YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/23762
KARAR NO : 2023/9728
KARAR TARİHİ : 03.04.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Nitelikli yağma
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Karabük Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/4642 soruşturma numaralı ve 10.07.2015 tarihli iddianamesi ile sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 58 inci maddesi uyarınca cezalandırılmaları talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. Karabük Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.11.2017 tarihli ve 2015/182 Esas, 2017/175 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c), (d) bentleri, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları ve 58 inci maddesi uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
3. … Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 19.04.2018 tarihli ve 2018/396 Esas, 2018/775 Karar sayılı kararı ile, sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik o yer Cumhuriyet savcısı, sanıklar …, … ve sanıklar müdafilerinin istinaf başvurularının, “Velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerine ilişkin haklardan yoksunluğun 5237 sayılı TCY.nın 53/3. maddesi uyarınca yalnızca kendi alt soyundaki kişiler bakımından koşullu salıverilmeyle sona ereceği gözetilmeden, anılan hakların yönelik olduğu kişiler bakımından bir ayrım yapılmadan, sanıkların aynı Yasanın 53/1-c maddesinde yazılı haklardan koşullu salıverilmesine kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi hukuka aykırı bulunarak sanıklar hakkında 5237 sayılı yasanın 53 maddesine göre hak yoksunluklarına hükmolunduğu parağraftaki paranteze alınmış kısmın başına “kendi alt soyları üzerindeki” ibaresi yazılmak suretiyle”, düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık … Müdafiinin Temyiz İstekleri
Mağdurun soyut beyanı dışında mahkumiyete yeterli somut delil bulunmadığına, suçun unsurlarının oluşmadığına, şüpheden sanığın yararlanması gerektiğine, kararın usul ve yasaya aykırı olduğundan bozulması gerektiğine,
B. Sanık … Eser Müdafiinin Temyiz İstekleri
1. Diğer sanık …’ın, suçu tek başına işlediğini ikrar etmesi nedeniyle sanık …’un suçu işlemediğine, suçun unsurlarının oluşmadığına, katılana yönelik cebir ve tehdit kullanıldığına dair delil bulunmadığına, kararın bozularak sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine,
2. Verilen cezanın gerekçesiz olduğuna ve gerekçesiz olarak en üst hadden cezanın tayin edildiğine, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi ile yasal ve takdiri indirim hükümlerinin uygulanmadığına,
C. Sanık … Müdafiinin Temyiz İstekleri
1. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğundan bozulması gerektiğine, sanığın suçu işlemediğine, suçun unsurlarının oluşmadığına, katılana yönelik cebir ve tehdit kullanıldığına dair delil bulunmadığına,
2. Verilen cezanın gerekçesiz olduğuna ve gerekçesiz olarak en üst hadden cezanın tayin edildiğine, yasal ve takdiri indirim hükümlerinin uygulanmadığına,
D. Sanık … Müdafiinin Temyiz İstekleri
1. Usul ve yasaya aykırı olan kararın bozularak sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine, sanığın suçu işlemediğine, suçun unsurlarının oluşmadığına, katılana yönelik cebir ve tehdit kullanıldığına dair delil bulunmadığına, şüpheden sanığın yararlanması gerektiğine,
2. Atılı suç kabul edilmemekle birlikte ceza verilmesi halinde kasten yaralama suçunun sübut bulduğuna,
E. Sanık … Müdafiinin Temyiz İstekleri
1. Diğer sanık …’ın, suçu tek başına işlediğini ikrar etmesi nedeniyle sanık …’nin suçu işlemediğine, suçun unsurlarının oluşmadığına, katılana yönelik cebir ve tehdit kullanıldığına dair delil bulunmadığına, kararın bozularak sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine,
2. Atılı suç kabul edilmemekle birlikte ceza verilmesi halinde hırsızlık ve kasten yaralama suçlarının sübut bulduğuna,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Katılanın cezaevinde A-25 koğuşuna gelmesi üzerine aynı koğuşta bulunan sanıkların hep birlikte katılanı bahçede dövüp, içeride de katılana ait nar, kivi, deterjan, fındık, şekerleme ve şapkayı zorla alıp paylaştıklarının, kabul edildiği anlaşılmıştır.
