Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2021/22857 E. 2023/8595 K. 09.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/22857
KARAR NO : 2023/8595
KARAR TARİHİ : 09.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli yağmaya teşebbüs
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 7035 sayılı Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerinin İşleyişinde Ortaya Çıkan Sorunların Giderilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 21 inci maddesi uyarınca temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Sanık hakkında … Cumhuriyet Başsavcılığının 21.05.2010 tarihli iddianamesiyle yağmaya teşebbüs suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 148 inci maddesinin birinci fıkrası, 35 inci ve 53 üncü maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

2. … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.10.2010 tarihli ve 2010/190 Esas, 2010/ 325 Karar sayılı kararı ile hukuki alacağın tahsili amacıyla tehdit suçundan 5237 sayılı Kanunun 150 inci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince 5 ay hapis ve 53 üncü maddesi ile hak yoksunluklarına dair hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilerek 5 yıl denetim süresi belirlendiği, kararının itiraz edilmeden 8.10.2010 tarihinde kesinleşmesinden sonra denetim süresi içerisinde 10.03.2012 tarihinde işlediği iftira suçundan … 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.02.2013 tarihli, 2012/1047 Esas, 2013/135 Karar sayılı kararı ile mahkumiyetine karar verildiğinin ihbar edilmesi üzerine … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 03.12.2014 tarihli ve 2014/321 Esas, 2014/371 Karar sayılı kararı ile sözkonusu hükmün aynen açıklanmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

3. Söz konusu hükmün sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 17.02.2021 tarihli ve 2019/2147 Esas, 2021/2735 Karar sayılı ilamı ile,
” .. Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hâkimler Kurulunun takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Olayın oluşu ve dosya kapsamına göre; katılanın dilekçesi ile aşamalarda alınan beyanlarında özetle; “sanığı pazarda stand açması nedeniyle tanıdığını, sanığın ağabeyi …’ya portakal işi yapmak için 1.500 TL para verdiğini, portakal işinin olmamasına rağmen parasını geri vermeyen …’un kendisini sürekli oyaladığını, sanığın da cep telefonundan arayıp tehdit ederek 1.000 TL para vermesini aksi taktirde “ananı avradını sinkaf ederim, seni sabaha çıkarmayacağım” diyerek tehdit ettiğini, herhangi bir borcunun ve husumetinin bulunmadığını” belirterek sanıktan şikayetçi olduğu; tanık …’ün aşamalarda alınan beyanlarında yakınanın beyanlarını doğrulayarak özetle, “…..’nın portakal işi yapacağından bahisle yakınandan 1.250,00 TL aldığını, paranın az gelmesi üzerine 300,00 TL daha istediğini, bu parayı yakınandan alıp …’a elden teslim ettiğini, …’un bu parayı geri vermediğini, Kartepe bölgesi pazarında bulundukları sırada sanık …’in yakınanı cep telefonundan arayıp”1.000,00 TL vereceksin vermezsen senin ananı avradını sinkaf edeceğim seni adamlarıma aldıracağım” diyerek tehdit ettiğini duyduğunu.. yakınandan arayan numarayı alıp kendisinin aradığında çıkan kişiye sen … mısın diye sorduğunu, … olduğunu söyleyen kişinin kendisine sen yakınanın yanındaki yaşlı adam mısın diyerek küfür ve tehditlerde bulunduğunu” beyan ettiği; buna karşılık sanığın aşamalarda alınan ifadelerinde özetle, “katılana fazla tanımadığını, ağabeyi ile birlikte ticaret yaptıklarını, aralarında anlaşmazlık çıkınca katılanın ağabeyine ulaşamayınca kendisini aradığını, tartıştıklarını tehdit etmediğini, para istemediğini, ağabeyi ile katılan arasındaki para anlaşmazlığının kendisi dışında olduğunu” savunduğu olayda; sanığa iftira etmesi için hiçbir sebep bulunmayan katılanın aşamalardaki değişmeyen ifadelerinde, sanıkla aralarında herhangi bir hukuki ilişki olmadığını ve borcununda bulunmadığına ilişkin beyanlarının tanık tarafından doğrulandığının; buna karşılık sanığın katılan ile ağabeyi arasında birlikte ticaretten kaynaklanan para anlaşmazlığının kendisinde dışında olduğunu savunduğunun, katılandan alacaklı olduğuna dair herhangi bir beyanda bulunmadığının anlaşılması karşısında; sanık …’nın yağmaya teşebbüs suçundan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yerinde ve yeterli olmayan gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi; 5320 sayılı Yasanın 8/1 inci maddesi aracılığı ile CMUK’un 326/son maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakkının korunmasına”
Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

