YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/24175
KARAR NO : 2023/10009
KARAR TARİHİ : 12.04.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : İlk dereceli … 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.12.2018 tarihli ve 2018/446 Karar sayılı sanık hakkında yağmaya teşebbüs suçundan beraatine dair hükmü inceleyen … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin İstinaf başvurusun esastan reddine dair kararı
… Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin,17.01.2020 tarihli ve 2019/1229 Esas, 2020/143 Karar sayılı kararının Katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü:
Sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157/1, 35/2. maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle dolandırıcılığa teşebbüsten dava açılmış, … 27. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.11.2016 tarihli ve 2016/406 Esas ve 2016/808 Karar sayılı kararıyla 5237 sayılı Kanun’un 148, 35/2, 53. maddeleri uyarınca sanığın eyleminin yağmaya teşebbüs olabileceği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilerek yapılan yargılama neticesinde atılı suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 223/2-(e) maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
Sanık hakkında, … 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 27/12/2018 tarihli ve 2016/336 Esas, 2018/446 Karar sayılı kararı ile yağmaya teşebbüs suçu için öngörülen cezanın türü ve miktarı dikkate alınarak sanık hakkında İlk Derece Mahkemesi tarafından, 5271 sayılı Kanun’un 286/2-g maddesi uyarınca verilen beraat kararının istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararı ve bu karara yönelik temyizin niteliği karşısında;
5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinde yer verilen; “On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak (…) istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanık müdafiinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 12. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
12.04.2023 tarihinde karar verildi.
(Karşı oy)
KARŞI OY
Bilindiği üzere 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı madde 2. fıkrası on yıl ve daha az hapis cezasını gerektiren suçlarda İlk Derece Mahkemesince verilen beraat kararlarını inceleyen istinaf Dairesinin red kararlarının kesin olduğu ve temyiz edilemeyeceği açıktır.
Yargıtay yerleşik uygulamalarına göre kesin hüküm bile olsa “vasıf temyizi” mümkündür.
Olayımızda yerel mahkemece temel yağma (TCK 148) kabul edilerek verilen beraat kararı (altı yıldan on yıla kadar hapis içermesi nedeniyle) istinafta onanması nedeniyle şeklen kesin hükümdür. Temyize tabi değildir. Bu karar aleyhine temyiz vardır. Sanığın telefonla arayıp tehdit ettiği, mağduru korkutarak para istediği olayda; başlangıçta mağdur ve sanığın bulunduğu yer bilinmese de mağdurun elinde telefonla tehdit devam eder halde iş bankası şubesine girdiği telaşla para çekip sanığın istediği hesaba yatırmaya çalıştığı esnada görevlilerce fark edilerek para göndermesinin engellendiği açıktır. Yani aynı mal varlığını almaya yönelik tehdit eylemi dışarıda başlamış olsa da mağduru girdiği banka şubesinde de devam ettiği, aynı mal varlığını almaya yönelik tehditlerin ayrı ayrı değil tek sayılması gerektiği ortada tek yağmaya teşebbüs olduğu da sabittir. Son eylemin yapıldığı yer yani mağdurun bulunduğu yer banka şubesidir. Dolayısıyla eylem nitelikli yağma suçunu oluşturmaktadır. TCK 149/1-d maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Basit yağmaya göre nitelikli yağma arasında vasıf değişikliği vardır. Dolayısıyla katılanın temyizi vasıf temyizi olarak kabul edilerek kararın esasına girilmeli ve mevcut delil durumuna göre TCK 149/1-d, 35 maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken beraat verilmesi gerekirdi gerekçesiyle bozulmalı idi.