Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2021/23540 E. 2023/8752 K. 06.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/23540
KARAR NO : 2023/8752
KARAR TARİHİ : 06.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Yağma
HÜKÜM : Mahkûmiyet

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Cumhuriyet Başsavcılığının 15.06.2017 tarihli ve 2017/62715 Esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 148 inci maddesinin birinci fıkrası, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca kamu davası açılmıştır.

2. … 16. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.10.2017 tarihli ve 2017/286 Esas, 2017/203 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında yağma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 148 inci maddesinin birinci fıkrası, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve hükmedilen hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.

3. … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 20.12.2017 tarihli ve 2017/1703 Esas ve 2017/1758 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafiinin Temyiz Sebebleri
1. Yağma suçunun unsurlarının oluşmadığına,
2. Suç kastının bulunmadığına,
3. Etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına,
4. Teşebbüs hükümlerinin uygulanmasına,
İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Sanığın, yolda yürümekte olan mağdurun elindeki cep telefonunu almaya çalıştığı esnada, mağdurun telefonu vermek istememesi üzerine mağduru yere düşürüp sürükleyerek, başına tekme atmak suretiyle basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde başından yaraladığı ve mağdurun elindeki cep telefonunu alıp kaçmaya başladığı, bu sırada mağdurun bağırması üzerine çevredeki vatandaşların olaya dahil olup, sanığı kovalamaya başladığı ve tanık M.G’nin sıcak takibi ile sanığın yakalandığı, ele geçen cep telefonunun da mağdura teslim edildiği anlaşılmıştır.

2. Dosya içerisinde bulunan 01.06.2017 tarihli CD izleme tutanağının içeriğine göre olay anının bir kısmının kameraya yansıdığı görülmüştür.

3. Mağdur hakkında alınan doktor ve adli tıp kurulu raporlarına göre basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde yaralandığının tespit edildiği anlaşılmıştır.

4. Sanığın mağdur tarafından teşhis edildiği ve buna ilişkin teşhis tutanağının dosya içerisinde mevcut olduğu görülmüştür.

5. Tanık M.G.’nin ifadesi dosya içerisinde mevcuttur.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı belirlenmiştir.

IV. GEREKÇE
A. Yağma suçunun unsurları yönünden;
5237 sayılı Kanun’un 148 inci maddesinin birinci uyarınca; kişinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştirileceği ya da malvarlığı bakımından büyük bir zarara uğratılacağından bahisle tehdit edilerek veya cebir kullanılarak bir malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakılması yağma suçunu oluşturur. Suç, anılan değerlere yönelik bir saldırı gerçekleştirileceğinden bahisle tehdit veya cebir kullanılmak suretiyle gerçekleşir. Hâl böyle olunca mağdurun olaydan hemen sonra alınan beyanı ve bunu doğrulayan hastane ve adli tıp raporuna göre sanığın mağdurun elindeki cep telefonun zorla almaya yönelik eyleminin yağma suçunu oluşturduğu anlaşılmış ve hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

B. Suç kastı yönünden
Mağdurun alınan doktor raporuna, sanığın 15.09.2017 tarihli savunması ve tüm dosya içeriğine göre, sanığın mağdurun elindeki cep telefonunu zorla almaya yönelik eyleminin yağma kastıyla hareket ettiği kabul edilerek kurulan hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

C. Etkin Pişmanlık Yönünden
Sanığın mağdurun cep telefonu zorla alıp kaçmaya çalıştığı sırada yakalandığı suça konu cep telefonu vatandaşlar tarafından mağdura iade edildiği dikkate alındığında, sanığın pişmanlık duyup rızaî iadesi söz konusu olmadığından etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmamasında hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

