Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2021/23799 E. 2023/9449 K. 22.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/23799
KARAR NO : 2023/9449
KARAR TARİHİ : 22.03.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇLAR : Nitelikli yağma, kişi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi

Kişi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin olarak ise İlk Derece Mahkemesince hükmolunan cezaların tür ve miktarları ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararı nazara alınarak 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer verilen “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanıklar müdafiinin temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.

İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine, nitelikli yağma suçuna ilişkin olarak Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerinin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı; belirlenerek yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Sanıklar müdafinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü;

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Cumhuriyet Başsavcılığının 05.06.2017 tarihli ve 2017/1610 iddianame numarası ile sanıklar hakkında nitelikli yağma ve kişi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-a-c, 37/1, 109/2-3-a.b-4, 37, 53. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

2. … 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 07.12.2017 tarihli ve 2017/311 Esas, 2017/461 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Kanunun 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a), (c), bendleri ve 62 nci maddesi uyarınca 8 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluklarına, 5237 sayılı Kanunun 109 uncu maddesinin ikinci ve üçüncü fıkrasının (a), (b), bendleri ve 62 nci maddesi uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluklarına, karar verilmiştir.

3. … Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi 27.04.2018 tarihli ve 2018/1005 Esas, 2018/1034 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanıklar ve müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanıklar Müdafiinin Temyiz Sebepleri;
1. Yağma suçunun unsurlarının oluşmadığına,
2. 5237 sayılı Kanunun 150. maddesinin uygulanması gerektiğine,
3. Eksik inceleme ile karar verildiğine

B.Sanık … Müdafiinin Temyiz Sebepleri;
1. 5237 sayılı Kanunun 150. Maddesinin uygulanması gerektiğine,
2. Eksik inceleme ile karar verildiğine,
İlişkindir

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Katılan …’in sanık …’a 17.000,00 TL borcunun bulunduğu, sanık …’in katılandan alacağını birkaç kez istediği ancak katılanın işleri bozulunca sanığa borcunu ödeyemediği, olay tarihinde sanıklar … ve …’un sanık …’ın kullandığı araçla katılanın ikamet ettiği evin yakınlarında katılan ile karşılaştıkları, sanıkların çay içmeye gitmeyi teklif ederek katılanı araca davet ettikleri, katılanın sanıkların aracına binmesi üzerine sanık …’in arabada bulunan bıçağı katılanın boğazına dayadığı ve sanıkların katılanı rızası dışında Demirtaş Mahallesi Yasemin Parkı civarına götürdükleri, sanık … katılanın boğazına bıçak dayayarak cebinden çıkardığı imza kısmı boş olan diğer kısımlarını daha önceden doldurmuş olduğu borçlusu … alacaklısı … olan 120.000,00 TL bedelli bonoyu katılana zorla imzalattığı, bir müddet sonra katılanın araçtan inerek senedi alarak kaçmaya çalıştığı, sanıklar katılanı darp ederek arabaya bindirmeye çalıştıkları ancak katılanın kaçarak olay yerinden uzaklaştığının kabul edildiği görülmüştür.

2. Sanık …, katılan ile ticaret yaptıklarını bu sebeple toplamda 120.000,00 TL katılandan alacağı olduğunu beyan etmiş, katılanın kendi rızası ile seneti imzaladığını, kendisinin bıçak dayamadığını atılı suçlamayı kabul etmediğine ilişkin beyanları mevcuttur. Sanık …’ın da suçlamayı kabul etmediğine ilişkin beyanları bulunmaktadır.

3. Dosyada mevcut 19.03.2017 tarihli tutanağa göre, katılanın beyan ettiği bıçağın ve senedin polisler tarafından sanık …’e sorulduğunda kendisinin çıkarıp verdiği görülmüştür.

4. … Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 29.05.2017 tarihli ve 2017/5883 sayılı raporunda, katılanda oluşan mevcut lezyonlara neden olan yaralanmanın, şahsın yaşamını tehlikeye sokmadığı, basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olduğunun bildirildiği anlaşılmaktadır.

5. Katılanın aşamalarda sanık … ile ticari ilişki yaptıklarını kar payı anlaşması olduğunu ancak sanığın iddia ettiği tutarda borcunun bulunmadığını beyan ettiği görülmüştür.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Yağma suçları 5237 sayılı Kanun’un 148, 149 ile 150 nci maddelerinde düzenlenmiştir. Yağma başkasının zilliyetliğindeki taşınabilir malı zilliyetin rızası olmadan faydalanmak amacıyla cebir ve tehdit ile yarar sağlamak maksadıyla alınmasıdır.

5237 sayılı Kanun’ un 148 inci maddesinin birinci fıkrasında yağma suçu temel şekli, ikinci fıkrasında senet yağması, üçüncü fıkrasında cebir karinesine yer verilmiştir. 5237 sayılı Kanun’un 149 uncu maddesinde yağma suçunun nitelikli halleri düzenlenmiştir.

5237 sayılı Kanun’ un 150 nci maddesinde hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amaçlı yağma ile değer azlığı yaptırıma bağlanmıştır. 5237 sayılı Kanun’un 150 nci maddesinin birinci fıkrasında; yağma suçunun bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla işlenmesi halinde faile yalnızca tehdit ve/veya yaralama suçundan ceza verileceği öngörülmüştür. Bu şekilde de daha az cezayı gerektirir nitelikli hal olarak düzenlenmiştir.

5237 sayılı Kanun’ un 150 nci maddesinin birinci fıkrasında, bir hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla denildiğinde bu nitelikli hal uygulanabilmesi için; öncelikle ortada failin mağdura yönelik bir alacak hakkı bulunması, alacağın hukuken korunan ve geçerli hukuki ilişkiye dayanması, yağma eyleminin de hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla işlenmesi gerekir.

Anılan açıklamalar ışığında somut olayımıza gelince; sanık … ile katılan arasında araba alışverişli yapılarak kar marjı verilmesi konusunda ticaret olduğunun taraflarca da kabul edildiğinin görüldüğü, sanık …’in katılana 2014 yılı Temmuz ayında 12.000,00 TL para verdiği, farklı zamanlarda da 4.500,00 TL ve 6.600,00 TL para verdiğini ve kar payı vermek için anlaştıkları, 2015 yılı kurban bayramı öncesinde katılanın sanığa kendisinden 110.000,00 TL alacağı olduğunu söylediği, 2017 yılı başında ise kendisinden 120.000,00 TL alacağı olduğunu söylediği görülmekle dosya kapsamına göre ticari ilişkinin mevcut olmasına rağmen boyutunun ve miktarının tam olarak tespit edilememesi nazara alındığında sanıkların eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 150 nci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 5237 sayılı Kanununun 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) ve (c) bendi ile beraber sanıkların katılana el ile vurup basit tıbbı müdahale ile iyileşecek şekilde yaralayarak üzerlerine atılı kasten yaralama suçunu işledikleri anlaşıldığından sanıkların kasten yaralama suçu nedeni ile eylemlerine uyan 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği anlaşılmış hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmuştur.

V. KARAR
A. Sanıklar Hakkında Kişi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle sanıklar müdafiilerinin temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun’un 298. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oybirliğiyle REDDİNE,

B. Sanıklar Hakkında Nitelikli Yağma Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanıklar müdafiilerince öne sürülen temyiz sebepleri ile re’sen incelenmesi gereken konular yönünden temyiz istemleri yerinde görüldüğünden … Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 27.04.2018 tarihli ve 2018/1005 Esas, 2018/1034 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
22.03.2023 tarihinde karar verildi.