2. Katılanın basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralanmasını gösterir 13.02.2014 tarihli adli muayene raporu, dava dosyasında mevcuttur.
3. Karabük T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nca tanzim edilen 13.02.2014 tarihli tutanak, dava dosyasında mevcuttur.
4. Sanıklar savunmasında atılı suçu kabul etmemişlerdir.
5. Tanıklar T. G. ve S.S’ nin katılan beyanı ile uyumlu anlatımları, dava dosyasında mevcuttur.
6. Karabük T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nun 17.10.2017 tarihli ve 2017/49530 sayılı yazıları ile katılanın, kurum iç ve dış kantininden 2014 yılı Ocak ve Şubat döneminde almış olduğu malzemeleri gösterir kantin fişi ve reddiyat makbuzları, dava dosyasında mevcuttur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulaması dışında, bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Yağma suçları 5237 sayılı Kanun’un 148, 149 ile 150 nci maddelerinde düzenlenmiştir. Yağma, başkasının zilyetliğindeki taşınabilir malı zilyedinin rızası olmadan faydalanmak amacıyla cebir ve tehdit ile yarar sağlamak maksadıyla alınmasıdır. 5237 sayılı Kanun’un 148 inci maddesinin birinci fıkrasında yağma suçunun temel şekli, ikinci fıkrasında senet yağması, üçüncü fıkrasında cebir karinesine yer verilmiştir. 5237 sayılı Kanun’un 149 uncu maddesinde yağma suçunun nitelikli halleri düzenlenmiştir. 5237 sayılı Kanun’un 150 nci maddesinde hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amaçlı yağma ile değer azlığı yaptırıma bağlanmıştır.
Zilyedin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla olduğu yerden alınması hırsızlık suçunu oluşturur.
Yağma suçu, hırsızlığın zor kullanılmak suretiyle gerçekleştirilme halidir.
Cebir veya tehdit, ”yaşam hakkı, vücut dokunulmazlığı, cinsel dokunulmazlık ve malvarlığı hakkı” şeklindeki hukuki değerlere yönelik olmalıdır.
Yağma icrai kuvvetle işlenebilen bir suç tipidir. Kullanılan cebir ve tehdidin, kişinin malı teslim etmeye veya alınmasına ses çıkarmamasına elverişli olması gerekir.
Cebir-şiddet, mağduru, men ederek ve zorlayarak, failin istediği davranışa sokacak fiillerdir.
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; katılanın beyanı, sanıklar ve tanık beyanları, katılana ait adli rapor, Karabük T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nca tanzim edilen tutanak, kantin fişi ve reddiyat makbuzları ile dosya içerisinde mevcut diğer tutanak ve belgeler ile mahkemece gösterilen gerekçeye göre, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, suçun unsurlarının oluştuğu, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, kararın usul ve kanuna uygun olduğu kabul edilen hükümlerde, bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Ancak;
5237 sayılı Kanun’un “Daha az cezayı gerektiren hâl” başlıklı 150 nci maddesinin ikinci fıkrasında; “Yağma suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek ceza üçte birden yarıya kadar indirilebilir.” denilmektedir.
Maddenin gerekçesinde ise; “Maddenin ikinci fıkrasında, yağma suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek cezada indirim yapılması gerektiği kabul edilmiştir.” açıklamasına yer verilmiştir.