D. Teşebbüs Yönünden
Sanığın, yolda yürümekte olan mağdurun elindeki cep telefonu almaya çalıştığı esnada mağdurun telefonu vermek istememesi üzerine mağduru yere düşürüp sürükleyerek başına tekme atmak suretiyle basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde başından yaraladığı ve mağdurun elindeki cep telefonunu alıp kaçtığı olayda; sanığın mağdurun direncini kırarak suça konu eşya üzerinde tasarruf olanağını ortadan kaldırarak zilyetliğine son verdiği, suçun da bu şekilde tamamlandığının anlaşılması karşısında sanık hakkında tamamlanmış yağma suçundan hüküm kurulmasından hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İsanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 20.12.2017 tarihli ve 2017/1703 Esas, 20171758 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ile re’sen incelenmesi gereken konular ve 5271 sayılı Kanun’un 288 inci ve 289 uncu maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 16. Ağır Ceza Mahkemesine Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

06.02.2023 tarihinde karar verildi.

(Karşı Oy)

(Karşı Oy)

K A R Ş I O Y

Yağma suçu, 765 sayılı Kanun ile neticesi harekete bitişik olarak kabul edilmiş iken 5237 sayılı Kanun ile bu kavram terk edilmiş yerine neticeli suçlar kavramı getirilmiştir. Hırsızlık suçuna dair kanun gerekçesinde “almak fiilinden maksat, suçun konusunu oluşturan mal üzerinde mağdurun zilyetliğine son verilmesi, mağdurun suç konusu eşya üzerinde zilyetlikten doğan tasarruf haklarını kullanmasının olanaksız hale gelmesidir. Tasarruf olanağı ortadan kaldırılınca suçta tamamlanır.” denmiş iken yağma suçuna dair gerekçede “malın teslim edilmesi veya alınması, suçun konusunu oluşturan mal üzerinde mağdurun zilyetliğine son verilmesini, mağdurun bu eşya üzerinde zilyetlikten doğan tasarruf haklarını kullanmasının olanaksız hale gelmesini ifade eder.” şeklinde hırsızlık suçu ile aynı gerekçeye yer vermiştir. Yağma suçun da suç konusu malvarlığı üzerinde failin hakimiyet kurduğu anda suç tamamlanacaktır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ile “Neticesi Harekete Bitişik Suç” veya “Neticesi Hareketten Ayrı Suç” şeklindeki klasik suç teorisi anlaşıyından vazgeçilmiştir. Bknz: Özgenç, TCK Genel Hükümler, 16. Bası, Sayfa 190) Zilyet her türlü gasp ve saldırıyı kuvvet kullanarak defedebileceği gibi bu yetkinin yeri geldiğinde olaya dahil olan kişilerce de kullanılmasında hukuksal bir engel bulunmamaktadır.
5
237 sayılı Kanun’a göre hırsızlık ve yağma suçlarının tamamlanmasında mal üzerinde zilyetliğin son verilmesi, mağdurun suçu konu eşya üzerinde zilyetlikten doğan tasarruf haklarını kullanmasının olanaksız hale gelme şartı aranmıştır. Bu tasarruf ortadan kaldırılınca suçun tamamlanacağı öngörülmüştür. Dolayısıyla 5237 sayılı Kanun’un 35 inci maddesinde düzenlenen teşebbüs hükümleri yönünden kanun koyucu hırsızlık ve yağma suçları farklı bir düzenlemeye yer vermemiştir.
Somut olaya gelince, sanık mağdurun elindeki cep telefonunu zorla aldıktan sonra mağdurun bağırması üzerine harekete geçen vatandaşlar tarafından kesintisiz takip sonucunda yakalanmış ve bu yolla ele geçen suça konu cep telefonu mağdurun tam hakimiyeti alanından çıkmadan çevredeki vatandaşlar tarafından sanıktan alınıp mağdura teslim edilmiştir. Hal böyle olunca sanık eylemini elinde olmayan nedenlerle tamamlayamamış ve suç teşebbüs aşamasında kalmıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle, sanığın tamamlanmış yağma suçundan mahkûmiyet kararının bozulması gerektiği görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluğun Bölge Adliye Mahkemesinin Esastan Red kararının onanmasına dair görüşlerine katılmıyoruz.