Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2021/24202 E. 2023/9895 K. 10.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/24202
KARAR NO : 2023/9895
KARAR TARİHİ : 10.04.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Nitelikli yağma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/7739 soruşturma numaralı ve 03.11.2016 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi, 53 ve 63 üncü maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.

2. … Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.07.2018 tarihli ve 2016/249 Esas, 2018/160 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 35 inci maddesi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 ve 63 üncü maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba karar verilmiştir.

3. … Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 08.01.2019 tarihli ve 2018/2987 Esas, 2019/14 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafiinin Temyiz İstekleri;
1. Suçun niteliği ve saati kesin olarak tespit edilemediğinden suçun basit halinden hüküm kurulması gerektiğine,
2. Malın değeri tespit edilerek değer azlığı nedeniyle sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 145 inci maddesinin uygulanması gerektiğine,
İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Olay günü gündüz vakti şikâyetçi …’in, eşi ile birlikte yolculuk yaptıkları sırada … Metro Dinlenme Tesislerinde mola verdikleri, şikâyetçi …’in eşinin araçta dinlendiği, şikâyetçinin de çantası ile birlikte tesisin bahçesinde oturduğu esnada sanık …’nın şikâyetçinin çantasını almaya çalıştığı, şikâyetçinin çantasını bırakmaması üzerine sanığın şikâyetçiyi yerde sürükleyerek çantayı alıp sanığın 3-4 metre ilerisinde bulunan beraat eden dava dışı diğer sanık ile birlikte kaçmaya başladıkları, olay yerinde bulunan sivil jandarma ekibi ve vatandaşlar tarafından olaya müdahale edilerek sanıkların şikâyetçiye ait çanta ile birlikte yakalandıklarının, kabul edildiği anlaşılmıştır.

2. Sanık savunmasında, atılı suçu ikrar etmiştir.

3. Şikâyetçinin basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralanmasını gösterir adli rapor, dava dosyasında mevcuttur.

4. Olay yeri tespit tutanağı, dava dosyasında mevcuttur.

5. Tanıklar …, … ve …’ın, şikâyetçi beyanı ile uyumlu anlatımda bulundukları görülmüştür.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen Olay ve Olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, “Sanığın olay zamanı şikâyetçinin çantasını cebir kullanarak almasından sonra mahalden kaçmaya başladığı, durumu gören kolluğun ve vatandaşların sanığı yakaladığının dosya kapsamından anlaşılmış olmasına göre, sanığın neticesi harekete bitişik yağma eylemini tamamlamış olmasına rağmen ilk derece mahkemesince sanık hakkında teşebbüs hükümlerinin uygulanması sureti ile eksik ceza tayin edilmiş olması hukuka aykırı ise de, eleştirilmekle yetinilmiştir.” şeklindeki eleştiri dışında, bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
İstinaf incelemesi sırasında eylemin tamamlanmış olduğuna ilişkin tespite iştirak edilmekle birlikte ayrıca sanığın eylemini, olay yerinde bulunan ve gözcülük yaptığı anlaşılan dava dışı sanık ile birlikte gerçekleştirdiği belirlenmekle, yağma suçunun, iş yerinde, birden fazla kişi ile birlikte işlendiğinin anlaşılması karşısında; 5237 sayılı Kanun’un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinin yanı sıra (c) bendi ile de uygulama yapılması ve aynı sayılı Kanun’un 61 inci maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken, bu hususların dikkate alınarak alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin düşünülmemesi, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

1.Tebliğnamede yer alan, eylemin 5237 sayılı Kanun’un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (d) bendini ihlal etmediğine ilişkin görüş yönünden
Sanığın eylemini gerçekleştirmiş olduğu yerin … ilçesinde otoban kenarında yer alan iş yeri mahiyetindeki Metro Dinlenme Tesislerinin eklentisi niteliğindeki otopark olduğu belirlendiğinden, 5237 sayılı Kanun’un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinin uygulanmasında hukuki bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.

2. Sanık müdafiinin suçun basit halinden hüküm kurulması gerektiğine ilişkin temyiz sebebi yönünden
Yağma suçunun, iş yerinde ve birden fazla kişi ile birlikte gerçekleştirildiği anlaşılmakla yağma suçunun nitelikli halinden ceza tayin edilen hükümde, bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

3. Malın değeri tespit edilerek değer azlığı nedeniyle sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 145 inci maddesinin uygulanması gerektiğine ilişkin temyiz sebebi yönünden
Yağma suçları 5237 sayılı Kanun’un 148, 149 ile 150 nci maddelerinde düzenlenmiştir. Yağma, başkasının zilyetliğindeki taşınabilir malı zilyedinin rızası olmadan cebir ve tehdit ile yarar sağlamak maksadıyla alınmasıdır. 5237 sayılı Kanun’un 148 inci maddesinin birinci fıkrasında yağma suçunun temel şekli, ikinci fıkrasında senet yağması, üçüncü fıkrasında cebir karinesine yer verilmiştir. 5237 sayılı Kanun’un 149 uncu maddesinde yağma suçunun nitelikli halleri düzenlenmiştir. 5237 sayılı Kanun’un 150 nci maddesinde hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amaçlı yağma ile değer azlığı yaptırıma bağlanmıştır.
Zilyedin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla olduğu yerden alınması hırsızlık suçunu oluşturur.
Yağma suçu, hırsızlığın zor kullanılmak suretiyle gerçekleştirilme halidir.
Cebir veya tehdit, ”yaşam hakkı, vücut dokunulmazlığı, cinsel dokunulmazlık ve malvarlığı hakkı” şeklindeki hukuki değerlere yönelik olmalıdır.
Yağma icrai kuvvetle işlenebilen bir suç tipidir. Kullanılan cebir ve tehdidin, kişinin malı teslim etmeye veya alınmasına ses çıkarmamasına elverişli olması gerekir.
Cebir-şiddet, mağduru, men ederek ve zorlayarak, failin istediği davranışa sokacak fiillerdir.

