Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2021/23920 E. 2023/9492 K. 22.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/23920
KARAR NO : 2023/9492
KARAR TARİHİ : 22.03.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Nitelikli yağma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Cumhuriyet Başsavcılığının 26.10.2016 tarihli ve 2016/2123 No.lu iddianamesi ile sanık hakkında nitelikli yağma suçunu işlediği iddiası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi, 35 inci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemli kamu davası açılmıştır.

2. … 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.01.2017 tarihli ve 2016/290 Esas, 2017/11 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağma suçundan beraat kararı verilmiştir.

3. … 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.01.2017 tarihli ve 2016/290 Esas, 2017/11 Karar sayılı kararının katılan vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 16.03.2017 tarihli ve 2017/408 Esas, 2017/371 Karar sayılı kararı ile;
”Suçun temel şeklinin gerektirdiği hapis cezasına göre sanığa istemese bile müdafii tayin edilmesi ve savunmasının müdafii huzuru ile alınmasının gerekmesine rağmen sanığın müdafii istemediğinden bahisle duruşmaya devam olunarak savunmasının alınması CMK’nın 150/3 maddesi yollaması ile 150/2 maddesi aykırı ”
Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

4. Bozma üzerine yapılan yargılama sonucu … 10. Ağır Ceza Mahkemesi, 29.06.2017 tarihli ve 2017/128 Esas, 2017/243 Karar sayılı kararı ile sanığın nitelikli yağma suçundan beraatine karar vermiştir.

5. … 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.06.2017 tarihli ve 2017/128 Esas, 2017/243 Karar sayılı kararının katılan vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 16.10.2017 tarihli ve 2017/1453 Esas, 2017/1444 Karar sayılı kararı ile;
”… C.Başsavcılığının 2016/33305 Esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında birden fazla kişi tarafından birlikte yağmaya teşebbüs suçundan cezalandırılması istemi ile kamu davası açıldığı, Mahkemenin 2016/290 Esas – 2017/11 Karar sayılı kararı uyarınca sanık hakkında beraat kararı verildiği, katılan vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu, Dairemizin 16/03/2017 tarih, 2017/408 Esas- 2017/371 Karar sayılı ilamı ile isnat edilen suça ilişkin olarak kanunda belirtilen hapis cezası alt sınırı 5 yılı aştığından CMK.150/3 maddesi uyarınca müdafii zorunluluğu bulunduğu halde müdafii görevlendirilmeden ve bu şekilde usule uygun savunma alınmadan karar verilmesi nedeni ile yerel Mahkeme kararının bozulduğunu, Mahkemece sanığa bozma sonrası yargılama sırasında müdafii görevlendirildiği anlaşılmış ise de, daha önce müdafii görevlendirilmeden savunma alınmış olması nedeni ile sanığın dosya kapsamında usule uygun alınmış savunmasının bulunmadığı halde daha önce savunmasının alınmış olmasından bahisle sanığın dinlenilmesinden vazgeçilmesine karar verilmesinin bozmanın gereğini tam olarak yerine getirildiğini göstermeyeceği, istinaf incelemesi sırasında katılan vekilinin ileri sürdüğü iddialar kapsamında değerlendirme yapılabilmesi için öncelikle sanığın usule uygun şekilde alınmış savunmasının bulunması gerektiği, olayda derhal beraat kararı verilmesi şartları bulunmadığı da gözönüne alındığında savunma hakkının Mahkeme tarafından yapılan işlem ve verilen karar ile sınırlandırıldığı anlaşıldığından,
Hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması, ”
Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

6. Bozma üzerine yapılan yargılama sonucu … 10. Ağır Ceza Mahkemesi, 01.03.2018 tarihli ve 2017/348 Esas, 2018/67 Karar sayılı kararı ile sanığın nitelikli yağma suçundan beraatine karar vermiştir.

7. … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 28.06.2018 tarihli ve 2018/973 Esas, 2018/1253 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan Vekilinin Temyiz Sebebi;
Sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğine,
İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Dava konusu olaydan önce sanığın katılana borç para verdiğini iddia ettiğii, … isimli şahsa borçlanan sanığın bu borcu ödemesi kendisinden istendiğinde katılanda olan alacağını tahsil ettiğinde ödeyeceğini beyan ettiği, … isimli şahsın katılan ile görüşmesi için … isimli elemanını gönderdiği, olay tarihinde iddia ettiği alacağının ödenmesi için sanığın katılanı aradığı, ona ulaşamadığı, daha sonra sanığın yanında … isimli şahıs olduğu halde katılanın arkadaşı olan tanık S.T.’nin yanına gidip katılanı sorduğu, tanık S.K.’nın katılanın yerini bilmediğini söylemesi üzerine … isimli şahsın müşteki ile ilgili olarak hakaret tehdit içerikli sözler söylediği, ayrıca sanığa dönüp ”Seni de gebertirim, bizi oyalıyorsunuz, bu şahsa ulaşmam lazım” dediği ve olay yerinden ayrıldığı, tanık S.K.’ın … isimli şahıs ayrıldıktan sonra sanığa ”Yaptığınız oldu mu” şeklinde sorması üzerine sanığın tanık S.K.’ya ”… abiye ulaşsam böyle olmazdı, benim bunlara 78.000,00 TL borcum kaldı, beni bitirdiler, bunların 9-10 tane adamı var, bunları engelledim, bunlar beni de …’yi de bititirler” şeklinde sözler söylediği, Serkan’ın bunları katılana iletmesi üzerine katılanın şikâyetçi olduğu ve yapılan soruşturma neticesi sanığın nitelikli yağmaya teşebbüs suçunu işlediği iddiası ile hakkında kamu davası açılmıştır.

2. Tanık S.K. 19.01.2017 tarihli celsede; “Daha önceki ifademi tekrar ediyorum, olay tarihinde telefonumda cevapsız arama vardı, ben aradığımda bu şahsın daha önce tanıdığım … olduğun öğrendim, benimle görüşmek istediğini söyledi, hastanede olduğumu söyledim ve hastane gelmesini ilettim. Bir süre sonra hastaneye geldi, birlikte dışarı çıktık, sonra ismini … olarak öğrendiğim şahıs geldi, … isimli şahıs …’ı sordu, ben yerini bilmediğimi söyledim, bunun üzerine … isimli şahıs … ile ilgili olarak küfürlü sözler söyleyerek, niye kaçıyor, ben Urfalı … ağanın adamıyım, ödemesi gereken para var, güvendiği mafya varsa bulsun getirsin şeklinde hakaret, tehdit içerikli sözler söyledi. Ayrıca … isimli şahıs …’a dönüp, seni de gebertirim, bu şahısa ulaşmam lazım şeklinde sözler söyledi ve ayrıldı. … benim yanımda kaldı. …, bunlar daha kalabalıklar, 9-10 tane adamı var, ben bunları engelledim, 78.000 TL borcum var, bunlar beni de bitirirler …’yi de bitirirler şeklinde sözler söyledi. Sanığın müştekiye yönelik hakaret tehdit içerikli bir sözü olmadı, hakaret tehdit sözlerini … isimli şahıs sarf etmişti. Sanığın … isimli şahsı destekleyici bir tavrı yoktu. Ayrıca sanık kusura bakma senin bu işle alakan yok şeklinde sözler de söylemişti” şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür.

3. Sanığın ve tanığın anlatımlarında ismi geçen … ve … isimli şahısların açık kimlik bilgilerine ulaşılamadığı, haklarındaki soruşturma evrakının tefrik edildiği, soruşturma defterinin 2016/94310 numarasına kaydedilen soruşturmada daimi arama kararı verildiği tespit edilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen Olay ve Olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
Tanık S.K. kovuşturma aşamasındaki anlatımında sanığın katılana yönelik tehdit içeren bir sözü olmadığını ifade etmiştir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; “Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada “suçsuzluk” ya da “masumiyet karinesi” olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede “in dubio pro reo” olarak ifade edilen “şüpheden sanık yararlanır” ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir.”

Ceza yargılaması sonucunda mahkumiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak, sanığın üzerine atılı eylemi gerçekleştirdiğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin, yeterli ve inandırıcı delil bulunamadığından yerel mahkemece 5271 sayılı CMK’nin 223/2-e maddesi gereğince sanığın beraatine dair verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 28.06.2018 tarihli ve 2018/973 Esas, 2018/1253 Karar sayılı kararında katılan vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ile re’sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Yasanın 288 ve 289. maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 10. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

22.03.2023 tarihinde karar verildi.