Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2021/22832 E. 2023/8838 K. 16.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/22832
KARAR NO : 2023/8838
KARAR TARİHİ : 16.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli yağma
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.06.2021 tarihli ve 2021/165 Esas, 2021/229 Karar sayılı kararı ile Yargıtay 6. Ceza Dairesinin, 30.03.2021 tarihli ve 2020/1417 Esas, 2021/1417 Karar sayılı bozma kararına karşı direnme kararı verildiği anlaşılmakla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 6763 sayılı Kanun’un 36 ncı maddesiyle değişik 307 nci maddesinin dördüncü fıkrası ile 6763 sayılı Kanun’un 38 inci maddesiyle 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 10 uncu maddesi uyarınca yapılan incelemede;

Mahkemece verilen direnme kararının; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin direnme kararını temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 7035 sayılı Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerinin İşleyişinde Ortaya Çıkan Sorunların Giderilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun’un 21 inci maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.03.2014 tarihli iddianamesi ile; suça sürüklenen çocuk hakkında yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 148 inci maddesinin birinci fıkrası ve 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.

2. Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.09.2014 tarihli ve 2014/85 Esas, 2014/172 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında yağma suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.

3. Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.09.2014 tarihli ve 2014/85 Esas, 2014/172 Karar sayılı kararının katılan vekili tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 14.02.2019 tarihli ve 2016/3439 Esas, 2019/1065 Karar sayılı kararı ile;
“1- Oluş ve dosya kapsamına göre; sanığın 13/08/2013 günü mağdurun yanına gelerek “Bana para lazım, karnım aç, dışarıda kalıyorum, para ver” dediği, mağdurun parası olmadığını söylemesi üzerine cebini yoklayarak cebren mağdurun 20 TL parasını aldığı anlaşılmakla, sanığın eyleminin yağma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,
2- Mağdura zorunlu vekil görevlendirilmesi nedeniyle 5271 sayılı CMK’nin 150/3, 234/2. maddeleri gereği zorunlu vekile ödenen avukatlık ücretinin yargılama gideri olarak sanığa yükletilmesine karar verilmek suretiyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/3-c maddesindeki düzenlemeye aykırı davranılması,”
Nedeniye bozulmasına karar verilmiştir.

4. Bozma üzerine Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.09.2019 tarihli ve 2019/68 Esas, 2019/395 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında yağma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 148 inci maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

5. Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.09.2019 tarihli ve 2019/68 Esas, 2019/395 Karar sayılı kararının suça sürüklenen çocuk ve müdafii tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 30.03.2021 tarihli ve 2020/1417 Esas, 2021/6346 Karar sayılı kararı ile;
“Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, uyulan bozmaya, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçun suça sürüklenen çocuk tarafından işlendiğini kabulde, nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Oluş ve dosya içeriğine göre; 13.08.2013 günü, süça sürüklenen çocuğun mağdurun yanına gelerek “bana para lazım, karnım aç, dışarıda kalıyorum, para ver” dediği, mağdurun parası olmadığını söylemesi üzerine, mağdurun üzerini arayarak 20 TL parasını alması, şeklinde gerçekleşen olayda; suça sürüklenen çocuğun mağdura yönelik yağma eyleminde, suça konu paranın suç tarihindeki değeri dikkate alınanarak değer azlığı indirimi uygulanmamıştır.
TCK’nın “Daha az cezayı gerektiren hâl” başlıklı 150/2. Maddesinde; “Yağma suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek ceza üçte birden yarıya kadar inidirilebilir.” denilmektedir.
Maddenin gerekçesinde ise; “Maddenin ikinci fıkrasında, yağma suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek cezada indirim yapılması gerektiği kabul edilmiştir.” açıklamasına yer verilmiştir.
TCK’nın 145. maddesiyle daha az ceza verilmesini gerektiren bir nitelikli hâl olarak “Değer azlığı”, hırsızlık suçu bakımından da suçun işleniş şekli ve özellikleri de göz önünde bulundurularak, ceza vermekten de vazgeçilebilir.” ibaresi ilâvesiyle- hüküm altına alınmış bir husustur.
Y.C.G.K.’nın 21.12.2010 günlü, 6-225/268, yine 15.12.2009 günlü, 6/242-291 esas ve karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere, 5237 sayılı TCK’nın 145. veya 150/2 maddelerinde veya gerekçelerinde “Daha çoğunu alabilme olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak az olan şeyi alma” koşulu yoktur. Elbette değerin az olmasına ilaveten, daha çoğunu alma olanağı varken daha azı alınmış ise; bu maddeler sanık lehine uygulanmalıdır. Ancak; her iki maddenin, yalnızca bu tanımlamayla sınırlandırılması da olanaklı değildir.
TCK’nın 145 veya 150/2. maddeleri uyarınca faile verilen cezada indirim yapılabilmesi için malın değerinin az olması kural olarak yeterli olup, suç ve cezada kanunilik ilkesi ile aleyhe kıyas ve yorum yasağı gereği, kanunda bulunmayan başka bir koşul ihdas edilemez.
Hâkim indirim oranını TCK’nın 3. maddesinde öngörüldüğü üzere “İşlenilen fiilin ağırlığıyla orantılı” olacak şekilde saptamalıdır.
TCK’nın 145 ve 150/2. maddelerinin uygulanmasında hâkime geniş bir takdir yetkisi tanınmış olup, TC Anayasası’nın 141/3, 5271 sayılı CMK’nın 34, 223, 230 ve 289. maddeleri uyarınca sözü edilen yetki kullanılırken, keyfiliğe kaçmadan, her somut olaya uygun, yasal ve yeterli gerekçe göstermek suretiyle açıklanmalı ve uygulama yapılmalıdır.
Öte yandan hâkim, TCK’nın 145 veya 150/2. maddeleriyle kendisine tanınan takdir yetkisini kullanırken, evrensel ceza hukuku prensiplerinden olan ve ceza kanunlarımızın hazırlanmasında esas alınan, kanunilik, belirlilik, orantılılık ve ölçülülük ilkeleri, kıyas ve aleyhe yorum yasağı ile mükerrer değerlendirme yasağına uygun bir değerlendirme yapmak zorundadır.
Bu açıklamalardan değer az ise, verilecek cezadan mutlaka indirim yapılmalıdır gibi bir anlam da çıkartılmamalıdır. Diğer bir anlatımla indirim yapıp yapmama hususu her somut olayda özenle değerlendirilmelidir.
Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun Dairemizce benimsenen içtihatları uyarınca; rögar kapağı, plaka, sürücü belgesi, kimlik belgesi ve bankamatik kartı gibi eşyaların hırsızlık suçuna konu olması halinde, ortaya çıkan tehlike veya bunların yeniden çıkartılması için sarf edilecek emek ve mesai vb.’de gözetilerek değer azlığı indirimi yapılmamalıdır.
Bu açıklamalardan sonra somut olay değerlendirildiğinde, suç tarihi, 13.08.2013, suç konusu 20 Türk lirasıdır. Bütün bu hususlar paranın satın alma gücü ve ekonomik koşulları ile birlikte değerlendirildiğinde, suça sürüklenen çocuğa verilen cezada değer azlığı indiriminin yapılması gerekir.
Açıklanan nedenlerle;

Suça sürüklenen çocuğa verilen cezadan değer azlığı nedeniyle 5237 sayılı TCK’nın 150/2. maddesiyle cezadan indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,”
Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

6. Bozma üzerine Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.06.2021 tarihli ve 2021/165 Esas, 2021/229 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında yağma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 148 inci maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz sebepleri; suça sürüklenen çocuk hakkında değer azlığı ve diğer lehe hükümlerin uygulanması gerektiği, vesaire ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. 13.08.2013 günü, suça sürüklenen çocuğun mağdurun yanına gelerek “bana para lazım, karnım aç, dışarıda kalıyorum, para ver” dediği, mağdurun parası olmadığını söylemesi üzerine, mağdurun üzerine arayarak zorla 20,00 TL parasını aldığı, suça sürüklenen çocuğun aşamalarda suçlamayı kabul etmediği, suç tarihinden başka bir tarihte sadece mağdurdan borç para istediğini savunduğu anlaşılmıştır.

2. Mağdur …’in aşamalarda tutarlı beyanlarda bulunduğu görülmüştür.

IV. GEREKÇE
Suça sürüklenen çocuğun, mağdur …’den zorla 20,00 TL para aldığı olayda, suç tarihi olan 13.08.2013 itibariyle paranın satın alma gücü ve günün ekonomik koşulları ile birlikte değerlendirildiğinde, suça sürüklenen çocuğa verilen cezada değer azlığı nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 150 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca indirim uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmuş, Mahkemenin direnme kararı yerinde görülmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.06.2021 tarihli ve 2021/165 Esas, 2021/229 Karar sayılı direnme kararı yerinde görülmediğinden, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 30.03.2021 tarihli ve 2020/1417 Esas, 2021/6346 Karar sayılı bozma kararının, oy birliğiyle DÜZELTİLMESİNE YER OLMADIĞINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 307 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince direnme kararını incelemek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE,

16.02.2023 tarihinde karar verildi.