Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2021/24170 E. 2023/9907 K. 10.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/24170
KARAR NO : 2023/9907
KARAR TARİHİ : 10.04.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Nitelikli yağma
HÜKÜMLER : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden istinaf başvurusunun esastan reddine, tehdit suçu yönünden ilk derece mahkemesinin kararı kaldırılarak nitelikli yağma suçundan mahkûmiyetine, kazanılmış hak ilkesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına

Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hüküm yönünden 5271 Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık müdafiinin temyiz isteminin aynı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Cumhuriyet Başsavcılığının, 15.02.2013 tarihli ve 2013/2678 Esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (h) bentleri, 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri uyarınca cezaladırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

2. … 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.06.2014 tarihli ve 2013/81 Esas, 2014/299 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 37 nci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle aynı Kanun’un 150 nci maddesi yollamasıyla 106 ncı maddesinin ikinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesi uyarıca açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeden 25.07.2014 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.

3. Söke 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.02.2019 tarihli ve 2018/822 Esas, 2019/142 Karar sayılı dava dosyasından yapılan ihbar üzerine sanığın deneme süresi içerisinde hükümlü ve tutuklunun kaçması suçunu işlediği anlaşılıp … 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.05.2019 tarihli ve 2019/123 Esas, 2019/264 Karar sayılı kararı ile dava dosyasının yeniden ele alınarak sanık hakkında açıklanması geri bırakılan hükmün sanığın 5237 sayılı Kanun’un 37 nci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle aynı Kanun’un 150 nci maddesi yollamasıyla 106 ncı maddesinin ikinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına hak yoksunluklarına karar verilmesi şeklinde açıklandığı anlaşılmıştır.

4. … 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.05.2019 tarihli ve 2019/123 Esas, 2019/264 Karar sayılı kararının sanık ve müdafiinin istinaf başvurusu üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 08.07.2020 tarihli ve 2019/1799 Esas, 2020/745 Karar sayılı kararı ile … 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.05.2019 tarihli ve 2019/123 Esas, 2019/264 Karar sayılı kararı kaldırılarak sanığın 5237 sayılı Kanun’un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a), (c), (h) ve (d) bentleri, 62 nci maddesi uyarınca 10 yıl 10 ay hapis cezası ile cezaladırılmasına, kazanılmış hak ilkesi gözetilerek 5271 sayılı Kanun’un 307 nci maddesinin dördüncü maddesi uyarınca sanığın neticeten 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri;
1. Mahkûmiyet için yeterli delilin bulunmadığına,
2. Suçun unsurlarının oluşmadığına,
3. Hükmedilen ceza miktarının yüksek olduğuna,
4. Lehe hükümlerin uygulanmadığına,
İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Olay tarihinden yaklaşık 5 ay önce iş yeri açan katılan …’in, yanında işe başlayan tanık E.K.’nın kız kardeşi olan temyiz dışı sanık … ile bir müddet arkadaşlık ilişkisi yaşadıkları, bu ilişki sırasında sanık …’nin hamile kaldığı, katılan …’in önce bu durumu kabullenmediği, daha sonraki aşamalarda çocuğun alınması için girişimlerde bulunduğu, olumsuz sonuç alması üzerine sanık …’ye düşük ilaçları temin ettiği fakat bunlarında etkili olmadığı, devam eden günlerde sanık …’nin hamile olduğu ailesi tarafından öğrenildiği ve bu aşamadan sanık …’nin eniştesi olan sanık …’ın olay günü saat 21.45 sularında katılanı telefonla arayarak alüminyum iş yaptırmak istediğini söyleyerek buluşma teklifinde bulunduğu, katılanın bu teklifini kabul edip buluşma yerine gittiği, burada sanık …’ın temyiz dışı sanık … ile araçla beklediği, katılan …’in araç içinde sanık …’ı elinde silahla beklediğini görmesi üzerine koşarak kaçmaya başladığı, sanık …’ın kovalamaca sonucunda katılan …’i yakaladığı, hakaret içerikli sözler sarf ederek katılanın yüzüne tekme atıp elindeki silahın dipçik kısmı ile başına vurduğu, devamında hürriyetinden alıkoyarak sanık …’nin evine götürdükleri, burada temyiz dışı diğer sanıklarla katılana silah zoruyla senet imzalatıp üzerindeki 400,00 TL parayı aldıktan sonra katılanı tekrar araca bindirip “…bu olanları polise gidip anlatırsan biz 10 yıl almıştık bir 6 yıl daha alırız ama gelir seninde kafana sıkarız…” şeklinde sözler sarf ettikten sonra ilk buluşma noktasın götürüp saat 23.45 sularında serbest bıraktıkları olayda; ilk derece mahkemesince sanık …’ın 5237 sayılı Kanun’un 150 nci maddesi yollamasıyla tehdit suçunu işlediğinin kabul edildiği anlaşılmıştır.

2. Katılanın, … Numune Hastanesinden alınan 09.02.2013 tarihli adli muayene raporuna göre basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde yaralandığı tespit edilmiştir.