5237 sayılı Kanun’un 145 inci maddesiyle daha az ceza verilmesini gerektiren bir nitelikli hâl olarak “Değer azlığı”, hırsızlık suçu bakımından da suçun işleniş şekli ve özellikleri de göz önünde bulundurularak, ceza vermekten de vazgeçilebilir.” ibaresi ilâvesiyle hüküm altına alınmış bir husustur.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun (YCGK) 15.12.2009 tarihli, 6/242-291 Esas ve Karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere, 5237 sayılı Kanun’un 145 inci maddesi veya 150 nci maddesinin ikinci fıkrasında ve gerekçelerinde “Daha çoğunu alabilme olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak az olan şeyi alma” koşulu yoktur. Elbette değerin az olmasına ilaveten, daha çoğunu alma olanağı varken daha azı alınmış ise; bu maddeler sanık lehine uygulanmalıdır. Ancak; her iki maddenin, yalnızca bu tanımlamayla sınırlandırılması da olanaklı değildir.
5237 sayılı Kanun’un 145 inci maddesi veya 150 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca faile verilen cezada indirim yapılabilmesi için malın değerinin az olması kural olarak yeterli olup, suç ve cezada kanunilik ilkesi ile aleyhe kıyas ve yorum yasağı gereği, kanunda bulunmayan başka bir koşul ihdas edilemez.
Hâkim indirim oranını aynı sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinde öngörüldüğü üzere “İşlenilen fiilin ağırlığıyla orantılı” olacak şekilde saptamalıdır.
5237 sayılı Kanun’un 145 inci maddesi ve 150 nci maddesinin ikinci fıkrasının uygulanmasında hâkime geniş bir takdir yetkisi tanınmış olup, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 5271 sayılı Kanun’un 34, 223, 230 ve 289 uncu maddeleri uyarınca sözü edilen yetki kullanılırken, keyfiliğe kaçmadan, her somut olaya uygun, yasal ve yeterli gerekçe göstermek suretiyle açıklanmalı ve uygulama yapılmalıdır.
Öte yandan hâkim, 5237 sayılı Kanun’un 145 inci maddesi veya 150 nci maddesinin ikinci fıkrasıyla, kendisine tanınan takdir yetkisini kullanırken, evrensel ceza hukuku prensiplerinden olan ve ceza kanunlarımızın hazırlanmasında esas alınan, kanunilik, belirlilik, orantılılık ve ölçülülük ilkeleri, kıyas ve aleyhe yorum yasağı ile mükerrer değerlendirme yasağına uygun bir değerlendirme yapmak zorundadır.
Bu açıklamalardan değer az ise, verilecek cezadan mutlaka indirim yapılmalıdır gibi bir anlam da çıkartılmamalıdır. Diğer bir anlatımla indirim yapıp yapmama hususu her somut olayda özenle değerlendirilmelidir.
Nitekim YCGK’nın dairemizce benimsenen içtihatları uyarınca; rögar kapağı, plaka, sürücü belgesi, kimlik belgesi ve bankamatik kartı gibi eşyaların hırsızlık suçuna konu olması halinde, ortaya çıkan tehlike veya bunların yeniden çıkartılması için sarf edilecek emek ve mesai vb. de gözetilerek değer azlığı indirimi yapılmamalıdır.
Bunun gibi kasten öldürme, kasten öldürmeye teşebbüs, cinsel istismar gibi ağır suçların yağma ile birlikte işlenmesi hallerinde değer azlığı indiriminin yapılmaması hukuka, vicdana ve adalete de uygun olacaktır.
Bu açıklamalardan sonra somut olay değerlendirildiğinde, sanıkların katılanı darp edip cezaevi koğuşunda bulunan katılana ait nar, kivi, deterjan, fındık, şekerleme ve şapkayı almaları karşısında, suç tarihi olan 13.02.2014 itibarıyla paranın satın alma gücü ve günün ekonomik koşulları ile birlikte değerlendirildiğinde, sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan hüküm kurulması sırasında değer azlığı nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 150 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi nedeniyle hükümde, bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanıklar müdafilerince öne sürülen temyiz sebepleri ile re’sen incelenmesi gereken konular yönünden temyiz istemleri yerinde görüldüğünden … Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 19.04.2018 tarihli ve 2018/396 Esas, 2018/775 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Karabük Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
03.04.2023 tarihinde karar verildi.