5237 sayılı Kanun’un “Daha az cezayı gerektiren hâl” başlıklı 150 nci maddesinin ikinci fıkrasında; “Yağma suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek ceza üçte birden yarıya kadar indirilebilir.” denilmektedir.
Maddenin gerekçesinde ise; “Maddenin ikinci fıkrasında, yağma suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek cezada indirim yapılması gerektiği kabul edilmiştir.” açıklamasına yer verilmiştir.
5237 sayılı Kanun’un 145 inci maddesiyle daha az ceza verilmesini gerektiren bir nitelikli hâl olarak “Değer azlığı”, hırsızlık suçu bakımından da suçun işleniş şekli ve özellikleri de göz önünde bulundurularak, ceza vermekten de vazgeçilebilir.” ibaresi ilâvesiyle hüküm altına alınmış bir husustur.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun (YCGK) 15.12.2009 tarihli, 6/242-291 Esas ve Karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere, 5237 sayılı Kanun’un 145 inci maddesi veya 150 nci maddesinin ikinci fıkrasında ve gerekçelerinde “Daha çoğunu alabilme olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak az olan şeyi alma” koşulu yoktur. Elbette değerin az olmasına ilaveten, daha çoğunu alma olanağı varken daha azı alınmış ise; bu maddeler sanık lehine uygulanmalıdır. Ancak; her iki maddenin, yalnızca bu tanımlamayla sınırlandırılması da olanaklı değildir.
5237 sayılı Kanun’un 145 inci maddesi veya 150 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca faile verilen cezada indirim yapılabilmesi için malın değerinin az olması kural olarak yeterli olup, suç ve cezada kanunilik ilkesi ile aleyhe kıyas ve yorum yasağı gereği, kanunda bulunmayan başka bir koşul ihdas edilemez.
Hâkim indirim oranını aynı sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinde öngörüldüğü üzere “İşlenilen fiilin ağırlığıyla orantılı” olacak şekilde saptamalıdır.
5237 sayılı Kanun’un 145 inci maddesi ve 150 nci maddesinin ikinci fıkrasının uygulanmasında hâkime geniş bir takdir yetkisi tanınmış olup, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 5271 sayılı Kanun’un 34, 223, 230 ve 289 uncu maddeleri uyarınca sözü edilen yetki kullanılırken, keyfiliğe kaçmadan, her somut olaya uygun, yasal ve yeterli gerekçe göstermek suretiyle açıklanmalı ve uygulama yapılmalıdır.
Öte yandan hâkim, 5237 sayılı Kanun’un 145 inci maddesi veya 150 nci maddesinin ikinci fıkrasıyla, kendisine tanınan takdir yetkisini kullanırken, evrensel ceza hukuku prensiplerinden olan ve ceza kanunlarımızın hazırlanmasında esas alınan, kanunilik, belirlilik, orantılılık ve ölçülülük ilkeleri, kıyas ve aleyhe yorum yasağı ile mükerrer değerlendirme yasağına uygun bir değerlendirme yapmak zorundadır.
Bu açıklamalardan değer az ise, verilecek cezadan mutlaka indirim yapılmalıdır gibi bir anlam da çıkartılmamalıdır. Diğer bir anlatımla indirim yapıp yapmama hususu her somut olayda özenle değerlendirilmelidir.
Nitekim YCGK’nın Dairemizce benimsenen içtihatları uyarınca; rögar kapağı, plaka, sürücü belgesi, kimlik belgesi ve bankamatik kartı gibi eşyaların hırsızlık suçuna konu olması halinde, ortaya çıkan tehlike veya bunların yeniden çıkartılması için sarf edilecek emek ve mesai vb. de gözetilerek değer azlığı indirimi yapılmamalıdır.
Bunun gibi kasten öldürme, kasten öldürmeye teşebbüs, cinsel istismar gibi ağır suçların yağma ile birlikte işlenmesi hallerinde değer azlığı indiriminin yapılmaması hukuka, vicdana ve adalete de uygun olacaktır.
Bu açıklamalardan sonra somut olay değerlendirildiğinde, sanığın şikâyetçiyi yerde sürükleyerek içerisinde cep telefonu, aracın yedek anahtarı, Almanya’da bulunan evinin anahtarı ve 23,00 TL para bulunan çantasını zorla alması şeklindeki eyleminin, hırsızlık suçunu değil yağma suçunu oluşturduğu, alınan eşyaların değeri az olarak kabul edilemeyeceğinden sanık hakkında nitelikli yağma suçundan hüküm kurulması sırasında değer azlığı nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 150 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca indirim yapılamayacağı gözetildiğinde hükümde, bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 08.01.2019 tarihli ve 2018/2987 Esas, 2019/14 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ile re’sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun’un 288 inci ve 289 uncu maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, istinaf mahkemesince ve dairemizce yapılan eleştiriler dışında, hukuka aykırılık görülmediğinden aynı sayılı Kanunun 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

10.04.2023 tarihinde karar verildi.