3. Dosya içerisinde bulunan 09.02.2013 tarihli yakalama, muhafaza altına alma ve teslim tutanağına göre sanık …’ın yakalanma anında üzerinde bulunan suça konu senedi kolluğa teslim ettiği ve aynı tarihli tutanağa göre temyiz dışı sanık …’ün suçta kullanılan silahın yerini göstermesi üzerine kolluk tarafından muhafaza altına alındığı ve yapılan tespite göre silahın kurusıkı tabanca olduğu saptanmıştır.

4. Katılanın aşamalarda özde değişmeyen tutarlı anlatımlarda bulunduğu saptanmıştır.

5. Sanık …’ın tevil yollu ikrarda buluduğu anlaşılmıştır.

6. Tanıklar E.K’nın, H.D ve Ö.B’nın ifadeleri dosya içerisinde mevcuttur.

7. Suça konu senetlerin suretleri dosya içerisinde bulunduğu görülmüştür.

8. İletişim kayıtları dosya içerisinde mevcuttur

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Katılan ile aralarında hukuksal anlamda alacak borç ilişkisi bulunmayan sanık …’ın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 149 ncu maddesinde düzenlenen nitelikli yağma suçunu oluşturduğunun kabulüyle ilk derece mahkemesinin kararı kaldırarak sanık hakkında aynı maddenin (a), (c), (d), (h) bentleri ile uygulama yapılarak mahkûmiyet hükmü kurulduğu ve 5271 sayılı Kanun’un 307 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca ceza miktarı yönünden kazanılmış hakkın korunarak neticeten 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
A. Delil Yetersizliği ve Suçun Unsurları Yönünden
5237 sayılı Kanun’un 148 inci ve 149 uncu maddelerinde düzenlemeye göre; bir başkasının kendisinin veya yakınının hayatına, vücut ve cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden yada mal varlığı itibariyle büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişinin eylemi yağma suçunu oluşturur. Suç anılan değerlere yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit veya cebir kullanılması suretiyle gerçekleşir. Cebir ve tehdit karşısında mağdurun başka bir seçeneği kalmamaktadır.

Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; katılan beyanı, sanık savunması, temyiz dışı sanıkların beyanları, tutanaklar ve hukuken elverişli tüm kanılara göre sanığın 5237 sayılı Kanun’un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (h) bentlerini ihlal edecek şekilde nitelikli yağma suçunun işlediği sabit görülmüş ve kurulan hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

B. Ceza Miktarı Yönünden
5237 sayılı Kanun’un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen bentleri birden fazla ihlal edecek şekilde nitelikli yağma suçunu işleyen sanık hakkında Bölge Adliye Mahkemesi tarafından hüküm kurulurken suçun işleniş şekli ve suçun işlenmesindeki özellikler göz önüne alınarak ve takdiren ve teşdiden temel cezanın 13 yıl olarak belirlenmesinden sonra ve aynı Kanun’un 62 nci maddesi uyarınca takdiri indirim oranı uygulanarak sanığın 10 yıl 10 ay hapis cezası ile mahkumiyetine ve aleyhe istinaf talebi bulunmaması nedeniyle sanığın netice olarak ceza miktarı yönünden kazanılmış hakkını oluşturan 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği dikkate alındığında kurulan hükümde ceza miktarı yönünden hukuka aykırılık bulunmamıştır.

C. Lehe Hükümler Yönünden
İlk derece mahkemesince verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararından sonra denetim süresi suç işleyen sanık hakkında hükmün aynen açıklandığı ve istinaf aşamasında sanık hakkında ilk derece mahkemesince tehdit suçundan verilen hüküm kaldırılarak yağma suçundan verilen 10 yıl 10 ay hapis cezası kazanılmış hak kuralı uygulanarak 1 yıl 8 ay hapis cezasına indirilmiş olması dikkate alındığında, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin yedinci fıkrası ve atıfet kuralı gereğince sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, seçenek yaptırımlarının uygulanması ve erteleme hükümlerinin uygulanmamasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
A. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu Yönünden
Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak REDDİNE,

B. Nitelikli Yağma Suçu Yönünden
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 08.07.2020 tarihli ve 2019/1799 Esas, 2020/745 Karar sayılı kararında sanık müdafiilerince ileri sürülen temyiz sebepleri ile re’sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun’un 288 inci ve 289 uncu maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

10.04.2023 tarihinde karar verildi.

(Karşı Oy) (Karşı Oy)

K A R Ş I O Y

Tüm dosya kapsamına göre; sanık ve suç arkadaşlarının katılana silah zoruyla senet imzalatıp üzerindeki 400,00 TL parayı aldıkları, katılanın şikayeti üzerine 09.02.2013 tarihinde yakalanan sanık …’ın, yakalanma anında kolluk güçlerine olayı doğrular şekilde beyanda bulunup üzerinde bulunan suça konu imzalı senedi ve diğer boş senetleri teslim ederek kısmi iadede bulunduğu dikkate alındığında, kısmi iade nedeniyle katılana etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına rızası olup olmadığı sorularak, sonucuna göre 5237 sayılı Kanun’un 168 inci maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma olanağının tartışıldıktan sonra sanığın hukuki durumun takdir ve tayini gerektiği düşüncesiyle hükmün bozulması gerektiği görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluğun yerel mahkeme kararının onanmasına dair görüşlerine katılmıyoruz.