4. Bozma üzerine … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.06.2021 tarihli ve 2021/71 Esas, 2021/201 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında yağmaya teşebbüs suçundan 5237 sayılı Kanun’un 148 inci maddesinin birinci fıkrası, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri gereğince 1 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası gereğince hapis cezasının 5 ay hapis cezası üzerinden infazına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri;
1. Suçun unsurlarının oluşmadığına, mahkumiyeti gerektir yeterli delil bulunmadığı suçun işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle beraat kararı verilmesi gerekirken mahkûmiyet kararı verilmesinin usule ve hukuka uygun olmadığına,
2. Lehe hükümlerin uygulanmamış olmasının da hukuka ve usule en önemlisi de vicdana aykırı olduğuna,
3. Vesaire
İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Katılanın, sanığın ağabeyi E.K. ile ortak şeklide portakal ticareti yapmak için anlaştıkları ve bu iş için 1.5000,00 TL verdiği ancak portakal işi olmadığı halde E.K.’nin parasını geri vermeyip kendisini sürekli oyaladığı, bu süreçte E.K.’nin kardeşi olan sanığın kendisinin kullandığı 0 536 451 xx xx nolu cep telefonu hattını suç tarihinden 15 gün önce tanık H.K. adına kayıtlı 0 541 814 xx xx numaralı cep telefonu hattından arayıp ana avratlı sinkaflı küfrederek, ” seni sabaha çıkarmayacağım bana da 1.000,00 TL vereceksin yoksa seni yaşatmam öldürürüm, aileni çoluk çocuğunu dağa kaldırırım” diyerek tehdit ettiği, katılanın Kartepe bölgesi pazarında bulunduğu sırada sanığın telefonla arayıp tehditle para istediğinde yanında bulunan arkadaşı tanık T.K.’nin de tanık olduğu anlaşılmıştır.

2. Katılan aşamalardaki değişmeyen ifadelerinde (1) nolu bentte belirtildiği gibi beyanda bulunmuştur.

3. Sanığın ifadelerinde, ağabeyi ile ticaret yapan katılanın aralarındaki anlaşmazlık nedeniyle ağabeyine ulaşamayınca telefonla kendisi aradığını tartıştıklarını ancak tehdit etmediğini, para istemediğini, aralarındaki para anlaşmazlığının kendisi dışında olduğunu savunmuştur.

4. Tanık T.K.’nin ifadelerinde mağdurun beyanlarıyla uyumlu ve destekleyen anlatımlarda bulunduğu anlaşılmıştır.

5. Kolluk tarafından düzenlenen 25.01.2010 tarihli tutanak ile mağdurun cep telefonunun sanığın kullandığı anlaşılan cep telefonu ile aradığına ilişkin iletişimin tespiti kayıtları dosya içerisinde mevcuttur.
6. Tanık H.K.’nin ise ifadesinde “katılanı tanımadığını, adına kayıtlı olan 0 541 814 xx xx telefonu kendisinin kullanmadığını eski komşusu olan sanık …’in ricası üzerine kendi kimliğiyle ona bir hat çıkardıklarını, sözkonusu hattın bu hat olabileceğini” beyan ettiği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
A. Beraat Kararı Verilmesi Gerektiğine İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden;
Katılanın aşamalardaki kararlı ve istikrarlı beyanlarının tanık T.K.’nin anlatımlarıyla desteklendiği, cep telefonu iletişim kayıtlarındaki arama kayıtlarının katılanın beyanlarıyla uyumlu olduğu, 25.01.2010 tarihli kolluk tutanağı, tanık H.K.’nin beyanları ve Hukuki Süreç başlığı altında (3) numaralaı paragrafında yer verilen Yargıtay bozma ilâmı ile mahkemece gösterilen gerekçeye göre sanığın eyleminin sabit olduğu belirlendiğinden usul ve kanuna uygun olduğu kabul edilen hükümde temyiz sebepleri yönünden, hukuka aykırılık bulunmamıştır.

B. Lehe Hükümlerin Uygulanması Gerektiğine İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden;
Sanık hakkında kurulan hükümde, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiri indirim sebebi uygulandığı, Seçenek yaptırımlar yönünden; 5237 sayıl Kanun’un “Kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar” başlıklı 50 nci maddesinin birinci fıkrasına göre “..suçlunun kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre..” Erteleme yönünden; 5237 sayılı Kanun’un “Hapis cezasının ertelenmesi” başlıklı 51 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde: “Suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması gerekir” şeklinde düzenlemeye yer verildiği, yine “hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması kurumu yönünden ise; 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin altıncı fıkrasının (b) bendinde ” Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması” şeklinde düzenlemelere yer verilmiştir. Somut olayda, sanık hakkında önceki hükümde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu kararın kesinleşmesinden sonra denetim süresi içerisinde yeniden suç işlemesi nedeniyle hükmün açıklanmasına karar verildiği. Bu karar sonrasında temyiz incelemesi yapılarak sanığın kazanılmış hakkı saklı tutularak bozma kararı verilmesi üzerine inceleme konusu hükmün kurulduğu anlaşıldığından, Mahkemece “Sanığın kişiliği, geçmişteki hali, daha önce HAGB verilmiş oluşu birlikte değerlendirildiğinde 5237 s.TCK 50, 51 ve CMK 231 inci maddelerinin uygulanmasına yer olmadığına” şeklindeki yerinde, yeterli ve kanuni gerekçeler ile lehe hükümlerin uygulanmamasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

C.Vesaire Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, bozmaya uyulduğu, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.06.2021 tarihli ve 2021/71 Esas, 2021/201 sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

09.02.2023 tarihinde karar verildi.