciz olarak açıkladığı anlaşılmıştır.
6. Katılanın, sanığı teşhis ettiğine ilişkin 10.02.2011 tarihli duruşma tutanağı dosya içerisinde bulunmaktadır.
7. Mahkemece, Hukukî Süreç başlığı altında (6) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verildiği ve gereğinin yerine getirildiği belirlenmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Tebliğnamede Belirtilen Görüş ve Sanığın Savunma Hakkının Kısıtlandığına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
Silifke Açık Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün 16.10.2020 tarihli ve 2020/3959 sayılı yazısına göre, sanığın 15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren yasa kapsamında Covid 19 iznine gönderilmesi sebebiyle cezaevinde olmadığından 20.10.2020 tarihli duruşmada (karar duruşması) hazır edilemeyeceğinin belirtilmiş olması karşısında, Tebliğnamedeki, bağışık tutulma talebi bulunmayan sanığın cezaevinden getirtilmeden hüküm kurularak 5271 sayılı Kanun’un 196. maddesine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlandığı yönündeki görüşüne iştirak edilmemiş ve sanığın bu yöndeki temyiz sebeplerinin reddine karar verilmiştir.
B. Sanığın Beraatine Karar Verilmesi Gerektiğine İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
Katılan aşamalardaki tutarlı beyanı, katılan beyanı ile uyumlu adlî muayene raporu, tanıklar H.H.A., H.Ç., E.S., M.C., K.K., M.Ü. beyanları ve Hukukî Süreç başlığı altında (6) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmı karşısında, sanığın eyleminin sabit olduğu belirlendiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
C. Vesaire Yönünden
1. Bozma öncesinde Silifke Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.12.2011 tarihli ve 2010/290 Esas, 2011/449 Kararı ile her ne kadar sanık hakkında kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesi uyarınca 2.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, o yer Cumhuriyet savcısı, sanık ve sanık müdafinin temyizi üzerine Dairemizin 16.04.2019 tarihli ve 2016/3446 Esas ve 2019/2503 karar sayılı ilamı ile ceza miktarının kesin olması nedeni ile reddine karar verilerek kesinleşen eylemin, nitelikli yağma suçunun unsurlarını oluşturduğu ayrıca yaralama suçundan ceza verilemeyeceği anlaşıldığından anılan suç yönünden kanun yararına bozma yoluna gidilmesi mümkün görülmüştür.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Silifke Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.10.2020 tarihli ve 2019/282 Esas, 2020/267 Karar sayılı kararında sanık ve müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık ve müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
21.03.2023 tarihinde karar verildi.